Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakırlıdır.

Evi dantel gibi bir müzedir.

Şiirleri dilden dile.

“Yaş otuz beş …” ve bana göre bir UTOPYA örneği olan “ Memleket İsterim” şiiri ise idolüm.

“Memleket isterim,

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert ne gönülde hasret olsun,

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikayet ölümden olsun”

Geçen gün sınıf arkadaşım

Adana’dan Uz Dr Adnan Gerger ile Ütopyalar üzerine bir sohbete başladık.

Söz sözü açtı.

Ben sözü Cahit Sıtkı şiiri ile açtım.

Daha sonra Thomas More’un “Ütopya” adlı Ortaçağdan bu günlere gelen eseri üzerinde konuştuk.

Sevgili Adnan memleketimizden de bir örnek verdi.

Peyami Safa “Yalnızız” isimli eserinde “Simeranya” adını verdiği bir hayal ülkesinden söz ettiğini söyledi.

Evet bunlar iyi düşünceler olsa bile ne de olsa bir hayal ürünü olan şeyler elbette! diye sürdürdü sözünü.

Geçmişte yaşadığımız hasletleri, gelenek görenekleri sıraladı tek tek.

Geçmişte belli dönemlerde yaşanan, bir zamanlar bizde de yaşanmış olduğunu bildiğimiz haller var: İnsafın, merhametin esas olduğu, okuma ve bilginin değerli bulunduğu, insanların dili-rengi-etnisitesi-inancının önemli olmadığı, aile-anne-baba-akraba konusunun çok önemsendiği, insanların kendi için istediğini başkası için de istediği, komşusu açken tok yatmanın dışlandığı, komşu hakkı-göz hakkının bulunduğu, gösterişin bulunmadığı, mütevazı yaşamın esas olduğu, çalışmanın ve emeğin kutsandığı, evlenmenin ve ev yapmanın teşvik edildiği; bu ve buna benzer konularda imece, yardımlaşma, dayanışma, selamlaşmanın esas olduğu, her işte kolaylaştırmanın vazedildiği, yarın kıyamet kopsa yine de ağaç dikmenin önerildiği, temizliğin iman esası görüldüğü,

insan-hayvan-doğa sevgisinin bulunduğu, insanı öldürmenin alemi öldürmekle bir tutulduğu vb. yüzlerce olumlu önerilerin bulunduğu anlayış esas alınsa ne bizde, ne de İslam aleminde ve dünyada şimdilerde yaşanan çok sıkıntılı haller olmazdı diye düşündüğünü ifade etti.

Ayrıca bu iyi yaşanmışlıkları, töreleri görmezden gelip ne olduğu belirsiz bütün bunların tersine işler yapıldığını bilmeyen, bu hallere üzülmeyen insaflı insan nerdeyse yok gibi.

O halde yapılacak şey; ütopya kurmadan gerçeklik içinde

Olumsuz durumları değiştirmek için düşünmek, yazmak, konuşmak, mücadele vermek,

farkındalık oluşturmak gereklidir diye sözlerini sürdürdü ve son olarak da ekledi:

“İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar” demiş Yahya Kemal Beyatlı.

Biz de bu gibi halleri hayal edip gerçekleşmesi için çalışalım.

Umalım ki gerçekleşir ve içimizdeki ütopyalar ete kemiğe bürünür!

Neden olmasın?