*Çocuk yaşlarımda gazetecilik mesleğiyle ilk tanışmam, eski Tosun Çay Evi’nin bulunduğu ‘Çıkmaz Sokağı’nın sonunda Batman’ın ilk gazetecilerinden Haluk Yargıcı’nın başında olduğu eski Batman Gazetesi’ndeydi. Gazetenin İdari bölümü de matbaanın olduğu yerdeydi…

*Okuldan artan zamanlarda merhum ağabeyim Enver Arslan’ın yanına her gittiğimde; el dizgisiyle hazırladığımız gazetenin hurufatları ile çizgileri kuruyan boyadan temizlemek için benzin şişesi elimizde olurdu hep. Haluk üstadımız gazeteye gelmeden önce o dönemin büyük tirajlı, Tercüman, Hürriyet ve Günaydın Gazetelerini masasının üstünde hazır bulması için perona gider o gazeteleri alırdık…

PERONDA GAZETE KUYRUĞU OLURDU...

1970’li Yıllarda her konuda Batman’ın altın yıllarıydı diye yazarsak abartmış olmayız.

Gazete okuma kültürü de o yıllarda nüfusuna oranla ülke ortalamasının üzerindeydi.

70’li Yıllarda şimdilerde adı; Yeni Mahalle ilkokulu olarak değiştirilen Cengiz Topel ilkokulunda öğrenciydim.

1971-72 Eğitim-öğretim yılında mezun olduğum o eğitim yuvası ile çıkmaz sokaktaki gazete-matbaa arasında mekik dokurdum.

Haluk Yargıcı üstat, günlük gazeteleri okumadan işe başlamazdı.

O yüzden, o henüz gelmeden DDY alt geçidinin girişinde bulunan Gülsever ailesine ait gazete bayisine koşar, okuduğu gazeteleri alır, masasının üzerine bırakırdık.

Gülsever ailesinin fertlerinin çoğu gazete dağıtım işiyle ilgilenirdi.

Perondaki o küçücük dükkandan gazete, dergi, mecmua ve diğer süreli yayınları sergiledikleri tezgahın önünde oluşan yoğunluktan dolayı bir hayli bekledikten sonra istediğimiz yayını alırdık.

O zamanlar en yüksek tiraja sahip olan gazete; Tercüman’dı.

Ardından Hürriyet, Günaydın ve Milliyet satılırdı.

Cumhuriyet Gazetesi'nin de az da olsa hatırı sayılır okuru vardı.

Batman o yıllarda 40-50 bin nüfuslu bir ilçeydi.

Gazetelerin tirajı ise 5000’di, %10 okur kitlesi demekti bu.

O yüzden ülke ortalamasının üzerinde diye yazdık.

Tabi bir de gazetelerin promosyon olarak dağıttıkları ansiklopedileri alabilmek için kuyruklar oluşur ve erkenden gazeteler tükenirdi.

Gazeteleri okutturmak daha doğrusu satabilmek için patronlar, nasıl yöntemler uygulamışlar;?

Bugün düşündüğümüzde çok iyi bir pazarlama tekniği kullandıklarını anlıyoruz.

O zamanlar gazete dağıtım işi, zorluklar nedeniyle,çoğu insanın yapabileceği bir hizmet değildi.

Siverekli Muharrem İdman ile Cafer Gülsever, uzun yıllar gazete dağıtımı yapan kişilerdi.

Yılmadan bıkmadan kararlıca bu işi yapan Gülsever ailesi, bu işe bir ömür verdi.

O ailenin fertleri hala aynı işi devam ettiriyor.

İnternet gazeteciliği her yıl aşamalı olarak basılı yayın satışlarını sekteye uğrattığı için, tahminlerimize göre yeni yılın ilk aylarında  dağıtım işi de küçülmeye gidip, Batman’daki gazete dağıtım işi Diyarbakır’a bağlanacak gibi.

5000 ADET SATIŞTAN 500’E DÜŞTÜ

Batman’ın ilçelerle nüfusu neredeyse 700 bine dayandı.

50 Yıl önce 5000 gazetenin satıldığı Batman’da yaygın basının satışı şimdi 500’ün altında.

Elbette iletişim teknolojileri gazete satışlarını da etkiledi ve eski var olan birçok insanın geçimini sağladığı dağıtım işini ortadan kaldıracak gibi.

Şimdilerde gazete alanların çoğu bulmaca için alıyor.

Bir de eski gazete alışkanlığını sürdürenler.

Yerel gazeteler, yaygın basını çoktan geçti.

Gazete askılıklarına bakın.

Çoğu gazeteler satılmadan iadeye gidiyor.

Tabii her konuda olduğu gibi; teknoloji, iletişim ve dijital çağının da yararları var.

Örneğin; önceleri gazeteyi alıp okumak için özel zamanlar yaratan insanlar, şimdi istedikleri zaman istedikleri gazeteyi telefonlarından okuyabiliyorlar.

Gazete tirajları 5000’den 500’e düştü ama sadece Batman Çağdaş dijital yayını 80 ile 100 bin arasında bir okur kitlesine ulaşmış.

Diğer gazeteleri eklersek bu sayı yüz binleri bulur.

"YAZIYOR, YAZIYOR!" SESİ SUSTU

Aslen Bismilli Cafer Gülsever’in kardeşi ve Petrolspor’un eski amigosu Mehmet Gülsever'in gazete satışına hayranlık duymamak elde değil.

Perondan fişek hızıyla çıktığında omzuna yüklediği bir yığın gazeteyle “Yazıyor, yazıyor” diye gür sesiyle bağırıp, kulakları çınlatırdı.

O güzel insani da bir süre önce yakalandığı amansız hastalıktan kaybetmiştik.

Nur içinde yatsın.

O tarihi peron,  gazete bayiliğiyle özdeşleşmişti.

Perondan geçerken tezgahlarda dizili gazetelerin başlığına bakmamak olmazdı.

Gazeteleri kollarının arasına alıp hızlı sayma rekoru hep Cafer Ağabey'de olurdu.

Petrol emekçileri iş çıkışı ya da öğle yemeğine çıktıklarında  perondan aldığı gazeteyi ceketin cebine koyup, TPAO’nun yolunu tutardı.

Artık günümüzde gazete alanların sayısı gittikçe azaldı

Yeni yılda, o peronda belki de gazete görmeyeceğiz artık!

Böylece geçmişimize ve bize ait bir mekanı daha yitireceğiz.

Bununla birlikte 60 Yıllık gazete dağıtım bayiliği de tarihe karışmış olacak.

Bizler de Mehmet ağabeyin gür sesini ve Cafer ağabeyin hızlı gazete saymasını unutmayıp gazetelerimizin köşelerinde hatırlatmaya çalışacağız.

Sağlıkla kalın…