2006 Yılının sonunda KOÇ Grubu TÜPRAŞ Batman Rafinerisi’ni alınca yeni bir umut yeşertmişti. Aradan neredeyse 19 yıl geçti. Kuşkusuz TÜPRAŞ Batman Rafinerisi’nde bazı değişiklikler yapıldı. Daha doğrusu az insanla çok üretim yapacak teknolojiler getirerek, mevcut insan gücünü düşürdü, bu düşüş Batman’ın Koç Grubu’ndan beklentiyi de düşürdü…
Geçenlerde konuk olduğumuz 2000 yıllık Perpıra Köprüsü’nde geleceğin mimarlarıyla sohbet ettik. Profesör Dr. Meral Halifeoğlu ile Batman ve Diyarbakır’daki tarihi köprüleri konuştuk. O sırada gözümüze akarsu kıyısındaki bazı kum ocakları takıldı. Konuklarımız da o devasa kum ocaklarının manzarasına şaşırıp kalmıştı.
KOÇ GRUBU BEKLENTİYİ DÜŞÜRDÜ
Batman ve petrol birbirini doğuran iki anadır.
Petrol bulunduğunda ‘İluh’ vardı.
Ardından petrol çıkarılmaya ve işlenmeye başladı.
Önce küçücük rafineri kuruldu, sonra ülkenin en büyük sanayi tesisi olan rafineri kuruldu.
Yönetim, ulaşım ve pazarlama faaliyetleri başlayınca kurumsallaştı.
Kurumsal yapının oluşmasıyla ekonomik değeri büyüdü ve ekonomik faydası arttı.
Bu artıştan Batman da nasibin aldı, binlerce işçi ve yönetici kadrosu oluştu.
Haliyle istihdam ve şehir ekonomisine çok büyük katkı yaptı.
Ekonomik faydanın yarattığı refah on yıllarca sürdü.
Ardından ışıklarıyla Batman’ı aydınlatan kurum ikiye bölündü, küçüldü.
İstihdam ve ekonomik faydası da azaldı.
Uzun bir dönem böyle geçti, tabii bu arada kuruma beslenen umutlar da azalmaya başladı.
Ta ki, özeleştirme duyumlarına kadar.
Bu duyum azalan umutları arttırdı.
Özelleştirme ihaleleri yapıldı ve TÜPRAŞ Koç grubunun uhdesine girdi.
Tabii Koç Grubu’nun büyüklüğü yeni bir umut yeşertti.
Koç grubu hızlıca harekete geçip Batman TÜPRAŞ’ta bazı yenilikler yaptı, daha doğrusu ‘az insanla çok üretim yapacak teknolojiler’ getirerek, mevcut insan gücünü düşürdü.
Bu düşüş, Batman’ın Koç Grubu’ndan beklentisini düşürdü.
RAFİNERİNİN BATMAN’LA RUHU…
Koç Grubu’nun Batman Rafinerisi’ni bünyesine aldıktan sonra ne yazık ki yaralayıcı darbeler ardı ardına geldi.
Duvarların yükselmesiyle halk ile kurum arasındaki organik bağ kesildi.
Batman TÜPRAŞ sosyal tesislerine girişler kısıtlandı, tabii bu süre içinde işçi ve yönetici kadrosu yok denecek kadar azaldı.
Tüm bu darbeler, Batman’da gönül kırıklığı yarattı.
Oysa tüm dünyada büyük şirketler öncellikle yatırımının olduğu şehir ve bölgeye maksimum fayda sağlamayı ilk görev olarak görür.
Koç Grubu’nun ‘Küçük Mahalle Esnafı’ gibi davranmasını kabul etmek mümkün değil.
Anlıyoruz, kendi kuruluşudur ama Batman’ın ruhu olan bu kuruluşun bu şehirle bağının koparılması, ruhunun kurutulmasıdır.
Su ve petrol metaforunu kullanırsak eğer, şu doğduğu toprağı yemişleriyle yaşatır.
Petrol de öyleydi ama özelleşmesiyle birlikte çıkarılıp uzaklara kaçırılan bir mal gibi bir his var tüm Batmanlılarda.
Bu konuda 1980 darbesinin mimari Kenan Evren’in; “Bu rafineriye tekerlek takılabilse, buradan Batı’ya götürmek isterdim” gibi son derece yaralayıcı, hatta nefret uyandıran sözünün, şimdi gerçekleşmiş olduğu hissi uyandırıyor Batman’ın her yanında.
Evren, Batman Rafinerisi’ni götürememişti ama buraya yapılacak yatırımları; Petrolün ‘p’sinin olmadığı Kırıkkale Rafinerisine kaydırmıştı.
Birçok defa yazdık ama sesimizi duyuramadık ya da duymak istemediler.
Bugün de bu yazıyı, buradaki yöneticilerin üst makamlara iletmesi için Batmanlıların ortak duyguları olarak not ediyoruz.
Umarız, bu yazıyla Koç grubu yıllardan beri uygulaya geldiği yöntemleri değiştirir ve şehre olması gereken istihdam ve ekonomik faydayı sağlar…
******
AKARSUYUN AKIŞI DEĞİŞTİ
Yıllardır Batman Çayı’nda kum çeken ruhsatlı ocaklar var. Bu kum ocaklarının denetimleri mutlaka yapılıyor. Fakat höyük ile tarihi köprüye yakın mesafedeki bazı kum ocaklarının manzarası insanı düşündürdükçe düşündürüyor.
