Okul saldırıları ve silahlı okul şiddetiyle sarsıldı Türkiye.

Okul saldırı olaylarını bir araya getiren ilk görünen biricik faktörler;

1) güçlü ateşli silahlara kolay erişim ve (2) okulu bunları kullanmak için uygun bir yer olarak yorumlayan sorunlu bir öğrenci olarak medyada yerini aldı.

Belki de yüksek sesle sormamız gereken başlıca soru:

Okullar neden şiddet için uygun yerler olarak yorumlanıyor?

Bu tür şiddetin mümkün olabileceği birçok yer, çocukların toplandığı birçok yer, sorunlu bir gencin istediği tahribatı yapabileceği birçok yer hayal edilebilir.

Örneğin, gençlerin futbol maçlarını veya alışveriş merkezlerini hedef alan bir şiddet türü neden yok?

Öğrencilerin okullarda çok zaman geçirdiği doğru, ancak bu tek başına okulların neden şiddet yeri olarak seçildiğini açıklamıyor.

Birincisi, okullar hem gerçek hem de sembolik şiddetin yaşandığı, güç ve hükmetmenin (iktidarın) sıklıkla hüküm sürdüğü yerlerdir.

İkincisi, okullar umut ve yuva-sığınak-, dostluk ve romantizmle ilgili en yüksek beklentilerimizle bağlantılı yerlerdir ve bu beklentiler karşılanmadığında, okullara karşı acı bir kızgınlık yer alır zihinlerde.

Üçüncüsü, bazı bölgelerdeki okullarda, nadir durumlarda "ifadeci şiddet" olarak kendini gösteren, yani saldırganın kimliği hakkında bir mesaj göndermeyi amaçlayan şiddet şeklinde tezahür eden, bireyciliğin ifade edildiği yerler olarak görülmektedir.

Burada ifadesini bulan açıklamalarla; okulların şiddet içeren duyguları ifade etmek için uygun yerler olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.

Okullarda zorbalık durumlarından hep söz edilir.

Zorbalığa maruz kalan öğrencilerin okulları şiddet yeri olarak algılamaları mantıklıdır.

Ancak mesele sadece öğrencilerin zorbalığa maruz kalıp, zorbalık yapanlara karşı şiddetli bir öfke duymaları değildir.

Zorbalığın varlığı, öğrencilerin okul ortamının anlamını nasıl yorumladıklarını da değiştirir.

Zorbalığa maruz kalmamış olanlar bile zorbalığın var olduğunu görebilir ve bu da okulların güç ve yıldırma için uygun yerler olduğu mesajını verir.

Okulların şiddet için uygun yerler olarak yorumlanmasına katkıda bulunan daha birçok faktör var.

Bunlardan biri de her yerde karşımıza çıkan "mikro saldırılar"dır; bunlar, (çoğu zaman kasıtsız olarak) üstünlük ve aşağılama mesajı gönderen kısa, günlük etkileşimlerdir.

Mikro saldırılar genellikle öğretmenlerin ve eğitimcilerin sınıfta utanç ve aşağılama kullanmasıyla ortaya çıkar.

Herhangi bir nedenden dolayı karatahta önünde tek ayak üstünde bekleten öğretmenlerimiz vardı bir zamanlar.

Bu anlar unutulmaz.

Sadece açık şiddet eylemlerini veya bunların yol açtığı aşağılanma ve utancı değil, aynı zamanda okulların günlük uygulamalarında meydana gelebilecek şiddeti de akılda tutmak önemlidir.

Elbette, zorlama ve baskı birçok sosyal bağlamda mevcuttur.

Ancak okullar, devam zorunluluğunun yasal olarak zorunlu olması bakımından benzersizdir.

Okullar ayrıca, genel zorlama miktarı ve yoğunluğu açısından da diğer bağlamlardan farklıdır.

Öğrenciler sınavlara, test hazırlıklarına ve sınıf içi egzersizlere zorlanırlar.

Belirli sıralara oturmaya, konuşmaya veya sessiz kalmaya, koşmaya veya koşmamaya, tuvalete gitmeye veya

"tutmaya" zorlanırlar.

Zorlama, öğrencilerin ödev yapmaya ve ders dışı projeler yapmaya zorlanmasıyla okul saatlerinin ötesine bile uzanır.

Bazı eğitimci görüşleri ve bazı savunulan fikirler; giderek daha sıkı gözetim ve kontrol altında bulundurma yalnızca zorlamanın varlığını artırmaya hizmet eder.

DEVAM EDECEK