Ne ekersen onu biçersin!
Bu söz, Anadolu’nun kadim sözlerinden biridir.
Son zamanlarda şiddet konusunda en çok üzerinde durulan olgu sosyal ağlar ve topluluklar.
Temel yargı; şiddet, sosyal ağlar ve topluluklar arasında hızla yayılabilen bulaşıcı bir olgudur anlayışı hakim akıllarda.
Şiddet neden bu kadar bulaşıcı?
Evet, şiddet bulaşıcıdır.
Tıpkı fedakarlık ve iyiliğin hem veren hem de alan için bir refah/mutluluk sarmalı yaratması gibi, şiddetin faili veya kurbanı olmak da çoğu zaman hızla yayılan bir bulaşıcılıktır.
Yapılan sosyal alan çalışmalarında; şiddetin sosyal ağlar ve topluluklar içinde bulaşıcı bir hastalık gibi nasıl yayıldığı araştırılmıştır.
Bu tür çalışmalar sosyal ağlar hayatımıza girdiğinden beri şiddetin bulaşıcı bir hastalık olması olgusunu yeniden gündeme taşıdı.
" Gruplar Arası Şiddet İçin
Baskın Gruplarının Oluşumu
Sosyal Ağ Yapısı Tarafından Aracılık Ediliyor " başlıklı bir çalışmaya göre; şiddete eğilimli yakın arkadaş çevresinin, toplu şiddet eylemlerinin başlıca itici gücü olduğunu bildiren çalışma.
Araştırmacılar, bir sosyal ağ içinde şiddet başladıktan sonra, şiddet eğilimlerinin grubun tüm nüfusuna yayılma eğiliminde olduğunu buldular.
Bu bulgular, terörizm, siyasi eylemler ve çete savaşlarıyla ilişkili potansiyel şiddet içeren faaliyetlere de uygulanabilir denilmektedir.
Batı ülkelerinde ve ABD’deki ergenlerin sosyal ağlarındaki şiddet son derece bulaşıcıdır.
Bir kişinin şiddet eyleminin etkisinin, birini ciddi şekilde yaralama durumunda iki dereceye kadar (arkadaşın arkadaşı), birine silah çekme durumunda üç dereceye kadar (arkadaşın arkadaşının arkadaşı) ve ciddi kavgalarda dört dereceye kadar yayılabileceğini buldu.
Yani çember gittikçe genişliyor.
Ergenlerin şiddete eğilimli arkadaşları varsa şiddet eylemlerine daha yatkın olmalarının,
"kümelenme etkisi" olarak adlandırılan bir olguyla ilgili olduğunu varsayılıyor; böyle durumlarda, şiddet eylemi de dahil olmak üzere benzer ilgi alanlarına sahip kişiler sosyal ağlarda bir araya gelme eğilimindedir.
Eğer şiddeti tek bir kişide durdurabilirsek, bu onların sosyal çevresine de yayılır.
Aslında sadece o kişide değil, potansiyel olarak temas kurduğu tüm insanlarda şiddet önlemiş olur.
Ruh Sağlığı Sorunları Sıklıkla
Bulaşıcı Şiddetin Tetikleyicisidir.
Şiddetin bulaşıcılığına ilişkin bir çalışma, akıl hastalığı olan yetişkinler arasında topluluk temelli şiddetin önde gelen göstergelerini belirledi.
Özellikle araştırmacılar, tek bir şiddet olayının nasıl yankılanarak bir topluluk içinde artan şiddet olaylarına yol açabileceğini ayrıntılı olarak inceledi.
Toplumsal şiddeti ve ruh sağlığı krizlerinin daha da kötüleşmesini azaltmak için ruh sağlığı sorunlarını ele alınmasını/tedavi edilmesi için özel müdahalelerin önemini vurgulamaktadır.
Duygusal belirtiler ne kadar belirginse yani -kaygı, depresif belirtiler ve dürtü kontrolündeki bozukluk gibi semptomları olan-kişinin hem şiddet uygulama hem de şiddet mağduru olma olasılığı o kadar yüksek olur.
Şiddet, kronik toplumsal travma ve strese yol açmakta ve bu topluluklarda sağlığı, kapasiteyi ve verimliliği baltalamaktadır.
Yetkililerin soruna verdiği yanıt, mağdura veya suçluya odaklanmıştır.
Topluluk temelli bir yaklaşıma göre;
Kronik ve sürekli silahlı şiddetin etkileriyle mücadele etmek için toplulukları güçlendirmeye odaklanmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır.
Silahlı şiddet oranlarının yüksek olduğu topluluklarda silahlı şiddetin olumsuz etkilerini önlemek ve azaltmak için topluluk temelli ve topluluk odaklı bir müdahaledir; bunu da sosyal bağları, ilişkileri, direnci güçlendirerek veya başka bir deyişle 'komşuluk bağlarını yeniden kurarak' yapmak amaçlanmıştır.
Yeniden dayanışma, komşuluk, mahallelilik ve hemşerilik ilişkilerini güçlü bağlarla ilerletme zamanı.
Çünkü komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Next