Geçen Pazar günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açılışını yaptığı o dere çevresindeki yeşil alanlar gün batımında tıklım tıklımdı. Onlarca aile, çoluk çocuğuyla o yeşil alanlarda dinlenmenin keyfini çıkarıyordu…
2,5 Kilometresi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yeşil alanların ön plana çıktığı bir mahalleye kavuşması, o şehrin yakasında oturanları mutlu etmişti. Semt sakinleri, keyifle vakit geçirebilecekleri o parklar, yürüyüş yolları ve çocuklar için oyun alanlarıyla mutlu olmuştu o bölge…

İLUH’TA YILLAR SONRA FERAHLIK
Yaklaşık 60 yıldır yazılan, son 30-35 yıldır bizim sürekli yazdığımız; kangrene dönüşen ve kanatan derenin kısmen ıslah edilmesi yüzümüzü güldürdü.
Darısı diğer kısmın ıslahına diyelim.
Bu şehrin çekirdeğini oluşturan İluh-Tepebaşı (Sere Gır) ile dere çevresindeki 9 mahallede oturanların umutları, beklentileri ve hayalleri vardı.
Öyle ki, o bölgeye her gittiğimizde öfke, serzeniş ve üzüntüyle karşılaşıyor ve “Uzun yılların dert yatağı olan İluh Deresi ne zaman ıslah edilecek ve ne zaman mikrop yuvası olmaktan çıkacak” sözleri kulağımıza sertçe çarpıyordu.
1950’lerin Sonlarına kadar 14 haneden oluşan İluh-Tepebaşı’nın yanından yağmur sularının aktığı kanal, 70 yıllık sürede tabiri caizse atıkların toplandığı ve salgın hastalıklara davetiye çıkardığı bir dere halini almıştı.
Yarım asırdan fazla bir süredir hemen her yerel seçimde birçok Belediye Başkanının ıslahını vadettiği İluh Deresi, artık sel felaketleriyle değil, çevresindeki yerleşim birimlerine nefes aldıracak bir manzaraya kavuşmuştu.
Aslında o bölgenin nasıl bir çekim merkezine dönüştürülebileceğinin adımı da başlatılan bu örnek çalışmaydı.
Şehrin karşı yakasında oturanların ortak bir hayali vardı.
O da kış mevsiminde herkesin kendini güvende hissedebileceği bir çalışmanın yapılmasıydı.
Son 1,5 yılda Belediye’nin hayata geçirdiği dere ıslahının yarısının yapılması, çevresindeki 9 mahallenin yarısını kapsadı; şimdi de bu ilk çalışmanın diğer 2,5 kilometreye yayılması için bir beklenti olduğunu ve hiçbir mazeret öne sürmeden, bu irin sarmış yarayı tedavi etme zamanının geldiğini bir kez daha hatırlatmış olalım.
Belediye belki de en sıkıntılı olan bu bölgede bu projeyi hayata geçirip yüzleri güldürmesi, atılan en olumlu adımlardan biri oldu.
Geri kalan bölümde ise daha rahat bir çalışma yapılacağını herkesin bilmesini isteriz.
2,5 Kilometre uzunluğundaki İluh Deresi’nin iki yakasında da yapılan çalışmalardan çevredeki vatandaşlar oldukça memnun.
O bölgede trafik sorununun azaldığını, toplu taşımanın eskiye göre daha iyi işlediğini de söyleyebiliriz.
PETROL ŞEHRİNİN HİKAYESİNİN YAZILDIĞI YER
İluh Deresi çevresine Bat-Ray Projesi’nin de uygulanacağını duyan birçok semt sakini, daha da büyük hayalleri arasına aldığı birkaç isteği de buradan dillendirelim.
Bat-Ray Projesi’nin geçmesinin planlandığı Karşıyaka ile Petrolkent’in önünden geçen Bostan Caddesi’nde yayaların daha rahat geçeceği bir alanın oluşması için eski evlerin kamulaştırılmasını isteyen isteyene.
Şehrin karşı yakasında yıllar sonra hayata geçen kentsel dönüşümün ilk ayağındaki çalışma, o bölgedeki herkesi umutlandırmış.
Aslında petrol şehrinin hikâyesinin yazıldığı bölge burası.
Ve bu hikâyenin çok daha güzel bir geleceğe ulaşması için de yukarıda değindiğimiz gibi şehir içinden geçen derenin tümünün ıslahı olmalı diyoruz.
Önce ıslah, sonra küçük çaplı su sporları yapılması!
Kulağı ne hoş geliyor değil mi? Neden olmasın?

GÖZÜMÜN ARADIĞI KAYNAK SULARI
Kırsal alana her çıktığımda gözümün ilk aradığı, eski kaynak sularının olduğu bölgelerdir.
Kentte su kaynakları yetersizliğinin yanı sıra nüfus yoğunluğu ve iklim krizi nedeniyle artık o eski kaynak sularının olduğu yerler de bir bir kurumaya yüz tuttu.
Yüzyıllar boyunca yerleşim birimlerinin su depoları o kaynak sularıydı.
Bir de köylerde ailelerin duşlarını alabilecekleri küçük havuzlar ve göletler vardı.
O alanlarda yüzyıllardır kesintisiz su bulunurdu.
Bir süre önce Toprak ve Ekolojik Hayatı Koruma Derneği Başkanı Bedrettin Nasıroğlu’nun bizi Kıra Dağı eteğinde dolaştırdığı yerlerde, geçmişte 50’ye yakın kaynak suyunun aktığı alanları gezdirmişti.
O bölgelerde şimdi tek tük akan su kuyuları var.
885 Rakımlı Kıra Dağı’nın kayalıkların gözeneklerinden akan buz gibi sular yok artık.
O pınarlardan akan kaynak suları, Batman Ovası’nın bir bölümünü sulayacak kadar gürül gürül akardı.
Çevredeki köylerin su ihtiyacını Kıra Dağı’nın pınarları karşılıyordu.
Şimdi ise o efsane dağın çevresinde, ne pınar kaldı ne de buz gibi suların aktığı o doğal çeşmeler…
Geride bıraktığımız yaz, Demirlipınar (Mozgelan) köyünün ortasındaki çeşmeden su almaya gelen bazı Batmanlı simalarla karşılaşmıştık.
Bakraçları ve bidonları elinde olan bir grup genç itiraf ediyordu:
“Kıra Dağı’nın son sağlıklı suyu Mozgelan’da kaldı. Mozgelan’daki bu kaynak suyu da kurursa artık Kıra’nın pınarlarından su içemeyeceğiz.”
Özetle; iklim değişikliği, yanlış su yönetimi ve kuraklık, yüzyıllar boyu bize hayat veren su kaynaklarından da mahrum bırakıyor ne yazık ki…
Next