Bu yıl Batman’da yağmur adeta bitmek bilmedi. Kimi gün sabaha yağmur sesiyle uyandık, kimi gün sokaklarda biriken sulara.. Uzun süredir kuraklığı, sıcakları ve su sıkıntısını konuşmaya alışmışken, bu kez gökyüzü bize başka bir gündem açtı: Normalin üzerinde gelen yağışlar.

Yağmur bizim coğrafyamızda her zaman bereketle anılır. Toprak suya kavuşur, barajlar nefes alır, çiftçinin yüzü güler, meralar canlanır. Fakat yağmurun hikâyesi yalnızca “çok yağdı” ya da “az yağdı” meselesi değildir. Bazen fazla yağış da bize soru sordurur: Bu suyun ne kadarı toprağa karıştı? Ne kadarı barajlarda tutuldu? Ne kadarı yeraltı suyunu besledi? Ne kadarı ise yüzeyden akıp gitti?

İşte bu nedenle bu yılki yağışlara sadece günlük hayatın içinden değil, Batman’ın uzun dönem su hafızası içinden de bakmak gerekiyor. Çünkü bir şehrin yağmurla ilişkisi tek bir mevsimle, tek bir yağışlı yılla anlaşılmaz. Yağmurun da bir hafızası vardır; bu hafıza bize hem geçmişteki kurak yılları hem de bugünkü bolluğun ne anlama geldiğini gösterir.

Batman Merkez Meteoroloji İstasyonu’nun 01.01.1970–15.05.2026 dönemine ait günlük yağış kayıtları, bu yıl yaşanan yağışlı dönemi daha sağlıklı değerlendirmemize imkân veriyor. Bu veriler, Batman’da yağışların yıldan yıla oldukça değişken olduğunu gösteriyor. Bazı yıllar yağışlar uzun dönem ortalamasının belirgin şekilde üzerine çıkarken, bazı yıllarda ciddi düşüşler yaşanıyor. Dolayısıyla “bu yıl çok yağdı” veya “bu yıl kurak geçti” gibi kısa süreli değerlendirmeler tek başına yeterli değil. Asıl önemli olan, bu yağışların uzun dönem içindeki yerini doğru okumaktır.

Batman merkez için1970–2025 arasındaki tam yılların ortalaması ise yaklaşık 455,6 mm olarak hesaplanmaktadır. Kayıt döneminde en yağışlı yıl 726,6 mm ile 1988, en kurak yıl ise 236,8 mm ile 2021 olmuştur. 2025 yılı da 255,2 mm ile kayıt döneminin en kurak yıllarından biri olarak dikkat çekmektedir.

Bu uzun dönem tablo bize şunu söylüyor: Batman’da su yönetimi tek bir yılın yağışına göre planlanamaz. Yağışlı yıllar kadar kurak yıllar da bu coğrafyanın gerçeğidir. Hatta bazen birkaç yağışlı yılın ardından sert bir kuraklık dönemi yaşanabilir. Bu yüzden yağışlı yıllar rehavet değil, kurak yıllara hazırlık dönemi olarak görülmelidir.

Bu yılki yağışların dikkat çekici tarafı ise rakamlarda çok net görünüyor. 2026 yılında yalnızca 1 Ocak–15 Mayıs tarihleri arasında Batman merkezde 445,8 mm yağış kaydedilmiştir. Bu değer, Batman’ın 1991–2020 yıllık yağış normali olan 473,7 mm’ye oldukça yakındır. Başka bir ifadeyle, yılın henüz ilk dört buçuk ayında Batman neredeyse bir yıllık normal yağış miktarına yaklaşmıştır.

Daha doğru karşılaştırmayı aynı dönem üzerinden yaptığımızda tablo daha da belirginleşiyor. 1991–2020 döneminde Batman’da 1 Ocak–15 Mayıs arası ortalama yağış 302,8 mm iken, 2026 yılında aynı dönemde 445,8 mm yağış düşmüştür. Bu da yaklaşık %47 oranında normalin üzerinde bir yağış anlamına gelmektedir.

Grafik 1. Batman’da 1 Ocak–15 Mayıs dönemi toplam yağışları, 1970–2026.

