Daha dün Batman Çağdaş manşet yaptı.

Baş yazar Arif Arslan dikkat çekti

Batman’ın dört bir yanındaki suyu azalan,

Dip yapan ve kuruyan ırmak, dere ve pınarlara.

Ne acı bu yıl kuraklık can sıkıcı.

Bahar yağmurları yağmadı, hava çok sıcak ve bunaltıcıydı.

Kuraklık ve çölleşme sınırlarımızdan ilerliyor.

Dünya pek çok ülkesi her yıl aşırı su stresiyle karşı karşıya.

Mevcut su kaynaklarının neredeyse tamamını gittikçe kaybediyor.

Dünya nüfusunun en az %50'si, yani yaklaşık 4 milyar insan, yılın en az bir ayı boyunca aşırı su stresi altında yaşıyor.

Bu düzeyde su stresiyle yaşamak, insanların hayatlarını, sağlıklarını, işlerini, mahsullerini, gıda ve enerji güvenliğini tehlikeye atıyor.

Su, ürün yetiştirmek, hayvancılık yapmak, elektrik üretmek, insan sağlığını korumak için hayati önem taşıyor.

Daha iyi bir su planlaması ve yönetimi olmadan, nüfus artışı, ekonomik kalkınma ve iklim değişikliği su stresini daha da kötüleştirecek.

Dünya çapında karşılaşılan ve bu yıl Türkiye’yi de etkisi altına alan

sustresinin sebebi nedir?

Dünya genelinde suya olan talep, mevcut su miktarını aşıyor.

Artan su talebi genellikle büyüyen nüfus ve sulamalı tarım, hayvancılık, madencilik, enerji üretimi ve imalat gibi endüstrilerin bir sonucudur.

Öte yandan, su altyapısına yapılan yatırım eksikliği, sürdürülemez su kullanım politikaları veya iklim değişikliği nedeniyle artan değişkenlik, mevcut su arzını etkileyebilir.

SU STRESİYLE BAŞA ÇIKMAK

Su stresi, yani su talebinin yenilenebilir kaynaklara oranı, yerel su kaynakları üzerindeki rekabeti ölçer.

Arz ve talep arasındaki fark ne kadar küçükse, bir yer su kıtlığına karşı o kadar savunmasızdır.

"Aşırı su stresi" ile karşı karşıya olan bir ülke, mevcut su kaynaklarının en az %80'ini tükettiği, "yüksek su stresi" ise su kaynaklarının %40'ını bitirdiği anlamına gelir.

Su altyapısına yatırım yapılması ve daha iyi su yönetimi gibi müdahaleler yapılmadığı takdirde, su sıkıntısı özellikle nüfusu ve ekonomisi hızla büyüyen yerlerde daha da kötüleşecektir.

Dünyadaki pek çok ülkede yenilenebilir su kaynaklarının %80'inden fazlasını sulama, hayvancılık, sanayi ve evsel ihtiyaçlar için kullandıkları anlamına geliyor.

Kısa süreli bir kuraklık bile bu bölgeleri susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor ve

Bazen yerel yönetimlerin muslukları kapatmalarına neden oluyor.

İzmir ve bazı şehirlerde su kesintileri başladı.

Çünkü barajlar dip yaptı,

Kaynaklar kurudu.

Akan nehirler ve su kaynakları kirlendi.

Temiz su kaynaklarını ise şirketler sahiplendi ve halkımıza damacana damacana su satıyor.

Su artık ticari bir meta ve değeri de gittikçe artıyor.

İngiltere, Hindistan, İran, Meksika ve Güney Afrika gibi dünyanın birçok yerinden su stresi haberleri gelmeye başladı.

Dünyada en çok su sıkıntısı çeken beş ülke

Bahreyn, Kıbrıs, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Katar.

