Batman’da Ramazan’ın ilk gününde panayır alanını andıran Ramazan manzarası, mistik bir güzellik sunuyor. Geceleri camilerdeki ‘Hoş geldin ya şehri Ramazan’ yazıları, yatsı namazı öncesi ibadet evlerinin yolunu tutan her yaştan insanı görüyorsunuz… Teravih namazlarından sonra çayhane, kahve ve kafelere dağılıp sahura kadar zaman geçiriyor…
Gündüzleri ise herkesin gözü alışverişte. Köy pazarının olduğu Alo Tevşo Pazarı ve çevresi şehrin eski güzergâhını canlı tutan belki de tek adres. Hemen her kesimden esnaf buradan alışverişini yapıyor…

RAMAZAN AYININ GÜZELLİĞİ
Çocukluğumdan beri Ramazan ayı çok özel bir aydır benim için kanımca herkes için de öyle…
Çocukluğumuzun geçtiği Bağlar Mahallesi ve çevresindeki semtlerde oturanlar, gece yarısı davulcuların sesiyle yataktan kalkıp sofrada birleşirdi…
Oruç tutmaya niyet etmek…
Yatsı namazından önce ibadet evlerinin yolunu tutarak Ramazan’ın verdiği huşuyu hissederdik.
Günümüzde teknoloji gelişti, bazı gelenekler de unutulmaya yüz tutmak üzere ama halen tek tük davulcuların geçtiği güzergâhlar var.
Eskiden davulcuların geçmediği cadde ve sokak yoktu.
Şimdi ise cep telefonunda uyandırma servisi her şeye yetiyor.
Davulculara artık eskisi gibi ekmek kalmadı ama şehrin bazı uzak köşelerinde Ramazan davulcularının sesleri, anılarla dolu, ailecek oturduğumuz iftar ve sahur sofralarının verdiği huzurlu duygu yaşatıyor insanda.
SAHURA KADAR AÇIK MEKÂNLAR
Batman’da iftar sonrası güzel bir manzara oluşur.
Kahveciden kafeciye, terziden fırıncıya kadar birçok esnaf kesimi orucu açtıktan sonra mekânın yolunu tutar.
Yarım asır önce teknolojinin olmadığı dönemlerde kahvelerde tombala oyunu oldukça yaygındı.
Şimdi o tombala da birlikte heyecan duyguları da yok artık.
Kahve ve kafelerde daha çok okey ve kâğıt oyunları oynanıyor.
Bir de oyun oynayanların birbirlerine ikram ettikleri atıştırmalıklar, çay ve kahve de ayrı bir keyif yaşatıyor.
Gündüzleri zorunlu mesai yapanların işi biraz daha zor.
Mesaiye kadar işyerini terk etmez.

RAMAZAN’DA GÖZDE MESLEKLER
Ramazan ayında gözde mesleklerin başını çiğ köfte ve tatlıcılar çekiyor.
Bir de tok tutan gıda maddelerini satanların işi de iyi denilebilir.
Helva, tahin, pekmez satılan işyerleri bu ayda adeta dolup taşar.
Ramazan gününün ikinci yarısından sonra piyasada bir başka hareketlilik yaşanır.
Giyim, ayakkabı mağazaları… AVM’ler… şeker, lokum ve çikolatanın olduğu mekânlarda bir başka hareketlilik yaşanır.
Ramazan’ın bir hoşgörü ayı olduğu, kimseyi kırmamak, üzmemek gerektiğini ve elimizden geldiğince birbirimize yardımcı olmak gerektiğini, kanaat önderleri ve din görevlileri her zaman hatırlatıyor.
Eskiden 50 dereceye denk düşen Ramazan aylarında daha çok gürültü yaşanıyordu.
Kavgasız gün geçmezdi.
Çarşı, pazara çıkanlar dinlenmek için ibadet evlerinde şekerleme yapardı.
Camiler ikindi saatlerine kadar tıklım tıklım olurdu.
Din görevlileri şekerleme yapanları arada sırada uyarırdı;
“Burası ibadet evi lütfen yer işgal etmeyin, çok uykunuz varsa evlerinize gidin.”
Şimdilerde Ramazan öyle güzel bir mevsime denk düştü ki oruç tuttuğunuzun farkında değilsiniz.
Bu sene sahur sabah kahvaltısı gibi.
Sabah 05.00 kahvaltını yap işe git akşam 18.05…
10,5 saat gibi bir oruç süresi var.
Bir ay boyunca tuttuğumuz oruçlar ve ibadetler sonrasında bayram günlerine kavuşacağız.
Herkesin hayırlara vesile olacak bir Ramazan ayı geçirmesi dileğiyle…
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…
Next