Bu grafik, 2026 yılının ilk dört buçuk aylık döneminin uzun dönem kayıtları içinde ne kadar dikkat çekici olduğunu göstermektedir. 2026 yılı, 1 Ocak–15 Mayıs dönemi bakımından 1970 sonrası en yüksek değerlerden biridir.

Bu artışı yalnızca birkaç aşırı yağış günüyle açıklamak da doğru olmaz. 2026 yılında 15 Mayıs’a kadar 69 yağışlı gün kaydedilmiştir. Oysa 1991–2020 döneminde aynı tarih aralığı için ortalama yağışlı gün sayısı yaklaşık 48 gündür. Yani bu yıl Batman’da yağışlar sadece miktar olarak değil, sıklık olarak da normalin üzerinde seyretmiştir.

Su yılı açısından bakıldığında da benzer bir sonuç ortaya çıkıyor. Hidroloji ve su kaynakları çalışmalarında yalnızca takvim yılına değil, çoğu zaman su yılına bakılır. Çünkü yağışların önemli kısmı sonbahar, kış ve ilkbahar dönemlerinde gerçekleşir. Batman merkezde 01 Ekim 2025–15 Mayıs 2026 döneminde toplam 558,5 mm yağış kaydedilmiştir. Aynı dönem için 1991–2020 ortalaması yaklaşık 448,0 mm’dir. Buna göre mevcut su yılı, aynı döneme göre yaklaşık %25 daha yağışlı geçmiştir.

Peki bu tablo bize ne anlatıyor?

Öncelikle şunu söylemek gerekir: Evet, 2026 yılında Batman’da yağışlar belirgin şekilde normalin üzerindedir. Bu durum toprak nemi, tarımsal üretim, barajlara gelen su, yeraltı suyu beslenimi ve ekosistemler açısından olumlu bir gelişmedir. Uzun kurak dönemlerin ardından gelen bu yağışlar elbette sevindiricidir. Ancak bu tabloyu “artık su sorunumuz yok” şeklinde okumak büyük bir hata olur.

Çünkü Batman’ın uzun dönem yağış hafızası bize çok açık bir şey söylüyor: Bu şehirde yağışlar kararlı ve düzenli bir çizgi izlemiyor. Çok yağışlı dönemler de var, sert kurak yıllar da. Örneğin 2021 yılı kayıt döneminin en kurak yılı olurken, 2025 yılı da en kurak yıllardan biri olarak kayda geçmiştir. Hemen ardından 2026’nın ilk aylarında normalin oldukça üzerinde yağış yaşanması, Batman’da su yönetiminin değişkenliğe göre yapılması gerektiğini gösteriyor.

Asıl mesele, yağan yağmurun ne kadarının faydaya dönüştürülebildiğidir. Eğer yağış yavaş, düzenli ve toprağın emebileceği şekilde gerçekleşirse, bu su toprağa sızar, yeraltı suyunu besler, bitkiler için kullanılabilir hale gelir. Ancak yağış kısa sürede ve şiddetli şekilde gelirse, önemli bir kısmı yüzey akışına dönüşür. Bu durumda su toprağa karışmadan dere yataklarına, kanallara ve akarsulara yönelir. Hatta beraberinde toprağı, gübreyi, kirleticileri ve kentsel atıkları da taşıyabilir.

Batman gibi hızlı büyüyen şehirlerde bu konu daha da önemlidir. Kentleşme arttıkça asfalt, beton ve diğer geçirimsiz yüzeyler çoğalıyor. Yağmurun toprağa sızabileceği doğal alanlar azalıyor. Dere yatakları, taşkın alanları ve doğal drenaj hatları yapılaşma baskısı altında kalabiliyor. Böyle bir şehir dokusunda yağmur suyu çoğu zaman bir kaynak olarak değil, hızlıca uzaklaştırılması gereken bir yük olarak görülüyor.

