*Geçen hafta komşu İl’lerimiz Diyarbakır ve Mardin Ovalarında çıkış nedeni her ne olusa olsun o ateş canavarı; açtığı ağzıyla 12 canı yakıp yıktı, onlarca doğal canlıyı ve çiftçinin ailesinin geçimini yapacağı bir yıllık beklentisi ve umudunu eritti. O canlılar ve ekinler yanarken, o ateş içimizde alevlendi…

*Hemen her hasat mevsiminde aynı uyarılar yapılıyor ve yapıyoruz. Anız yakımı son yıllara göre azalmasına rağmen bugün yine anızı konuşup, yazmamız üzücü. Konunun uzmanları, buğday ve mısır hasadı sonrası anız yakarak tarlaya büyük hasar verdiğini sürekli dile getiriyorlar. Tabi ki bizler de çevreye verdiği zararı yazıyoruz, yazacağız. Çevre felaketine neden olan bu ilkel yöntemin artık son bulması gerektiğini ve bu ilkel yöntemi uygulayanların yakın takipçisi olacağımızın herkesçe bilinmesini isteriz.

CAN ALAN ANIZ YANGINLARI
Tarih 22 Eylül 2010.

Mısır hasadı sonrası komşu İl Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin çevresini ateş ve dumanlar içinde bırakan anız yangını karayollarının yirminci kilometresinde korkunç bir kazaya da yol açmıştı.

Batman’dan Diyarbakır-Dicle Üniversitesine diplomalarını almaya giden Batmanlı 3 genç, anız yangını dumanlarının yoğunlaştığı o yol güzergahında trafik canavarına kurban gitmişti.

Müferrah Şan Tüzün, Selma Pekgül ve muhasebeci Serdar Demir’in bulunduğu otomobil, anız yangınlarının dumanlarından görüş mesafesini sıfıra düşürdüğü Batman-Bismil yol güzergahında bir tırla çarpışmıştı.

3 Gencin de bulunduğu otomobilde kurtulan olmamıştı.

O gençlerin öğretmenlik hayalleri de yarım kalmıştı.

O korkunç olayın üzerinden neredeyse 14 yıl geçti.

Anız yakanların 3 gencin olduğu bu resmi gözlerinde canlanması için tekrar yayınlıyoruz.

Ellerine kibriti aldıklarında kendi çocuklarını düşünerek, empati ile yaklaşmalarını sağlarız belki.

Manzara şimdi daha ağır.

Geçen hafta Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece Diyarbakır ve Mardin’de çıkan anız yangınlarında 12 kişi hayatını kaybetmişti.  

12 Kişi ne kadar kolay yazılıyor değil mi?

Bir rakam ve bir kelime…

O 12 eve bir uğrayın isterseniz.

Orada görüp duyacaklarınız yüreğinizi yakacak ve yaşanan sadece bir rakam ve bir kelimeden ibaret olmadığını anlayacaksınız.

Bir de 78 kişinin yangından etkilenmesi ayrıca yürek burkan bir duygu.

Onlara acil şifalar diliyoruz.

İki komşudaki tablo tek kelimeyle korkunçtu…

OVA DİKEN ÜSTÜNDE

Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki alanda çıkan anız yangınında son yılların belki de en korkunç manzarası yaşandı.

Can kaybının yanı sıra çok sayıda küçük hayvan da telef olmuştu.

Yangının çıkış sebebi henüz netleşmiş değil ama umarız anız yakanlar bu faciadan ders alır ve böyle uğursuz ve lanet bir yönteme başvurmazlar yine.

Bu uyarıyı tekrar yapmış olalım. 

Batman, son yıllarda anız yangınlarıyla en çok mücadele eden İl’lerden biri.

Diyarbakır’ın ilçeleri Silvan ve Bismil ovalarından yükselen anız yangınları, Batmanlıların sağlığını ne kadar olumsuz etkilediğini manşetlerimizden hiçbir zaman indirmemiştik yaz mevsiminde.

