30 Ekim ile 1 Kasım 2006 tarihleri bize karanlık günleri hatırlatıyor. Tabii bu şehrin hafızasında sel felaketi asla silinmeyecek derin bir yara açtı. Bir de 2023 yılının sonbaharında yaşanan sel felaketini de unutmuyoruz. Aradan geçen 20 yılda kaybettiğimiz canların acısı ilk günkü tazeliğini korurken, her yıl aynı dönemde aynı can alıcı soruyu kendimize sormaktan geri duramıyoruz...
Bu ayın sonunda, tam 20 yıl önce sel felaketinde kaybettiğimiz canları ve 9 mahallenin içine düştüğü manzarayı hepimiz tekrar hatırlayacağız. 2006’da yaşanan o felaketten kuşkusuz ders aldığımız olmuştu. 3 Yıl önce sel felaketinin yaşandığı adres, yine aynıydı. İluh Deresi'ne paralel olarak akan Seyitler Mahallesi'ndeki küçük dereydi...
DOĞA AFFETMEZ
Doğa kendi düzenini şaşmazlıkla koruyan en büyük gerçeğimizdir. Bu düzenin bozulması yıkımdır, ölümdür ve felakettir.
Hep yazılır ve söylenir, “Doğa affetmez” diye.
Bu kadar acımasız olan doğanın, acıları yaratmadan önce bizlere ‘hayat’ verdiğini ve onun parçası olmanın kıvancını yarattığını görüyoruz, biliyoruz.
Doğa durduk yerde felaket getirmez, yaptıklarımıza, ona zarar verdiğimizde hiddetlenir, hiçbir engel tanımadan yıkar geçer, bizler de başlarız ağlamaya. Oysa doğa milyonlarca yıl bağrında her canlıyı yaşatmış ve bugüne getirmiş. O yüzden bizim, “durduk yerde nasıl oldu?” sorumuzun ardındaki neden doğanın rahatsız olmasıdır, O’nu rahatsız etmemizdir.
İstanbul’da yaşanan sel felaketi bizlere hatırlattı ki; bugüne kadar yaptıklarımızda birçok yanlışın varlığını artık kabul etmenin zamanın geldiğini.
Her felaket sonrası aynı hüznü, aynı acıyı yaşıyoruz ve son olmasını diliyoruz.
Bu dileğin gereklerini hiç düşünmediğimizi, yaşananlardan anlıyoruz.
Bundan tam 20 yıl önce Batman benzer bir tablo yaşadı.
Evler yıkıldı, canlarımızı yitirdik.

“SU AKAR, YOLUNU BULUR…”
Sonrasında Kastamonu’da yaşandı, ardından Rize, Artvin ve diğer iller.
Çarpık yapılaşmanın kurbanı olmuştu yukarıda yazdığımız şehirler.
Eski yerleşim yerlerinde bu afetlerin yaşanması o zaman ki plansızlık, rastgele ve bilimsel verilerden uzak imarın yapılması diye bir mantıkla açıklanabilir belki ama 21’nci yüzyılda bu manzaraları, bu yıkımı TV ekranlarından izlemek çok yaralayıcı.
Doğaya engeller kurulamaz.
Doğanın gücü her engeli aşmaya muktedirdir.
Sel felaketleri şarkılara, türkülere geçmiş, “Su akar, yolunu bulur” gibi muhteşem bir deyime sahibiz.
Bu yolu kapattığımızda yıkarak kendine yol açtığı, yeterince öğretici değil mi?
Demek ki ‘Değilmiş.’
Yaşanan felaketler bunlara çok güçlü ve ders alması gerektiği yeterince göstermiyor mu?
Doğa dosttur, bağrından çıkan yemişlerle yaşıyoruz.
Yaşadığımız bu güzel günlerde doğanın gazabını bir an bile düşünmüyoruz ne yazık ki.
Oysa bir an bile aklımızdan çıkarmamalıyız; bizi yaşatan doğanın acımazlığını.
YAĞMUR SULARININ AKTIĞI TEK DERE
Çocukluğumuzda hatırlatırız Batman kent merkezindeki bazı dereleri…
Batman ovasından Batman Çayı’na akan birkaç dere vardı İluh dışından.
Kıra Dağı’ndan gelip Cudi, Bahçelievler, Pınarbaşı ve Hilal evleri içine alan dere.
O dere, yağışlı havalarda Atatürk Parkı ile Öğretmenevi binasının önünü küçük göle dönüştürürdü zaman zaman.
Yine Kıra Dağı eteğinden Tilmerç ile Gültepe Mahallesi’nden akıp Hava Meydan Komutanlığı içine kadar uzanan Avşo deresi.
