Aşık Veysel ne güzel söylemiş;

Dost dost diye nicesine sarıldım

Benim sadık yarim kara topraktır

Beyhude dolandım (ey yar) boşa yoruldum

Benim sadık yarim kara topraktır

Evet şimdi tam zamanı

Toprağı hor görme hey arkadaş!

Kış kışlığını yapacak.

Dağ başları dumanlı, karlı.

Mesela Batman son elli yıldır böyle kar-kış görmedi.

İyi de oldu.

Havadaki mikroplar kırıldı, toprak suya doyacak.

Kar altında Raman dağı,

Bembeyaz Batman ovası.

Batman ovası imar planı değişiklikleri ile Betonova’ya dönmüş gibi.

Şehrin dört bir yanı beton ağaçlar!

Oysa eski mahalleler yerinde kentsel dönüşüm imkansız değil.

İstenirse her şey mümkün olur.

Böyle giderse her şeyi seralarda yetiştirmeye başlayacağız.

Ya tahıllar, mercimek, buğday…

Güzelim memleketimin mercimeği…

Mercimeği Kanada’dan,

Buğdayı Ukrayna’dan ithal eder olduk.

Anlayın işte.

TOPRAK, İKLİM SORUNU

Bir mesele var ki o da iklim sorunu.

Toprağı görmezden gelmeye devam edersek iklim meselesini çözemeyiz.

Topraklara kayıtsızlık endişe verici.

Toprak neden önemli?

İklim bilimi açısından bakarsak;

Topraklarımızda atmosferdeki ve tüm hayvan ve bitki yaşamındaki toplam karbondan daha fazla karbon bulunduğu göz önüne alındığında, toprak merkezi bir unsurdur.

Toprak sağlığı, iklim direncini, karbon tutulumunu, biyoçeşitliliği, göçü ve açlığı birbirine bağlayan temel yapıtaşıdır.

Toprak, tarımın ve karasal yaşamın temeli.

Toprak tarımsal alan olarak görülmesi gerekirken

Ne yazık ki tarımsal makinelerin bir alt bileşeni olarak görülüyor.

Sür, ek, biç…

“Karnın yardım kazmayınan belinen

Yüzün yırttım tırnağınan elinen

Yine beni karşıladı gülinen

Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça (ey yar) bana gülerdi

Bunda yalan yoktur herkes de gördü

Bir çekirdek verdim dört bostan verdi

Benim sadık yarim kara topraktır.”

Öyle değil aslında;

TOPRAK HAYATTIR

Toprak gerçekten olduğu gibi, hayatı koruyan bir organizma olarak kabul etmemizin zamanı geldi.

Her ne kadar karlar altında göremesek bile.

Geçen yıl yaşadığımız iklim aşırılıkları dünya genelinde ve Batman ovasında verimliliği baltaladı.

Dünyanın bazı ülkelerinde atıldı bu yönde; bozulmuş arazileri iyileştirmek için

Dayanıklı Tarım Yatırımı yapmak gibi.

Bir de su meselesi söz konusuydu geçen yıl.

Dereler, çaylar, göller kurudu.

Ekinler büyümedi.

Yeraltı suları çekildi.

Vahşi sulama yapıldı.

Çünkü toprağın bizi beslemekten çok daha fazlasını yaptığını anlamakta başarısız olduk.

Toprağımızın üst katmanlarında daha önce düşünüldüğünden çok daha daha fazla karbon var.

Okyanuslardan sonra dünyanın en büyük

Karbon tutucularından biri.

Küresel ısınmayı kontrol altında tutmak için gereken karbon fazlalığının iyi durumdaki topraklar tarafından tutulabilir.

Toprak, dünyanın en çeşitli ekosistemidir.

Dünya üzerindeki tüm yaşamın yarısından fazlasına ev sahipliği yapar.

Dünya nüfusunun yarısından fazlasının içme suyu olarak kullandığı yeraltı sularını filtrelemekten sorumludur.

Atmosferi Paris Anlaşması ile okyanuslarımızı Birleşmiş Milletler

Deniz Hukuku Sözleşmesi ile koruma kalkanına sahipken gibi korunmasız bırakıyor.

“Havaya bakarsam (ey yar) hava alırım

Toprağa bakarsam dua alırım

Topraktan ayrılsam nerde kalırım

Benim sadık yarim kara topraktır

Dileğin var ise iste Allah'tan

Almak için uzak gitme topraktan

Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan

Benim sadık yarim kara topraktır”

Topraklar henüz korumasız.

İsteyen istediği yerden çiziktiriyor, yakıyor, kazıyor, bozuyor, beton dikiyor.

Bir göz atalım geçen yıl mesela; toprak organik maddesini iyileştirmek veya yenileyici uygulamaları yaygınlaştırmak için ne yaptık?

Benzer şekilde, toprağın su tutma, orman yangınlarını önleme ve sel baskınlarını azaltmadaki rolüne rağmen, toprak sağlığı ölçütleri ile iklim uyumu konusunda hiçbir ilgilenme yok.

TOPRAK İÇİN NE YAPMALI?

Peki ne ummalıyız, neyi savunmalı ve

Ne yapmalıyız?

Toprak kavramı yeniden ele alınmalı.

Çünkü küresel gıda sistemlerimiz toprak sağlığına bağlıdır.

Ancak topraklarımızın sağlığının etkileri bunun çok ötesine uzanmaktadır.

İklim değişikliği karşısında bu gezegeni daha yaşanabilir hale getirmek için en umut vadeden, ancak yeterince kullanılmayan araçlarımızdan biridir.

Toprak güvenliği hem ulusal hem de küresel güvenliktir.

Bu nedenle de öncelikle ele alınması gerekir.

Toprak iyileştirme, herhangi bir ülkenin iklim eylem planının temel bir bileşeni olmalıdır.

Pek çok ülke okyanuslarımızı korumanın sadece balık stoklarını korumaktan ibaret olmadığını anlıyor artık.

Şimdi de topraklarımızı korumanın sadece verimi korumaktan ibaret olmadığını anlamalıyız.

Köylüler, küçük ölçekli çiftçiler, şu anda aldıklarından çok daha fazla iklim desteği almalıdır.

Çünkü; dünya gıdasının en azından üçte biri kadarını üretmelerine rağmen, iklime bağlı tarım desteklerinden çok azını almaktadırlar.

Toprak iyileştirme ihtiyacının küresel ölçekte düşünülmesi, ancak yerel düzeyde uygulanması gerekir.

En başta temel hedef; topraklardaki organik madde seviyesini geri getirmek ve yükseltmek olmalıdır.

Yoksa önce çoraklaşma, sonra çölleşme kaçınılmaz.

Üstelik bir de yeraltı suları kurudukça ve orman yangınları şiddetlendikçe, ölü topraklardan karbon sızmaya devam eder.

Dünya başka bir dünya olmadan “benim sadık yarim Kara topraktır…! demeliyiz.