Kim olursa olsun yıkıcı eleştirilere hep karşı çıkmış ve yayınlarımızda sürekli yazmıştık. Aynı çizgide olduğumuzu tekrar belirtiyoruz. Acı ama gerçek. Günümüzde, özelde şehrimizde, genelde tüm ülkede ticari bir başarı sağlayanlar hemen hedef tahtasına oturtuluyor.

İş insanları kendi şehrindeki ölçeksel iş kapasiteleri daraldığında, haliyle daha büyük şehirlerde kendi kapasitelerine uygun iş olanaklarını kullanmak zorunda kalıyorlar. Önce Batı’ya, ardından yurt dışına çıkıyorlar. Peki, iş insanlarımızı özelde Batman’da, genelde ülkede tutamıyor olmanın mantıklı bir sonucunu bulmak zor…

Turka

NEDEN İŞ İNSANLARIMIZI TUTAMIYORUZ?

Geçen hafta uzun yıllar televizyon ekranlarında yorumculuk ve sunuculuk yapan gazeteci Sacit Aslan köşesinde ilginç bir konuya dikkat çekmişti.

İş insanlarının son yıllarda yatırımlarını yurt dışına taşımasını özetleyen değerlendirmeleri yerindeydi.

Kuşkusuz ekonomide işler istenildiği gibi gitmiyor.

Hangi sektörü dinlerseniz dinleyin, size dert yanıyor.

Tekstilciden küçük esnafa, özel sağlık yatırımcısından farklı sektörlerdeki girişimcilere kadar kimse işinden memnun görünmüyor.

Çünkü yaz mevsimiyle birlikte piyasada olmaması gereken ciddi bir durgunluk söz konusu.

Sacit Aslan’ın bir tespiti özellikle dikkatimi çekti.

Ben de haftanın ilk gününde “Neden iş insanlarımızı burada tutamıyoruz?” sorusuna birkaç satırla değinmek istedim.

Acaba bu şehirde iş insanlarımız hak ettikleri değeri görüyor mu?

Yukarıda da değindim.

Sacit Aslan geçen hafta iş dünyasına yönelik tarafsız bir değerlendirme yapmıştı.

Yazısının bir bölümünde şu ifadeleri kullanıyordu:

“Çok sayıda iş insanı yatırımlarını bir bir yurt dışına taşırken biz içeride yabancı yatırımcı çekebilmek için kırk takla atıyoruz. Buraya kadar her şey zaten ortada ama asıl acı olan, eldeki az sayıdaki yerli iş insanımızı da desteklemek yerine onları yıpratmak için hem siyasetten hem de medya eliyle elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.”

Bu sözler elbette Sacit Aslan’a ait.

Medyanın bir kesimi ne yazık ki bazı iş insanlarına yüklenmeye devam ediyor.

Yine Aslan’ın dikkat çektiği başka bir konu da sosyal medyanın herkesi birer gazeteci haline getirdiğine dair değerlendirmesiydi.

Yapıştır manşeti, çamur at, izi kalsın anlayışıyla hareket edenlerin sayısı hiç de az değil.

Bu arada ciddi diye bildiğimiz bazı gazetelerin de aynı mantıkla yayın yaptığını görmek üzücü.

Aslında yazılacak çok şey var.

Ancak bu şehirde yetişen, büyüyen ve bugün Batı’da birçok sektörde yaptığı yatırımlarla adından söz ettiren iş insanı Metin Güneş hakkında yapılan değerlendirmeler üzerinde durmak istiyorum.

Sacit Aslan, Metin Güneş için şu ifadeleri kullanmış:

“Metin Güneş’i tanıyanlar iyi bilir. O, günübirlik çıkar uğruna onurunu satmaktansa hayatı pahasına bedel ödemeyi seçen, omurgalı bir karakterdir. Çıkar ilişkilerinin havada uçuştuğu günümüzde bu dik duruş takdir edilmelidir.”

Yaklaşık 40 yıl öncesine kadar liseli arkadaşım Metin Güneş, burada petrol sektöründe aile büyüklerinden öğrendiği mesleği sürdürüyordu.

İkiztepeli Güneş ailesini tanıyanlar yine ailenin büyüklerinden Musa Güneş’in ülke genelinde bazı sektörlerde başarı trendini yakaladığını bilir.

Musa Güneş, 1990 öncesinde dönemin Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’a yakın bir isimdi.

Güneş ailesi dünden günümüze varlıklı bir ailedir.

Metin’in hayalinde futbolcu olmak vardı belki ama bugün ülkenin sayılı iş insanlarından biri oldu.

Fakat son yıllarda başarısını çekemeyenlerin hedefi hâline geldi.

Başarı kıskanılabilir elbette fakat bu kadarı da fazla dedirtiyor.

Güneş, memleket özlemini her fırsatta dile getiriyor.

Geçen sezon Petrolspor’un final maçını birlikte izlediğimizde takıma ne kadar yakın olduğunu bir kez daha görmüştüm.

Metin Güneş’in ayak izlerinin bulunduğu İkiztepe ve Gırbereşk’te geçen çocukluk ve gençlik yıllarını daha önce bu sütunlarda paylaşmıştım.

İlkokulu bitirdiği İkiztepe köyünde, merhum babası Abdulkadir Güneş’in emek verdiği o dar sokaklarda dolaşırken, onun nasıl bir insan olduğunu bizden çok köy sakinleri anlatıyordu.

Metin Güneş-14

TOPRAĞINDAN KOPMAYAN BİR İSİM

Yaşıtım olan Metin Güneş, ilkokulu ve ortaokulu Batman’da tamamladı.

Liseyi de Sanat Sokağı’ndaki eski eğitim yerleşkesinde bitirdi.

Şimdi geçmişe dönüp baktığımızda, 1980’li ve 1990’lı yıllarda birçok insan gibi onun da büyük mücadeleler verdiğini görüyoruz.

Gün oldu iş dünyasında istediği noktaya gelemedi, gün oldu varlıklı bir ailenin ferdi olmasına rağmen arzu ettiği yükseköğrenimi tamamlayamadı.

Bizim kuşağımızın eğitim imkanları bugünkü kadar geniş değildi.

Belki de birçok kişinin önünü kapatan önemli etkenlerden biri 12 Eylül 1980 darbesiydi.

O dönemde birçok yaşıtımız üniversiteye gidemedi, fakülte bitiremedi ya da diploma alma şansı bulamadı.

Eğitimimiz çoğu zaman kesintilere uğradı.

Bizler bu işin mektebinde değil, tabiri caizse hayat üniversitesinde yetiştik.

Bugünkü yazımı yine Sacit Aslan’ın dikkat çekici bir sözüyle tamamlamak istiyorum:

“Bu ülkede namusuyla ticaret yapan, vergisini veren, binlerce kişiye iş ve aş sağlayan her iş insanı başımızın tacıdır.”

Aslında Metin Güneş’i yakından tanıyanlar onun iç dünyasını da bilir.

Ne yazık ki herkesin birbirine önyargıyla yaklaştığı bir dönemde yaşıyoruz.

Belki de biraz daha empati yapmaya ihtiyacımız var.

Metin Güneş’e yazılan yazılara, haksız saldırılara karşı durduğumuzu ve Güneş’in şehrimizin değeri olduğunu gururla belirtiyoruz.

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…