Bu ülkelerdeki su sıkıntısı çoğunlukla düşük su arzı ve buna bağlı olarak evsel, tarımsal ve endüstriyel kullanımdan kaynaklanan talepten kaynaklanmaktadır.

En fazla su stresi yaşayan bölgeler ise nüfusun %83'ünün aşırı yüksek su stresine maruz kaldığı

Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile nüfusun %74'ünün su stresine maruz kaldığı Güney Asya ülkeleri.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi dünyanın en fazla su sıkıntısı çeken bölgesidir.

Durum daha da Kötüleşecek gibi görünüyor.

Neden ise iklim değişikliği başta…

Aşırı derecede su sıkıntısı sadece tüketiciler ve suya bağımlı endüstriler için değil, aynı zamanda siyasi istikrar için de bir sorun.

Kötü su yönetimi ve tarımda sürdürülemez su kullanımı(vahşi sulama), halk arasında protestolara neden olur.

Su sıkıntısı kötüleştikçe bu gerginlikler daha da yoğunlaşır.

Bazı ülkeler ve şehirlerde bunun örnekleri yaşanıyor.

Su Stresi ülkelerin ekonomilerini ve

tarımsalüretimi büyük ölçüde bozabilir.

Artan su sıkıntısı, ülkelerin ekonomik büyümesinin yanı sıra dünya gıda güvenliğini de tehdit ediyor.

Gelecekte Hindistan, Meksika, Mısır ve Türkiye bu açıdan tehdit altında olacağı öngörülüyor.

Su kıtlığı(kuraklık), endüstriyel kesintilere, enerji kesintilerine ve tarımsal üretim kayıplarına yol açabilir.

Küresel gıda güvenliği de risk altında.

Dünyadaki sulu tarımın %60'ı, özellikle şeker kamışı, buğday, pirinç ve mısır olmak üzere, halihazırda aşırı derecede su sıkıntısıyla karşı karşıya.

SU STRESİYLE BAŞA ÇIKMAK

Su yönetimini iyileştirmenin ve su stresini azaltmanın yolları şunlardır:

Ülkeler, su yönetimlerini iyileştirebilir, tarımda su verimliliğini teşvik edebilir.

Çiftçiler vahşi sulamaya hayır diyebilir.

Doğa temelli çözümler ve yeşil altyapı aracılığıyla su altyapısını geliştirebilir .

Sulak alanları ve ormanları korumak ve iyileştirmek yalnızca su kalitesini iyileştirmekle ve kuraklık ve sellere karşı dayanıklılık oluşturmakla kalmaz,

aynı zamanda su arıtma maliyetlerinden de tasarruf sağlar.

Su sıkıntısı çeken ülkelerdeki siyasetçi ve yöneticiler, su kıtlığından kaynaklanan elektrik kesintilerini önlemek için güneş ve rüzgar gibi suya duyarlı enerji kaynaklarına öncelik vermelidir.

Belediye Başkanları kentsel su direnci eylem planları geliştirmelidir .

Atık suların arıtılıp yeniden kullanılması, şehirler için yeni su kaynakları da yaratabilir.

Çiftçiler, tarlaları su altında bırakmak yerine su tasarrufu sağlayan ürünlere geçmek veya yağmurlama veya damla sulama gibi yöntemler kullanmak gibi daha verimli su önlemleri kullanmalıdır.

Hükümetler ve yöneticiler, topluluklar ve işletmeler, herkes için su güvenliğine sahip bir gelecek inşa etmek için harekete geçmelidir.

Türkiye, her bir havzaya ve

Bölgeye/kente özgü çözümlerin yanı sıra, yukarıda belirtilenlerin tümünü kapsayan bir yaklaşıma ihtiyaç duyacaktır.

Üzerinde çalışılan ve önerilen süreçler ancak doğru yönetimle her ülke su stresinin su krizine dönüşmesini önleyebilir.

Haydi! Batman’da son ırmak kurumadan,su stresinden kurtulmak için çareler üretelim!