Bu derelerden Batman Çayı'na yağmur sularının akışını sağlayan bir tek İluh kaldı.
Batman’da geçmişteki iki sel felaketinden sonra ilgili kurum ve kuruluşlar gereken dersleri çıkarmıştı.
Batman'ın olası sel felaketleriyle karşılaşmaması için önemli projeleri hayata geçirdi.
Derenin ıslahından sonra şimdi de Batman’da ‘Kuşaklama Projesi’ gündemde.
Geçen hafta İstanbul'da yaşanan sel felaketinin koca bir ‘Mega Kenti’ni duruma götürdüğünü gördük.
Sel felaketi ‘Mega Kenti’ni sarstı.
İklim değişikliği artık asrın felaketi olarak karşımıza çıkıyor.
İstanbul'daki sel sularında araçların nasıl sağa sola savrulduğu, binaları su bastığı ve vatandaşların evlerinden çıkamayacak hale geldiğini gördük TV’lerin ekranlarından.
Tabii ki 20 yıl önce Batman’da yaşadığımız ağır bilançonun benzeri koca İstanbul'da yaşandı.
O büyük şehirde de selden yaşamını yitiren vatandaşlarımız oldu.
Bu felaketlerde can ve mal kaybı yaşanıyor.
Aslında burada sık sık altını ısrarla çizdiğimiz bazı gerçekler var.
Yarım asır öncesinde İluh Deresi bu kadar daraltılmamış olsaydı, geçmişte yapılar dereye komşu şekilde inşa edilmeseydi, belki de bu felaketleri konuşmayacaktık.
İluh Deresi, günümüzde Batman Çayı'na akan tek dere.
Ancak şehrin çekirdeğini oluşturan eski yerleşim birimi bu derenin çevresine kurulduğunda, derenin neredeyse 100 metre genişliğindeki alanını 50 metreye kadar daralttık.
Dereye sıfır mesafedeki yapılar; o selde ağır hasarlı birer bina halini almıştı.
O yapılar, yıktırıldı sonradan.
PROJE BÜTÜN OLARAK TAMAMLANMALI
Batman Belediyesi son 3 yılda İluh Deresi çevresinde olması gereken örnek bir projeyi hayata geçirdi.
Projenin ilk etabı için söylenecek bir şey yok.
Ermi Mahallesi'nden Huzur Mahallesi'nin başlangıç noktasına kadar olan DDY köprüsüne kadar olan bölgeyi rahatlattı.
Derenin etrafındaki yeşil alanlar, parklar ve dinlenme yerleri… İluh'un bir bölümüne ayrı bir hava kattı.
Şimdi de uyarımız derenin geri kalan kısmı için.
Yağışlı havalarda yağmur suları, bu dereden yine Batman Çayı'na akacak.
İluh'un geri kalan bölümü için de projenin başlangıcından; Balpınar beldesi yakınına kadar sürmeli.
İluh deresi ıslah projesi bir bütün olarak tamamlanmalı.
Tabii ki Batman'da ‘Kentsel dönüşüm’ konusunda atılan adımlar var.
Bunlar şehrin geleceği adına ‘umut verici’ bir dinamizm.
İluh'taki sel felaketinin 20. yıldönümünde yeni manzaraya baktığımızda, projenin ilk etabında emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İluh'ta geri kalan bölümün tamamlanması için sadece biz değil, semt sakinleri bile zaman zaman bizi sorguluyor, eleştiriyor ve “Yazın, lütfen İluh Deresi'ndeki bu güzel proje dere sonuna kadar devam etsin” diyorlar.
İluh Projesi'ndeki ‘Kentsel Dönüşümün’ ilk adımı, önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor.
İluh'un devamındaki diğer bölgeler için de ek bir proje kaçınılmaz diyoruz.
İluh Deresi’nin ilk etabı, dönüşüm vizyonunda kıymetli bir adımdı.
Şimdi ‘Kentsel Dönüşüm’ü bekleyen Şirinevler ve Cumhuriyet mahalleleri var.
Şehrin altyapısını, toplanma alanlarını, ulaşım akslarını, sosyal donatılarını ve zemin gerçeklerini bilimsel ilkelerle ele almak, kuşkusuz bütüncül bir şehircilik anlayışı ve şehircilik hamlesidir.
Son dönemlerde de bu hamlelerin atıldığını görüyoruz.
İşte bu nedenle biz diyoruz ki; İluh'ta projenin tümüyle başarıya ulaşması için geride kalan kısmının da tamamlanması gerektiğini hatırlatıyoruz.
Kış mevsiminde dere kenarındaki vatandaşlara daha güvenli yarınlar diliyoruz.
Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş'la kalın…
Next