Çay yatağındaki kum ocaklarının ruhsat süreleri dolduğunda bölgeden tahliye edilecekleri de açıklanmıştı bir süre önce.
Aslında kum ocağı işletmecileri de ruhsat süreleri tamamlandığında; o bölgeden ayrılacaklarını açıklamışlardı. Yine şehir girişindeki Bims Briket imalatçıları da akarsu yatağına veda etmenin hazırlığında.
Bizim burada kimseyi hedef gösterme gibi bir çabamız yok.
Biz sadece akarsu kıyısı ile çevredeki verimli tarım arazilerinin yok edildiğini anımsatmak istiyoruz.
Batman Çayı’nda, 2000 yıl öncesinin Perpıra Köprüsü’nün eski ayaklarının çevresinden kum çekile çekile o şaheser yapıt artık ne yazık ki içler acısı bir duruma geldi. Bunu arkeologlar söylüyor, biz değil…
Çevreye karşı bir duyarlılığımız var.
Dışarıda gördüğümüz bu manzaralar gerçekten insanı düşündürüyor.
Kuşkusuz kum ocaklarının Batman Çayı kıyısından tahliye edilecekleri de uzun bir süre önce gündemde yerini almıştı.
DSİ Bölge Müdürlüğü, 30 kilometrelik bir kanal projesini hayata geçirdikten sonra artık kum ocaklarının da başka bir yere kaydırılacağına dair duyumlar alıyoruz şimdiden.
Umarız yeni yılda Batman Çayı kıyısı, tarihi dokusu ve akarsuyun kurşuni renkteki akışının olduğu manzaraya dönüşür.
******
BATSO ÜYELERİNİ BEKLEYEN SEÇİM
Batman Ticaret ve Sanayi Odası büyük olasılıkla Kasım ayının ortalarında seçime gidecek.
Seçimde daha önce de değinmiştik, 4 isim yarışıyor.
Batman 1955’te ülkenin ilk rafinerisine kavuştuğunda ‘sanayi’ fırsatını değerlendiremedi.
Eğer Batman o dönemlerde sanayiyi değerlendirebilseydi bir Kayseri, bir İzmit, bir Kırıkkale olabilirdi. Ama ne yazık ki ne İzmit olabildik ne Kırıkkale ne de rafinerinin olduğu illerdeki potansiyeli yakalayabildik.
Kuşkusuz bunun birçok nedeni vardı.
Galiba en büyük etken, o dönemin ilk yöneticileri, oda ve esnaf temsilcileriydi.
Geçmişe dönüp ne dersek diyelim boş.
Önümüzde BATSO seçimi var. 4 Adaydan birini üyeler seçecek.
Tabii önce gruplardan aday gösterilen meclis üyeleri seçilecek.
Ardından Başkan belli olacak.
Batman ticarette ve ekonomide elbette arzu ettiği yerde değil.
Düşünün, 1955’te ülkenin ilk rafinerisi burada üretime başlıyor.
O zamanlar yerel yönetimin ve dönemin esnaf temsilcilerinin ne tür taleplerde bulunduğunu bilmiyoruz.
Ama eğer o dönemler petrol sektörünün ‘Genel Müdürlük’ statüsündeki buradaki temsilcilerinden büyük talepleri olmuş olsaydı, şimdi Batman’da belki petrolün yan kolu olan Petkim’i veya siyah altının yan sektörlerinin ünitelerini konuşuyor olacaktık.
Bakın, rafineride ‘beyaz ürünü’ işleyecek bir ünite bile yapılamadı. Yıllar öncesinde de değinmiştik.
Batman Bölgesinde çıkarılan petrol Kırıkkale’ye gönderiliyor, oktan benzin karıştırıldıktan sonra tekrar tren vagonlarıyla buraya getiriliyor.
Acı bir tablo önümüzde.
Artık bu şehrin esnaf temsilcileri, Ticaret ve Sanayi Odası gibi önemli bir oda, Batman’ın iş dünyasının taleplerini gündeme getirmeli, bu şehrin önünü açacak projelere imza atmalı diyoruz.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası, 10 bine yakın üyeye karşı kendini sorumlu hissetmeli.
Şehre değer katacak projelere destek verip şehrin zenginliklerini ön plana çıkarmak zorunda.
Her kentlinin ve her esnaf temsilcisinin bu yönde bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz.
Seçimler yaklaşıyor.
Şunun şurasında seçime 1 ay gibi bir süre kaldı.
4 Aday da şu günlerde seçim kulislerinde.
Hemen her gün yerel gazetelerde bazı adayların vaatlerine yönelik mesajlarını okuyoruz.
Şehrin giriş ve çıkışlarında dev panolarda adayların verdikleri vaatler kuşkusuz her BATSO üyesinin ilgisini çekiyor.
Artık söz BATSO üyelerinde.
Kuşkusuz en doğru tercihi yapacaklar da üyeler olacak.
Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…
Next