Hoş geldin yeni yıl.

Her yeni yıl

Koskoca umut doludur,

hiç tükenmeyen.

Önce kendimiz,

Sonra sevdiklerimiz ve çevremiz

en sonra da beldemiz ve

memleketimiz için

gelecekten umut besliyoruz.

Ben herkese iyilik,

sağlık diliyorum bu yıldan.

Zira çok çektik KOVİD belasından.

Son 3 yıldır

ne psikoloji kaldı bozulmadık,

ne de sosyal hayat.

Ekonomiyi, üretimi ve

satın alma gücünü ne siz sorun,

ne de ben söyleyeyim.

Herkes piyasacı.

Malların fiyatını belirleyen piyasa.

Piyasa şöyle, böyle, …

Ama gel, bir de bize sor

satın alabiliyor muyuz?

Sıhhate gelince

durum zorun zoru.

SIHHAT

Ya sıhhat!

Meşhur kelamdır.

Sıhhat gibisi yok.

Dünyada belki de en fazla

ihtiyaç duyduğumuz şey.

Ne yazık ki en az da kıymetini

bildiğimiz nimetlerden biri.

Herkes bilir,

ekmeğinin peşinde koşan bir insan için;

işsizliğin acı yüzü, yoksulluğu.

Ancak işini kaybedince anlar insan mesela.

Evlat acısını yokluğunda,

Ana baba özlemini vefatında…

Ne kadar söylersek söyleyelim

Bir nimetin, varlığın kadri

ancak kaybedildiğinde anlaşılır,

anlayabilene…

Sıhhatin anlamını

onu kaybedince anlar insanoğlu.

Bir amansız hastalığa tutulduğunda

çalmadık kapı bırakmaz.

Derdine derman,

şifa arar durmadan.

En basiti şu kış günlerinde

Grip hastalığının esip gürlemesi bile

insanları çaresiz bırakmaya yetiyor.

O nedenle herkese sıhhat, afiyet!

Afiyet denilen şey,

sıhhatli kimselerin başındaki altın taçtır.

Altın tacı ancak hastalar görebilir.

Bu konuda Cihan padişahı

Kanunî Sultan Süleyman’ın sıhhatle ilgili

beyti de çok düşündürücüdür:

 “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

 Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Yine bir Ataol Behramoğlu şiirinden:

“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var;

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın,

ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey,

hayata sunulmuş bir armağandır,

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana”.

Güzel bir hayat,

sıhhatli bir beden herkese!...