*Batman’ın suyunu sağlayan, aktığı güzergahta yüzlerce yerleşim birimine hayat veren Batman Çayı ve çevresi; şu günlerde özellikle hafta sonları yüzlerce kişinin piknik alanına dönüşüyor…

*Batman Çayı üzerindeki ‘Perpıra Köprü’sünün ayakları da gün yüzüne çıkıyor. 50 Gözlü köprünün çevresindeki kum ocakları, kum ve çakıl çeke çeke tarihi köprünün ayaklarını da yerinden oynatmış…

BATMAN ÇAYI DEYİP GEÇMEYİN
Yaz mevsimi gelince; hafta sonları yüzlerce Batmanlı kendisini Batman Çayı kıyısına atar.

Piknik alanına dönüşen, berrak suyun aktığı yer; 15’nci kilometredeki Şerbetli ve Samanyolu yerleşim yerlerinin dibinde akan Batman Çayı’nın eşsiz manzarasına doyum olmaz.

Tarihi Malabadi Köprüsü’ne varmadan Batman Çayı’nın aktığı çevrede; yıllar önce arkadaşlarla çok sık olmasa da oksijen depolamak için yürürdük.

Kimi zaman kumsallık alanda, kimi zaman akarsuyun kıyısında.

O berrak akan Batman Çayı’nın kıyısına atılan atıkları da toplamayı ihmal etmezdik.

Pandemi döneminde hafta sonları havanın sıcaklığıyla birlikte yüzlerce kişi kendisini o güzel suyun kıyısına atıyor.

Batmanlılar, beton yığınından kaçıp o bölgede ‘nefes’ alabiliyor.

KUM ÇEKE ÇEKE…
Batman’ın Bıçakçı Köyü ile Silvan ilçesinin Pileka yerleşim birimini birbirine bağlayan 2 Bin yıllık tarihi köprünün hikayesi ilginç.

Köprünün karşı yakası 2 Bin yıl öncesinde Romalıların, diğer yakası ise Pers’lerin elindeymiş.

Batman Çayı üzerinde muhteşem bir eser var.

İki ayrı kültürün izlerinin bulunduğu 2 Bin yıllık köprünün 50 ayağı sondaj çalışmalarıyla tespit edilmiş.

Gün yüzüne çıkarılan 12 köprü ayağının restorasyonu sürüyor.

Bir süre önce fotoğraf sanatçısı arkadaşım İrfan Tapan’la kum altında gün yüzüne çıkarılan tarihi köprünün ayaklarını görünce dehşete düştüm.

Malabadi’den 1200 yıl önce yapılan ve içine Horasan harcının doldurulduğu köprü ayaklarını birbirine bağlayan mermer benzeri taşların yerinden oynadığını bize görevli bir uzman gösteriyordu ve tehlikeye dikkat çekiyordu;

“Bakın çevredeki kum ocakları buradan kum ve çakıl gibi inşaat malzemeleri çeke çeke köprüyü birbirine bağlayan taşlar nasıl hasar görmüş?”

Geçmişte de ‘Tarihi köprüleri bekleyen tehlike’ başlığıyla Batman Çayı üzerindeki eski köprülerin nasıl tahribata uğradıklarına dikkat çekmiştik.

DOĞAL ORTAMA YAZIK OLUYOR
Pandemi öncesinde Batman Valiliğin de restorasyon çalışmalarına destek verdiği ve Karayolları’nın tadilat çalışmalarının sürdürdüğü 2 bin yıllık Perpıra Köprüsü, belki de yılların ihmali; daha doğrusu çevresindeki kum ocaklarının etkisiyle büyük bir tahribata uğradı.

Batman Çayı kıyısına insan elinin müdahalesi bu ilk değil.

Batman Çayı kıyısında onlarca beton santrali ve briket imalat atölyeleri kuruldu.

25-30 yıl öncesinde Batman Çayı kıyısında bu kadar inşaat malzemesine yönelik tesis yoktu.

Batman Çayı, doğal ortam içinde akıp gidiyordu.

Batman Belediyesi, o akar suyunu kurtaracak devasa bir parkın altyapısını hazırladı.

Fakat ne yazık ki yerel yönetime kolaylık sağlayacağına; hala beton santrali ve briket imalat atölyelerinin o bölgede kalmasına direnenler var.

Böyle giderse; emin olun bir gün doğa Batman Çayı kıyısındaki beton santrallerinden ve briket imalat atölyelerinden intikam alacak.

Tıpkı 1920’lerdeki Diyarbakır’ın son ilçesi Elmedina’yı yok ettiği gibi.

2006 Yılında da İluh Deresi çevresine tonlarca çamur akıtan doğanın intikamını unutmamak gerek.

Sağlıkla kalın.