Bu hafta yağmurlu bir havada
Acıpayam Kanyonunda yürüyüşe çıktık.
Düzenleyici Naciye Kurtuluş ve
Baki Demir, DEDAK üyesi bir grup gezginle birlikte
İzmir’de Denizli’ye hareketle Laodekia, Hierapolis antik kentleri ve
Pamukkale ziyareti ardından
Elli kilometre uzaklıktaki
Acıpayam kanyonundayız.

Acıpayam Belediyesi,
Orman idaresi ile birlikte çok iyi düzenlenmiş bir mesire alanı kazandırmış belediye.
Ne kadar teşekkür etsek azdır.

Acıpayamlı Rehberimiz Şaban Akın ile keyifli bir doğa gezisi oldu.
Kış mevsimi geldi ve geçiyor.
Kışın uzun, kasvetli ve karanlık geceleri çoğumuzda yalnızlık duygusu uyandırdı.
Soğuk, kar ve yağmur evlerde kapalı kaldık.
Soğuk havalarda bile doğanın tadını çıkarmalı.
Kardan adam yap, kar topu oyna.
Yağarsa yağmur yağsın, giy çizmelerini ayağına, al bir şemsiye çık sokaklara/parklara.
Doğada vakit geçirmek, önemli sağlık faydaları sunan hayranlık ve şaşkınlık duyguları uyandırabilir.
Kışın soğuğu dışarı çıkmayı bir nevi zorlu bir mücadele gibi görünse de doğaya çıkmaya, hava almaya değer.
Doğanın içinde olmak bizi daha mutlu eder, kaygı duyma olasılığımızı azaltır ve çevremizdeki doğal dünyaya daha çok önem vermemizi sağlar.
İşte bu kış doğayla iç içe olmanın ve evinize çok uzak olmayan muhteşem parkların, kırların ve ırmakların manzaralarının tadını çıkarın.
Kışın soğukta daha az insan doğadadır.
Kuş sesleri sabahın ilk ışıklarında daha canlıdır.
Açık bir alanda durup yukarı bakarsanız, gökyüzünde sığırcık sürülerinin uçuşunu bile rastlayabilirsiniz.
Küçük kuşlar – sakalar, ispinozlar – cıvıl cıvıl öter ağaç dallarında, bahçe çitlerinde.
Güvercinler, kumrular havalanırken kanatlarının çıkardığı kanat çırpışlarının sesini duyun.
Kışa dayanıklı kuşları-kargalar, saksağanlar- saymıyorum bile.
Kış aylarında ağaçların tepesinde sosyalleşen kargaların yaygaracı gürültülü ötüşleri bambaşkadır.
Karda yürümek harika bir duygu verir insana.
Ayak altında kar ve buz kristallerinin çıtırtısının verdiği his ve görmeye alışık olduğumuz manzaraların şaşırtıcı bir beyazlığa bürünmesi başka bir dünyadaymışız gibi zihnimiz için arındırıcı ve huzur dolu bir his verir.
Donmuş su birikintilerinde, göletlerde ve hatta araba ön camlarında buz kristallerinin oluşturduğu geometrik desenler, yılda bir kez olsa bile görülmeye değer bir manzaradır.
İnsanlarda görsel algı hakimdir.
Kışın bütün duyuları harekete geçirebiliriz.
Akşam alacakaranlık çökerken köy evlerinin bacalarından tüten odun dumanı kokusunu fark edin.
Biz insanlar da doğanın bir parçasıyız; bu yüzden bir süreliğine bile olsa hızla akıp giden zaman içinde meşguliyetlerimizden uzaklaşıp doğayla yeniden bağlantı kurmak insana çok iyileştirici geliyor.
Her gün doğayla iç içe olmak için yeterli zaman ayırmak – uzun olmasına gerek yok, günde birkaç dakika bile yeterli – bu mutluluğu arkadaşlarımıza ve ailemize de taşımanın ilk adımları olabilir.
Doğru kıyafetleri giyerek, doğanın kucağına atın kendinizi yeniden bağlantı kurmak için zaman ayırın.
Uygun bir giysi ile çamurlu yollarda keyif sürebilir, ormanlık alanlarda yağmur damlalarından ıslanırken gülebilir ve ardından evin sıcaklığının tadını daha da çıkarabilirsiniz.
Haydi doğayla yeniden bağlantı kur ve iyileştirici gücünü hisset.
Next