Oysa çağdaş su yönetimi anlayışı artık yağmur suyunu şehirden kovmayı değil, mümkün olduğunca yerinde tutmayı hedefliyor. Geçirgen zeminler, yağmur bahçeleri, parklar, yeşil alanlar, doğal dere koridorları, küçük ölçekli depolama sistemleri ve yağmur suyu hasadı bu yaklaşımın parçalarıdır. Batman’da da yağmur suyunu sadece mazgallara ve kanallara bırakmak yerine, kentsel planlamanın temel bir unsuru olarak düşünmek gerekir.

Tarımsal alanlarda da benzer bir ihtiyaç vardır. Yağışlı yıllar çiftçi için sevindiricidir; ancak toprağın suyu tutma kapasitesi yeterli değilse, yağışın önemli bir kısmı yüzey akışıyla kaybolabilir. Organik maddesi düşük, sıkışmış veya eğimli arazilerde bu risk daha da artar. Bu nedenle tarım alanlarında toprak koruma, erozyon kontrolü, uygun drenaj, organik maddeyi artıran uygulamalar ve küçük ölçekli su tutma yöntemleri giderek daha önemli hale gelmektedir.

Barajlar ve su kaynakları açısından da yağışlı yıllar kısa vadeli rahatlama sağlar. Ancak bir yağışlı yıl, uzun vadeli su güvenliği anlamına gelmez. Su kaynakları yönetiminde asıl başarı, yağışlı dönemde gelen suyu kurak döneme taşıyabilmektir. Eğer gelen suyu tutamaz, depolayamaz ve verimli kullanamazsak, yağışlı yılın avantajı kısa sürede kaybolur.

Bu nedenle 2026’daki yağışlı dönemi iki duyguyla birlikte okumalıyız: Sevinç ve dikkat. Sevinç; çünkü yağmur toprak için, çiftçi için, barajlar için, yeraltı suyu için ve doğal yaşam için hayattır. Dikkat; çünkü yağmurun faydaya dönüşmesi kendiliğinden olmaz. Bunun için doğru şehir planlaması, güçlü altyapı, taşkın riski yönetimi, tarımsal su koruma önlemleri ve uzun vadeli su politikası gerekir.

Batman için önümüzdeki dönemde üç başlık özellikle öne çıkmaktadır.

· Birincisi, yağmur suyunu şehirden hızla uzaklaştırmak yerine mümkün olduğunca yerinde tutmak.

· İkincisi, dere yataklarını, taşkın alanlarını ve doğal drenaj koridorlarını yapılaşma baskısından korumak.

· Üçüncüsü, yağışlı yıllarda bile su tasarrufu ve verimli kullanım bilincini kaybetmemek.

Çünkü su yönetiminde en büyük hata, kurak yılda paniğe kapılıp yağışlı yılda unutkan davranmaktır. Oysa Batman’ın 1970’ten bugüne uzanan yağış kayıtları bize açıkça gösteriyor: Bu coğrafyada hem kuraklık hem de normalin üzerinde yağış mümkündür. Bazen birkaç yıl üst üste kuraklık yaşanabilir, bazen de kısa bir dönemde yıllık normale yaklaşan yağışlar görülebilir.

Yağmurun toprağa düşen hikâyesi yalnızca o günün hava durumu değildir. O hikâye; tarlada ürün, barajda seviye, çeşmede su, derede akış, şehirde güvenlik ve gelecekte yaşam demektir. Batman’a düşen her yağmur damlasını bu gözle okumalıyız: Sevinerek ama rehavete kapılmadan; şükrederek ama planlamayı unutmadan.

Bu yılki yağışlar bize önemli bir fırsat sunuyor. Bu fırsat, yalnızca “çok yağmur yağdı” demek için değil; suyu nasıl tuttuğumuzu, nasıl kullandığımızı, şehirlerimizi yağmura ne kadar hazırladığımızı ve kurak yıllara ne kadar dayanıklı olduğumuzu yeniden düşünmek içindir.

Bu vesileyle Kurban Bayramı’nın; paylaşmayı, dayanışmayı, bereketi ve tabiata karşı sorumluluğumuzu yeniden hatırlattığı güzel günlere vesile olmasını diliyorum. Yağmurun bereketini de, suyun kıymetini de unutmadan…

Mutlu ve keyifli bir bayram geçirmeniz dileğiyle, Hoşçakalın, bilimle kalın.