İçimizde taşıdığımız ama terk ettiğimiz o sokaklar, yıllar geçip bizler de yaş aldıkça daha sıcak ve daha büyük anlamlar taşıyor artık. Eskiden heyecanla gittiğimiz Batman’ın Ulu Cami çevresi, Elma Sokağı başta olmak üzere o dar sokaklar ile Birinci Cadde’deki mekanlar ve esnaflar yok artık. Oysa oralar zihnimizin sıcak labirentleriydi.
Esnaflar ise çocukluğumuzun simge kahramanlarıydı. Düne göre daha fazlası olsa da bizler o günlerin dostluğu, arkadaşlığı ve sıcaklığıyla çok daha fazlaydık. O yüzden o sokaklar ve mekanlar bizi biz yapan değerleri diri tuttuğu için oralara özlem duyuyoruz.
İÇSEL SICAKLIK GÜNLERİ YOK ARTIK
Yaşam, günlerin telaşıyla geçiyor.
Geriye dönüp baktığımızda, şehrin o eski bölgeleri sevinç ve mutlulukların dostça paylaşıldığı mekanlardı aynı zamanda.
Batman’ın yetmişli ve seksenli yıllardaki o küçük kahve ve çayhanelerinde yokluğun varlık gibi paylaşıldığı günlerin doyumsuz sohbetleri ve içten gülüşleri de vardı.
Maalesef birçok şey gibi onlar da kaybolmaya yüz tutmuş.
Biz hep birlikte çoğulduk, tekil yaşamak zor geliyor bize.
1970 ve 1980’li yıllarda ne de çok koşturduk o Birinci Cadde ve İkinci Cadde’de.
Dost Çay Evi’nin bulunduğu çıkmaz sokağın sonunda Batman’ın en eski gazetecilerinden Haluk Yargıcı’nın yanında çalışan ağabeyim merhum Enver Arslan’ın yanına gidebilmek için Cengiz Topel İlkokulu’ndan yürüdüğüm Yeni Mahalle’nin dar ve beton sokakları bize Site Mahallesi’nin modern sokaklarıymış gibi geliyordu.
Birinci Cadde’de eski fotoğraf stüdyosu merhum Kemal Tapan’ın iş yerinin ikinci katında merhum babam ve amcam, o zamanların şartlarına göre iyi bir konaklama mekanı olan otelin işletmesini yapıyorlardı.
Okuldan kalan zamanım ise bu iki adres arasında geçerdi.
ESKİ GÜNLER RÜYA GİBİYDİ…
Eski çarşı merkezine her gittiğimde o iki mekanın olduğu güzergahın havasını solumaya çalışır, o güzel günlerin huzurunu yaşarım.
Batman’ın o eski günleri bize büyük bir rüyayı anımsatıyor adeta.
Maalesef hayatın ve mekanların manzarası hep değişiyor.
Batman’ın eski çarşısıyla o mekanların olduğu bölgeye her gittiğimde farklı manzaralarla karşılaştığımda kendimi çok eksilmiş hissediyorum.
Çünkü etrafta ne tanıdık esnaf kalmış ne de mekan ve o eski neşe…
Eski esnafların çoğu terki diyar etti.
Konuşacak, sohbet edecek, geçmişi anlatacak hikayeler çoktan kaybolmaya yüz tuttu artık.
Geçen zamanın hızı… O eski bölgeyi gezerken yazacak yeni bir hayat hikayesinin olmadığı hissediliyor ne yazık ki.
Günümüzde hayatın iniş ve çıkışları insanı yoruyor.
Bu yorgunluk birçok güzelliği görmemizi de görünmez kılıyor maalesef.
Eskiden yaş almak büyümek demekti.
Bir an önce yeni yaşa ulaşmak isterdik.
Şimdi ise insan belli bir yaştan sonra rakamlardan çok geçen zamanın hızını fark ediyor. Zaman ne de çabuk değişiyor, kentler de aynı şekilde değişiyor.
Önemli olan o yılların içine hayatı ne kadar sığdırabildiğimizdir.
100 YIL ÖNCESİNİN
ELMEDİNASI’NI YAŞATAMADIK
Şimdilerde o eski güzergahlarda hangi esnafla konuşursanız sitem dolu yakınmalar dinliyorsunuz.
Batman’ın yeni yerleşim bölgelerinde anlatacak bir şey yok.
Şehirleşme, insanı insandan uzaklaştırmadır bir bakıma.
Ben, modern yapı ya da villalar dışında bu şehrin yaşanmışlıklarının olduğu eski çarşı ve semtlerde kaybolmaya yüz tutan hikayeleri gelecek kuşaklara anlatmak istiyorum.
Yeni kuşağı bu şehrin dününe yolculuğa çıkarmaktır amacım.
Batman’ın birkaç kilometre ötesindeki petrolün ilk dağı olan bölgeyi ne petrol müzesine dönüştürebildik ne de bu şehre gelen konukları orada gezdirecek birkaç mekan yapabildik.
Bir de yüz yıl öncesinin El-Medina’sını maalesef anlatamadık, yaşatamadık.
Oysa yüz yıl geçmişi olmayan Batman’ın ilk petrolcü hayat hikayelerinden uzak kalan bu şehrin dününü hepimiz şimdilerde aramaya başladık.
Özetle; mutluluk büyük başarıların, modern yaşam alanlarının içinde değil, birbirine karışan insan sıcaklığının yaşandığı şehrin eski bölgelerinde saklı.
Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…
Next