Yazar Johan Hari bir kitap yazdı.

Türkçeye de çevrildi.

“Çalınan Dikkat”

Alt başlığı ise: Neden odaklanamıyoruz?

Dikkat dağınıklığı konusunda pek çok çalışmanın istatistiği de yayınlandı.

"Ofis çalışanlarının yaklaşık %60'ı dikkati dağılmadan 30 dakika geçiremediğini itiraf ediyor."

"ABD'li gençlerin %30'undan fazlası telefonlarının derste odaklanmalarını kaybetmelerine neden olduğunu söylüyor."

"Psikologlar, ortalama dikkat sürelerinin 2004'te 2,5 dakikadan 2010'larda bir dakikanın altına düştüğünü bildiriyor."

"Hatta bir çalışma, üniversite öğrencilerinin artık bir göreve yalnızca 65 saniye odaklanabildiğini ortaya koydu."

Yazar Johan Hari buna ciddi bir dikkat krizi diyor.

Suçu da bireylere yüklemiyor.

“Bunun bireylerdeki bir kusur olmadığını vurguluyor. Bu, çevremize yerleştirilmiş bir şey" diyerek.

Hari daha da geniş açıdan değerlendirmesini sürdürüyor.

“Sürekli odaklanma olmadan demokrasinin bile işe yaramayacağı konusunda uyarıyor çünkü insanlar eleştirel düşünme ve liderleri sorumlu tutma yeteneklerini kaybediyorlar."

Buradan hareketle, çalınan dikkatimiz/ odaklanmamız yalnızca kişisel bir zayıflık değil.

Toplum, hakikat ve geleceğimiz için bir tehdit.

İşte bu yüzden bilinçli bireyler olarak dikkatimizi geri kazanmak, önce kendimizden başlayıp sonra başkalarının da aynısını yapmasına yardımcı olmak bizlerin sorumluluğu.

Neden odaklanamıyoruzun pek çok sebebi var.

Sebep 1

Evimizde bir wifi ağı olmadan yapamayız.

Yoksa hücresel bağlan.

Şimdi akıllı televizyonlar da çıktı.

Her şey parmaklarımızın ucunda.

Emimizdeki kitap rafları dolu olabilir ama her şey için hepimiz telefonlara bakacağız.

Bu görünüm modern gerçekliğinin göstergesi

Akıllı telefonlar ve sosyal medya denilen mecra, odaklanmamızı engelleyen acımasız hırsızlardır.

O nedenle şimdilerde akıllı telefonlardan ve heletelevizyondan nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmedim.

Instagram ve TikTok gibi sosyal platformlar olmadan hayat olabilir mi?

Çoğu kişi için hayır.

Sosyal platformlar bizi bağlamak için tasarlanmıştır.

Psikologlar, bu platformların sürekli hızlı ödüller, beğeniler, bildirimler ve yeni içerikler sunduğunu, bunların da dopamin salgılayarak beyni anında tatmin olma arzusuna şartlandırdığını açıklıyor.

Pratikte bu, sabır ve zaman gerektiren herhangi bir göreve konsantre olmayı inanılmaz derecede zorlaştırıyor.

Hatta bu olguyu tanımlamak için bir deyim bile ortaya çıkmış şimdilerde TikTok beyni, hızlı ve yüzeysel içeriğin derin düşünmeyi neredeyse imkansız hale getirdiği bir durum.

Bu dijital tuzak herkesi etkiliyor.

Yakın zamanda yapılan bir anket, yetişkinlerin çoğunun günde 5 saatinin yaklaşık %80'ini sosyal medyada geçirdiğini ortaya koydu.

Danışmanlar, sürekli sosyal medya kullanımının beyninizi daha hızlı tatmin arayışına sokabileceği ve bu durumun tek bir göreve odaklanmayı zorlaştırabileceği konusunda uyarıyor.

Birçok genç her yere telefon taşıyor.

Herhangi bir toplantıda, hem gençler hem de yetişkinler ekransız yapamıyor.

Okullarda ise bunun sonuçlar vahim.

Anketlerde, gençlerin %31'inin özellikle telefonları yüzünden derste odaklanma sorunları yaşadığını ortaya koydu.

Bu alışkanlıklar sadece dakikalarınızı çalmakla kalmaz, aynı zamanda saatlerce odaklanma, karmaşık bir argümanı takip etme veya okuduğunu anlama ve eleştirel analiz gibi becerileri geliştirme yeteneğinizi de zayıflatır.

Dikkat krizimizin kökeninde bu yatar.

Daha pek çok sebep var…

DEVAM EDECEK