Aradan neredeyse 66 yıl geçti. Beşiri-Kıradağı eteğindeki Mor Kuryakos Manastırı olarak bilinen ‘Dêra Kire’, Süryani Kadim Ortodoksların önemli bir dini eğitim kurumuydu. 2003 Yılında dönemin Batman Valisi Efkan Ala’ydı. Daha sonra İçişleri Bakanlığı da yapan Efkan Ala, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda yıllarca bürokratlık da yapmıştı...

Tarihe olan tutkusuyla bilinen Ala, Batman’da tarihi dokunun gün yüzüne çıkması için inanılmaz çaba vermişti. Hasankeyf, Beşiri, Sason, Kozluk ve Gercüş ilçelerindeki tarihi dokunun olduğu yer arasında mekik dokurdu Ala… Mor Kuryakos Manastırı ayağa kalkmışsa; bunda Ala’nın payının olduğunu da unutmayalım...

Mor Kiryakus Manastırı-6

TURİZME KATKISI BÜYÜK MEKANLAR

Tarih, kitap sayfalarında öğrenilen bir gerçek olduğu tartışılmaz.

Bu sayfalarda yazılanlar, görsel objelerle daha güçlü anlam kazanır.

Binalar… Köprüler… Yollar…

Okuduklarımızı pekiştiren yegane yapılardır.

İbadethaneler de o dönemlerin dinsel yönleriyle ilgili bilgiler içeren yapılardır.

Tarihin geçtiği mekanların varlığı o şehri, bölgeyi güçlü kılan faktörlerin en önemlisidir.

21’inci Yüz yılda bilgiye rahat ulaşım nedeniyle insanlar tarihe daha fazla ilgi duymaya başladı.

İnternet ortamında gördükleri, okuduklarını bir süre sonra görme isteği oluşuyor.

Kısa bir zaman sonra da o yapıları, o yolları ve mekanları görmeye gidiyor.

Bu nedenden dolayıdır ki artık ülkeler ‘Tarih Turizmi’ne daha fazla yatırım yapıp, insanları ülkelerine çekiyorlar.

Bu çekim hem o ülkeye hem de ilgili şehre büyük bir ekonomik katkı sağlıyor.

Son yıllarda ülkemizde tarihi yapılara çok önem verilmeye, restorasyonlara başlandı.

Özelde Batman ve çevresindeki bir çok yapı ibadethane ve mekanlarda.

Ciddi çalışmalar yapılarak, bu tarihsel mekanlar tekrar gün yüzüne çıkartıldı, aynı zamanda turizme de büyük katkı yaptı.

23 YIL ÖNCESİNDE MANASTIR

Batman Valiliği döneminde eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın restorasyonunun öncellikle yapılmasını istediği yer; Mor Kuryakos manastırıydı.

Günümüzde o manastır ayağa kalktı artık.

Şimdilerde turizmin kalbi oldu.

Önceki gün manastırda ‘Turizm Master Plan Çalıştay’ı vardı.

Yeni turizm rotası; artık Mor Kuryakos Manastırı oldu.

Çok değil, 20 yıl öncesinde bu mekan samanlıktı.

Şimdilerde zirve yapılıyor.

Biz de ‘Mor Kuryakos için inanılmaz dönüşüm’ diyoruz.

Bakın, nereden nereye…

“Ahır-samanlıktan master plan toplantılarına.”

Tabiri caizse; turizmin kalbi oldu Mor Kuryakos manastırı.

Önceki gün Vali Ekrem Canalp, manastırda Batman’ın turizmdeki hedefini açıklıyordu:

“Batman, 1 milyon turist ağırlayacak.”

Mor Kuryakos Batman’da artık turizm rotasının ilk durağı olacak.

Elbette 12 bin yıllık tarihi Hasankeyf’in yeri ayrı hepimiz için.

Vali Canalp; “Batman’da turizm tüm ilçelere taşınıyor” diyor.

Bu dipnottan sonra geçmişteki o yıllara daldım, gittim.

2003 Yılında Batman Valisi Efkan Ala’ydı.

Ala, Batman’a gelir gelmez ilk icraatlarindan biri de Hasankeyf’i tanıtmaktı.

Yerli ve yabancı turist sayısı ikiye, hatta üçe katlanmıştı.

O dönemler ne komşu ilçe Midyat ne de Mardin… O yıllarda Hasankeyf’teki o turizm potansiyelini yakalamamıştı.

O dönemlerde yerli ve yabancı konuklar, derme-çatma mekanlar ile çardaklarda Hasankeyf’in keyfini çıkarırdı.

Sözü uzatmadan Mor Kuryakos Manastırı’na dönelim.

Kim ne derse desin; Mor Kuryakos Manastırı’nda büyük bir değişim yaşanıyor.

Batman eski Valisi ve eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, 2003’te o devasa manastırın ‘samanlık-ahır’ olarak kullanılmasına göz yummamıştı.

“Burayı elden geçirelim, çöp atıkları ne varsa toplansın. Burası turizme kazandırılacak.”

