Son günlerde Batman’ın çevresindeki baraj ve akarsuların manzarasını okurlarımızla paylaşıyoruz. Yanı başımızdaki baraj ve akarsularda su seviyesi o kadar düştü ki neredeyse akarsu yataklarında yürüyüş yapılacak durumda…

Batman Çayı, Batman Barajı, Ilısu Baraj Gölü, Sason Çayı ve Garzan Çayı’nda su seviyesinin ciddi oranda düşmesi, sadece çiftçiyi değil, herkesi kaygılandırıyor. Batman Ovası’na can veren akarsuyun dibindeki topraklarda derin çatlaklıklar oluştu. Kurak yaz gerekçesiyle açıklanma da doğanın kendini koruması ilkesi bu açıklamayı yetersiz kılıyor.

HER CANLININ YAŞAM KAYNAĞI!..

Doğadaki her canlının yaşam kaynağı akarsulardır.

Doğanın kendisi de bu kaynaktan besleniyor.

O yüzden yaşamda görülebilecek en ürkütücü ve en hüzünlü görüntü kurumuş bir akarsu ve kurumuş bir ağaçtır.

Bu iki yaşam kaynağının insan eliyle kurtulması geleceğe dair umutları da kurutuyor.

“Neden insan eliyle” itiraz barındıran soruyu duyar gibiyiz.

Binlerce yılda ancak birkaç kez kuruyan akarsuların 15-20 yıllık sürede birkaç kez kurumasının başka ne cevabı olabilir?

İtiraz edenler açıklarsa mutlu oluruz.

Kırsalın fotoğrafını farklı karelerle okurlarımıza sunuyoruz.

Son haftalarda bizi ürküten o karelerden biri de akarsular ile barajların manzarasıdır.

Batman Barajı gölü havzası…

Ilısu Baraj Gölü…

Sason Çayı derken, hafta sonu da Batman-Siirt il sınırındaki Garzan Çayı’nın manzarası bizleri bir hayli kaygılandırdı…

Batman Çağdaş’ın 1. Sayfa eteklerindeki haberin başlığı dikkat çekiciydi;

“Bu akarsuda artık yürünebiliyor…”

3-4 Yıl öncesinde bir aracın köprüden uçtuğu o gürül gürül akan Garzan Çayı’nda 3 gün sonra dalgıçlar tarafından araç bulunmuştu.

Birkaç yıl sonrasında yakından gördüğüm Garzan Çayı’nda adacıklar oluşmuştu.

BU MANZARA GELECEK KAYGIMIZI ARTIRDI

Zemindeki kayalık ve taşlar gün yüzüne çıkmıştı.

Garzan’daki acı tabloyu görünce ortaokul dönemindeki çocukluğum aklıma geldi.

Batman’dan Garzan’a balık tutmaya giderdik.

Dalgıçlar dışında kimse Garzan’ın derin yerlerine giremezdi.

İşte kuraklığın kuruttuğu Garzan’ın son halini bu fotoğraf karelerinden görebiliyoruz.

Ne akarsular ne de kaynak sular kaldı.

Bu akarsulardan kuşkusuz şehrin suyu da karşılanıyor.

700 Bin nüfuslu Batman’ın ne kadar suyu kaldı onu kestirmek zor ama önümüzdeki aylarda yağışlar başlamazsa, işte o zaman kaygı başlayacak.

Uzmanların tahminlerine göre önümüzdeki kış çok çetin geçecekmiş.

Bu durum son birkaç yıldır konuşuluyor ama kıştan önce sonbaharda beklenen o yağmurlar yağmazsa su sıkıntısı kış aylarına yayılabilir.

Kısa zamanlarda yoğun yağmurun yağması kuruyan doğaya yetmeyecektir.

Belli aralıklarla sık yağması gerekli su yoğunluğuna ulaşılabilir ancak.

Çocukluğumuzda çeşmelerden kana kana su içebiliyorduk.

30-40 Yıl önce büyük birkaç şehirde başka şişe su yoktu. Öyle ki bölgemizin tümünde şişelenerek satılan su hiç yoktu.

Kaynak sular, köylere yeterdi.

Belediye’nin kente verdiği klorlu sular, suyun PH derecesini etkilerdi.

Kıra Dağı’na komşu Kayabağ-Basorke köyünde yıllardır yaşamını sürdüren yörenin kanaat önderlerinden ve Toprak ve Ekolojik Hayatı Destekleme Derneği Başkanı Bedrettin Nasıroğlu, bize hep;

“Direkt Kıra Dağı’ndan gelen suyu ne kadar içersek içelim, rahatsızlık duymazdık, şişkinlik yapmazdı. İçebildiğimiz kadar su içerdik. Şimdi ise o kaynak ve pınarlar tamamen kurudu” diye anlatır.

O SULAR YOK ARTIK

Batman ile birleşen Kösetarla-Kirediye köyünden kent merkezine gelip damacanalarla su alanları görürsünüz.

Yine Kıra Dağı eteğindeki Demirlipınar köyü meydanındaki kaynak suyun böbrek taşlarına çok iyi geliyor diye o çeşme başında oluşan insan kuyruğuna rastlamışsınızdır mutlaka.

Batman kent merkezinden hala bu köye gidip, özel araçlarıyla su getiren Batmanlılar var.

Susuz kalmak ya da suların kesilmesi de mesele değil.

1990’lı Yıllarda da su kesintileri oluyordu.

Hatta öyle ki günlerce geceleri tankerler mahalleye su getiriyordu.

YAĞIŞ ALAN BİR İKLİME SAHİBİZ AMA…

Burası Arabistan değil elbette ve yağış alan bir iklime sahibiz.

Sorun iklim değişikliğinden dolayı yağmurların eskisi gibi yağmamasından kaynaklandığı yazılıyor, söyleniyor.

Umarız öyledir.

Aksi tahmin edilemeyecek kadar tahribat yaratacak.

Ciddi önlemler de almanın zamanı geldi, geçiyor.

İstatistikler nüfusun artmaya devam edeceğini gösteriyor.

Su sorunun devam etmesi; bu artışla birlikte çok olumsuz sonuçlar doğuracak.

Genç nüfusa sahip olma hesaplarından önce tertemiz suya nasıl sahip olabileceğimiz konusuna öncelik vermemiz gerekiyor.

Susuzluğun kasıp kavurduğu biz gördüklerimizden ürktüğümüz için sizleri daha fazla karamsarlığa itmek istemedik.

Kısaca; su kaynakları beslenmezse bizlerde beslenemeyiz.

Sağlıkla kalın...