Atatürk; Trablustan -Suriye’ye,
Çanakkale’den- Büyük Taarruza
Cepheden cepheye…
savaş meydanlarında geçen bir hayat.
Her şeye rağmen;
“Yurtta barış,
Cihanda barış”
diyen büyük dünya lideri.
Ne mutlu bizim Atamıza.
Savaş ve ölüm makinalarının
kol gezdiği bir dünyada,
Başkomutan Atatürk;
“Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır.
…Millet hayatı tehlikeye maruz kalmıyorsa
savaş cinayettir!” demiştir.
Ve yine Anafartalar Başkomutanı
Çanakkale’de; “Bu memleketin
toprakları üstünde
Kanlarını döken kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yan yana,
koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını
harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve huzur içinde
Rahat rahat uyuyacaklardır.
Onlar, bu topraklarda
canlarını verdikten sonra,
artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Anzak’lara hitaben söylediği sözler
Atatürk’ün yüce gönüllüğünü yansıtır.
ŞAVAŞSIZ DÜNYA MÜMKÜN MÜ?
Bugün de çevremiz ateş topu.
Ortadoğu yıllardır kaynayan kazan.
Ukrayna-Rusya çatışmaları.
Türkiye Cumhuriyetin 100.yılında.
100 yıldır barış içinde.
Türkiye jeopolitik ve stratejik bir ülke.
Türkiye,Lozan Barış antlaşması sonrası
Atatürk hedefi; sosyal-ekonomik,
askeri, kültürel ve her alanda
Muasır medeniyet seviyesinin üstü.
Yüzyılın başlarında
yeni bir dünya kurulurken
Atatürk bağımsızlığımızı ve
misaki milli sınırlarını güvence altına
almanın önemien iyi bilen liderdir.
Bunun için;
Başlangıçta bölgesel iş birlikleri kurulmuş.
Milletlerarası örgütlere üye olunmuş.
Milli menfaatlerin ancak
barışçı ve gerçekçi politikalarla
elde edilebileceği düşüncesiyle
hareket etmiştir.
SADABAT PAKTI
Ortadoğu’da barış ve
istikrarın sağlanması için
Irak, İran ve milli mücadele döneminde
destek gördüğü Afganistan’la
Sadabat Paktı’nı oluşturmuştur.
Türkiye o dönemlerde de
parlayan bir yıldızdır.
Dünyanın bütün mazlum ülkelerine
örnek olmuştur.
Sadabat paktı ile;
“birbirinin içişlerine karışmamak”,
“sınırların dokunulmazlığı” ve “saldırmazlık”,
uluslararası siyasal sorunlarda “danışmalar”,
“iyi komşuluk ilişkileri” maddeleri
Hayata geçirilmiş.
Bu şekilde; Dünya barışına da bir adım atılmıştır.
BALKAN PAKTI
Avrupa’da farklı bir rüzgar esmekte.
Almanya’da Hitler,
İtalya’da Mussolini tehditleri.
Balkanlara düşecek ateş
Türkiye’yi de yakar.
Daha Cumhuriyetin ilk yılları.
Yıl 1926.
Balkan devletleri arasında
güvenlik işbirliği arayışı.
Nihayet 1934 yılında
Türkiye,Yunanistan,
Romanya ve Yugoslavya arasında
Balkan Paktı kurulur.
Balkan Paktı,II.Dünya savaşına kadar
bölgede barışın garantisi olmuştur.
ATATÜRK VE BARIŞ ÖDÜLÜ
Lozan barış antlaşmasından sonra
Yunnistan’la ilişkiler gergindir.
Başta mübadele’nin getirdiği sorunlar.
1930 yılında ilişkiler düzelir.
Venizolos, 12 Ocak 1934 tarihinde
Nobel Ödül Komitesi Başkanlığına
müracaatla “Atatürk’e barış ödülü”
verilmesini teklif eder.
Bu gün de dünyada dostuluğa,barışa,
İlerlemeye ve insan haklarına saygıya
herkesin ihtiyacı var.
ATATÜRK ULUSLARARASI BARIŞ ÖDÜLÜ
Atatürk Uluslararası Barış Ödülü,
1986-2000 yılları arasında
dünya barışına katkıda bulunanlara
verilmiş bir devlet ödülüdür.
Dayanağı 1984 tarihinde
"Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü".
Ne yazik ki 2000 yılından beri verilmeyen ödül.
17.08.2013 tarihli Resmi Gazete’de
"Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğünü"
lağvedildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu,Başkomutan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün
"Yurtta Sulh Cihanda Sulh"
ilkesinden yola çıkarak verilen ödül;
barış, dostluk, anlayış ve
iyi niyetin gelişimine
katkı sağlayan kişilere verilirdi.
Hele bu günlerde barışa
her zamankinden çok
ihtiyacı var dünyanın!
Savaşsız bir dünya mümkün!
Atamıza saygı ve minnetle!...
Next