Mor Kuryakos Manastırı’nın 2003’ten bugüne kadar gelmesinde kuşkusuz diğer Valilerin de çabası oldu.

Dicle Kalkınma Ajansı ile Batman Valiliği’nin geliştirdiği ‘restorasyon projesi’ geçen yıl tamamlanmıştı

Ve Mor Kuryakos Manastırı artık ayağa kalkmıştı.

Kürtçe’de ‘Dêra Kîre’ yani ‘Kara Manastır’ anlamında bilinen Dêra Kire’de son metropolit papaz Çiçek’ti.

O dönemlerde rahip ve papaz düzeyinde din adamları burada kalmış.

1960’lardan sonra Mardin Metropolitliğine bağlanmış.

Kıra Dağı’nın siyah taşlarından adını alan bu şaheser yapıt, yer altı dehlizlerle birlikte üç katlı. Süryani, Ermeni ve Ezidi toplumunun da yıllar önce yaşamını sürdürdüğü 2500 metrekarelik alandaki manastır, Osmanlı döneminde de kervanların İpek Yolu’nu kullananlarının da konaklama merkeziymiş.

TARİHİN BİZE ARMAĞANI

Önceki gün etkinlik sayesinde manastırın dört bir yanını dolaştık.

Her bir köşesinin tarih koktuğu bu yapıt; inanç turizmine de kapılarını sonuna kadar açmış.

Manastırın tavanında sekizgen dilimli taş kubbe, yıldızlı haçların mimari yapısında bir sanat değerini fark ediyorsunuz.

Mor Kuryakos Manastırı’nda ‘patrik odası’ olarak bilinen kubbeli yapının benzeri Mardin’deki Deyrulzafaran Manastırı’nda da görmek mümkün.

Manastır bir zamanlar çevresi için önemli bir eğitim kurumu imiş.

1914 Yılında Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi’nin Osmanlı bürokrasisinde dikkat çeken bir belgesi önümüze çıkıyor.

Belgede neler yazılmış, birlikte okuyalım:

“Diyarbakır ili Beşiri ilçesine bağlı Mor Kuryakos, Midyat ilçesi sınırları dahilinde bulunan Mor Gabriel adındaki manastırlarda bir şubesi ruhbanlara, bir şubesi de çocuklara ait olan ve ilkokul düzeyinde yeni üslupta eğitim ve öğretim programına uygun olarak düzenlenmesine yardımcı olunacaktır.”

Bakın, o dönemlerde Elmedina-Beşiri Diyarbakır’a bağlı bir ilçe.

Tabii eskiden ‘Beşiri’ demek ‘El Medina’ demekti.

‘El Medina’ 1926’da Batman Çayı altında kalınca; o yerleşim birimi ‘Qubin’ köyü diye bilinen günümüzdeki Beşiri ilçesine taşınmıştı.

Manastırın hemen yanı başındaki 1600 yıllık çeşmenin restorasyonu yapılmış.

Çeşmede dikkat çeken bir yazı var.

Restorasyonu tamamlanan yazının girişinden bir özet:

“Eyvan biçiminde inşa edilen bu özgün çeşme, sivri kemerli mimarisi ve taş işçiliğiyle dikkat çeker. Üst örtüsü iç kısmında tonozlu, dıştan ise düz dam formundadır. Mimari açıdan sade ve işlevsel bir anlayışla inşa edilen yapı, bulunduğu bölgenin geleneksel taş mimarisini yansıtmaktadır.”

Bu yazı İngilizce’ye de çevrilmiş.

Hem mimari özellikleri hem de kullanılan malzemeleri ile yöresel taş yapı geleneğinin güzel bir örneğidir çeşme.

HOŞGÖRÜ VE KAPSAYICI ŞEHİR

Batman’ın yanı başında ‘Kira Dağı’ eteğindeki Mor Kuryakos Manastırının restore edilmesi şehrimizin tarihsel gücünü göstermesi bakımından çok önemliydi, tabi dinsel bir mekan olması bakımından da şehrimizin hoşgörü ve kapsayıcı olduğunun en büyük göstergesi oldu.

Mor Kuryakos manastırının yanı sıra Sason-Mereto Dağı’ndaki Meryem Ana Kilisesi, Garzan Çayı kıyısındaki Şeyh Evinda Ziyaretgahı’nın yapılması genelde ülkede, özelde şehrimizde sevinç yarattı.

Gün yüzüne çıkan her yapı bizim tarihle bağlarımızı güçlendiriyor ve tarihle bağlarımız sıklaştıyor. Nasıl güçlenip sıklaşmasın ki; 1600 yıldan beri kesintisiz akan bir pınarın, çeşmenin hala akıyor olması ve bizlerin o çeşmeden su içebilmemiz tarihin bize armağanı değil mi?

Tarihi okudukça, tarihsel mekanları gördükçe üzerinde durduğumuz yeryüzü parçasında daha sağlam durabiliyoruz.

Tarihsel mekanlar bizi dünümüze bağlayan en güçlü bağlardır.

Bu mekanları ayağa kaldıran herkesin en içten teşekkürü hak ettiğine inanıyoruz.

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…