Buğday, arpa ve mercimek hasadının yapıldığı şu günlerde tabiri caizse ova, diken üstünde.

Bir kıvılcım bu ovayı, telafisi olmayan tabloya dönüştürebilir.

Batman Ovası’nda şu günlerde buğday-arpa hasadı sürüyor.

Bazı bölgelerde hasadın toplanması bekleniyor.

YÜREKLERİ AĞIZLARA GETİREN YANGINLAR
Komşu iki İl Diyarbakır ve Mardin’de yaşanan yangında hayatını kaybedenlerin cenazeleri yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.

O feci yangınlarda yaşamlarını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da şifa diliyoruz. 

Gözler şimdi yangınlarda etkilenen vatandaşların yaralarının sarılmasında.

Bu mevsimde anız yangınlarının ne kadar tehlikeli olduğunu Mardin ve Diyarbakır’ın ovalarında yaşanan yangınlarda bir kez daha fark edildi.

Diyarbakır ve Mardin’deki çiftçiler, Batman’daki çiftçiler kadar anız yangınlarında belki de üzerlerine düşeni yapmamışlardı ama bu son anız felaketi artık tüm bölgeyi acı bir gerçekle karşılaştırdı.

Bu iki İl’de yaşanan çevre felaketi, 12 vatandaşımızın hayatına mal oldu.

Ova çok bereketli ama bir o kadar da tehlikeli bir yangın potansiyeli yaşıyor.

ACI AMA GERÇEK…
Çoğu zaman bir çiftçi kendi tarlasında anız yakarak çevredeki diğer tarlalarda yangınlara yol açıyor.

Henüz hasat edilmemiş tarlalara da sıçrayabiliyor bu yangınlar.

Bilinçsiz çiftçiler, anızları yakarak tarlalarını yok ettiklerinin farkında da değiller.

İşin doğrusu bu anız yangınlarına ‘dur’ denilmesi için tarımın gelişmesini sağlamakla görevli Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün çok daha radikal önlem alması gerekiyor.

Böyle bir uyarının yetkililere olduğu kadar çiftçiler için de geçerli olduğunu belirtmek isteriz.

Yetkili ve uzmanların, buğday, arpa ya da mısır hasadı döneminde Ziraat Mühendisleri ile birlikte dane kaybını önlemek için nasıl denetim yapıyorlarsa; çiftçinin anız yakarak neler kaybettiğini de anlatmaları gerekiyor.

Özellikle köylere anız yakılan tarlaların toprak analizleri yapılarak ‘Toprak Verimi’nin nasıl düştüğünü net bir şekilde göstermeleri gerekiyor.

Belki de bütün köy ileri gelenlerin olduğu geniş katılımlı bir toplantı yapılabilir.

Ayrıca bu toplantıda tarım alanları ve imar dengesinin sağlanması gerektiği de konuşulabilir.

Bu paragrafının gerekli kurum ve kişilere naçizane önerimizdir.

Zaten son dönemlerde Batman’ın verimli ovası betona dönüştü.

Çok verimli Batman Ovası’nın ortasında çok yapılı blokların yükselişini ne yazık ki herkes seyrediyor.

İmar ve tarım ikilisini hem birlikte hem de ayrı ayrı ele alınması gerektiğinin inancını taşıyoruz.

Tarlalara büyük hasar veren bu ilkel anız yakma meselesi de çözülmelidir.

Artık kimse yangınların nedenini hafife alıp yangınlara yol açmamalarını belirtiyor ve uyarıyoruz.

Çevre felaketi, hava kirliliği ve can kayıplarına mal olan anız yangınları Batman’da olduğu gibi bölgede de bir kabusa dönüştü.

Bu kabusun bitmesi için daha ciddi, daha radikal kararlar alınabilmesi için; ilgili tüm yetkili kurumlar ve bu konuda akıl insanların bir araya gelerek gerekli  tedbirleri almanın zaman geldiğine inanıyoruz.