(Bölüm 1 – Büyük Akarsular)

Batman denildiğinde çoğu zaman petrol akla gelir. Oysa bu toprakların en az petrol kadar değerli bir başka zenginliği vardır: “SU”. Dicle Nehri’nin kıyısında yer alan Batman, büyük akarsuları, dereleri, barajları ve yeraltı sularıyla adeta bir “SU KULESİ”ni andırır.

Bugün başlayacağım bu yazı dizisinde Batman’ın su kaynaklarını iki parçada inceleyeceğim: İlk bölümde büyük akarsular, ikinci bölümde ise daha küçük dereler, kaynak suları ve yeraltı suyu varlıklarını ele alacağım. Çünkü su, petrol gibi çıkarılıp satılan bir maden değil; doğru kullanıldığında bereket, yanlış kullanıldığında tükeniş getirir.

Batman’ın Büyük Su Kaynakları

Mezopotamya’nın iki büyük nehrinden biri olan Dicle, Batman il sınırları içinde kuzeyden güneye süzülerek akar. Tarımsal sulamada, ekolojik dengede ve tarih boyunca medeniyetlerin gelişiminde belirleyici rol oynamıştır.

Dicle’nin önemli bir yan kolu olan Batman Çayı, hem hidrolojik açıdan hem de kültürel kimlik bakımından ilin en karakteristik akarsularındandır. Batman Çayı’nın suları, yalnızca tarlaları değil bir şehrin hafızasını da besledi. 1950’de İluh köyü, bu çay sayesinde Batman adını aldı. Çayın kıyısında yer alan Hallan Çemi Höyüğü, insanlığın ilk tarımcı toplumlarının izlerini taşır. Yani bu su, Neolitik çağın çiftçileriyle bugünün sanayi şehrini aynı çizgide buluşturur.

Dicle’nin bir diğer yan kolu olan Garzan Çayı (Yanarsu Çayı), Garzan Vadisi boyunca akarak tarım ve kırsal yaşam için vazgeçilmezdir. Ayrıca vadide yüzey araştırmalarının çok sayıda arkeolojik eseri gün yüzüne çıkarabileceğini söylüyor. Kısacası Garzan, sessiz ama derin bir tarih tanığı…

Sason Çayı (Han Deresi) Batman’ın kuzeyinde Sason Vadisi’ni şekillendiren bir akarsu olup, Dicle’nin yan kollarından biridir. Mereto’nun yüksek dağlardan süzülen su vadilere can verir. Bugün bile bir çok köylü bu sudan istifade ederken, arkeologlar vadinin Neolitik dönemden bugüne insan yerleşimlerine ev sahipliği yaptığını vurguluyor.

Suya Sahip Çıkmak

Batman sadece petrol kenti değildir; aynı zamanda suyun şekillendirdiği bir coğrafyadır. Bu zenginliğiyle gerçekten de bir “su kulesi”dir. Ancak bu bereketi geleceğe taşımak için elimizdeki kaynakların kıymetini bilmek ve bilinçli kullanmak zorundayız.

Çünkü petrol biter, yerine yenisi bulunur. Ama su biterse hayat da biter.

Not:Bundan böyle iki haftada bir, bu köşede sizlerle birlikte olacağım. Öneri ve görüşlerinizle yazılarımı zenginleştirebilirsiniz.Hoşçakalın, bilimle kalın.