Batman’ın güzel köylerinden biri ama birçoğumuzun bilmediği bu köy, Batman-Gercüş-Midyat yol güzergâhına yakın mesafedeki Gönüllü-Derdile’dir. 1979’da Beyaz Perde’nin sultanı Türkan Şoray, ‘Hazal’ filminin çekimi için geldiği Batman’da TPAO Batman Bölge Müdürlüğü’ne konuk olmuş, ‘Bu coğrafyanın en güzel köyü hangisidir’ diye sorduğunda hemen ‘Gönüllü-Derdile’dir’ demişler ona. Çeltik tarlaları ve kendisine özgü doğal yapıyı özenle korumasından ötürü dikkat çeken köy Gönüllü’dür…
Bu köyün bir başka güzelliği ‘hoşgörü’ ortamının hâkim olmasıdır. Dillerin ve dinlerin merkezi olan bu köyde üç inancın ibadet evleri yan yana. Bu yakınlığı görünce, üç dine bağrını açmış ve üç dini yüreğinde taşıyor diye düşünüyor insan. Su kaynakları ve pınarların gürül gürül aktığı köyde dönümlerce araziye ekilen çeltik-pirinç, köylülerin yegâne geçim kaynağıdır. Bir zamanlar köyün ortasından akan o kaynak suyunun aktığı güzergahta 24 su değirmeni vardı…

GİRDİĞİNİZ ANDA HOŞGÖRÜNÜN HİSSEDİLDİĞİ KÖY
Bizim topraklarımız ana kucağı gibi sıcak, dost ve güvenlidir.
Bu sıcaklığı yüzyıllardır biriktirip birleştirerek getirmiş günümüze.
Ortak paydasına, şaşmadan hep insan ve insanlığı yerleştirmiştir.
O yüzden toprağımız iyi ve güzel olanı hep özümsemiş ve bağrında büyütmüş.
Batman’ın birbirinden güzel köylerinden biri de Gönüllü-Derdile’dir.
Özenle korunmuş doğasıyla dikkat çeken bu köy, aynı zamanda hoşgörünün bir örtü gibi yayıldığı bir köy olduğunu birçoğumuz bilmiyor.
Gönüllü dillerin ve dinlerin merkezidir.
Üç inancın ibadet mekânları yan yana sayılır.
Eski camiye yakın mesafede kilise ve yine yanı başında Ezidi Kültür Evi binası var.
Derdile’nin ‘Der’i bu kilisenin isminden geliyor.
Yıllar öncesinde Süryani taş ustalarının yaptığı su değirmenleri birer şaheser yapıt.
150-200 yıllık su değirmenleri hâlâ ayakta görülmeyi bekliyor.
Teknoloji her ne kadar su değirmenlerini durdursa da o çevredeki köy ve mezra sakinlerinin yakın zamana kadar tonlarca buğdayın öğütüldüğü tek yer Gönüllü-Derdile’ymiş.
Sadece çevresindeki köy ve mezralar değil, Cizre, Şırnak, Siirt ve Mardin’in köylerinden yüz yıl öncesinden gelen çiftçiler, 24 değirmenin olduğu o tarihi köyde buğdaylarını öğütürlermiş.
Bir zamanlar Süryanilerin ve Ezidilerin de yaşamlarını sürdüğü o doğa harikası köyde, üretilen doğal ürünlerden incirden nara, süt ürünlerinden pirince kadar birçok doğal ürün bölgedeki illerde aynı şekilde görücüye çıkıyor.
Özellikle bahar ve yaz aylarında yerli ve yabancı turistin akın ettiği bu doğa harikası köy, turizm için en ideal yerleşim birimi.

HABERLEŞME ÖNEMLİ BİR SORUN…
Daha önce de yazmıştık! 70 haneli köyün muhtarı Nasreddin Kavak, cep telefonlarıyla görüşme yapamadıklarını söylüyor;
“Köyümüzde ulaşım sorunu yok. Tek sıkıntı iletişimsizlik. Ne yazık ki cep telefonlarıyla görüşemiyoruz. Arama yapabilmek için yüksek yerlere çıkmak zorundayız. Özellikle bahar ve yaz mevsiminde çok sayıda konuğumuz oluyor. Buraya gelen konuklara mahcup oluyoruz.”
Yarım asır önce de ürünlerini çevre köy ve mezralardan köye konuk olanları misafir etmeyi bir gelenek hâline getirdiklerini de anlatıyordu muhtar Kavak;
“Büyüklerimiz de anlatırdı, biz de babalarımızdan misafirperverliği öğrendik. Yarım asır öncesi çocuktum, iyi hatırlıyorum. At, katır ve eşekler sırtında buğdaylarını öğütmeye gelen çevredeki birçok çiftçi, kendilerini köyümüzdeki evlere atarlardı. O dönemler böyle bolluk yoktu. Gelen konuklara evde ne varsa ikram ederdik. Bazen ekmek yetiştiremediğimiz oluyordu ama kim gelirse gelsin ‘Allah’ın misafiri’ deyip, ona evde ne varsa ikram ederdik, soframız hep yerde olurdu.”
48 Yıl önce ‘Hazal’ filminin çekimi için Gönüllü’ye gelen Beyaz Perde’nin sultanı Türkan Şoray ile Talat Bulut ve ekibi köylülerle kısa sürede kaynaşmışlardı.
O günleri bize hatırlatmadan edemiyordu muhtar Kavak;
“Onlar geleli neredeyse 50 yıl oldu. Türkan Şoray geldiğinde köyümüzde elektrik yoktu. İmkânlar böyle değildi ama köyün doğal güzelliği onları çok etkilemişti. 4 ay süreyle konakladıkları köyümüzde bizlerden biri olmuşlardı. Özellikle Türkan Şoray’ın köyümüze katkısı olmuştur. Eski okulumuzun badana, boya işlemlerini de yapmışlardı. Filmde rol verdikleri çocuklara da o dönemler yevmiyelerinin iki katı para verirlerdi. Hatta o zamanlar bir yakınımız vefat etmişti. Şoray, Bulut ve diğer sanatçılar taziyemize gelip, acımızı hafifletmişti.”
GELENEKLERİN SÜRDÜĞÜ KÖY
Gönüllü-Derdile’de eski gelenekler sürüyor ama o eski su değirmenleri geleneği bugün yok artık.
Henüz fırının olmadığı 70 haneli köyde ayakta olan su değirmenlerinin altından geçen kaynak suyu nedeniyle sahip olduğu verimli topraklarla, ağaç çeşitliliğiyle her bakımdan hayranlık uyandıran bir dokuya sahip bu köyün beklentileri var kuşkusuz.
Köylüler, altından suyun gürül gürül geçtiği değirmenlerin restore edilmesini istiyor.
Geçen yıl Ezidi Kültür Evi binasının kazandırıldığı köy ortasındaki alanı da bize gezdiren muhtar Kavak, anlamlı bir mesaj daha veriyordu;
“Ezidi kardeşlerimizin burada bir Kültür Evi var artık. Süryani taş ustalarının yaptığı ‘Der’ dediğimiz kilise de restore edilebilse. Bir de eski değirmenler ayağa kaldırılırsa köyümüz turizmin gözde alanı olacak. Hoşgörülü bir köyüz.”
Organik ürünlerin yetiştiği ve tarihi dokunun olduğu Gönüllü-Derdile deyip geçmeyin.
Tabiri caizse bu köyde hem hoşgörü var hem de hayat.
Bugünkü köşe yazımızı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın dikkatini çekmesi adına onlara ithaf etmiş olalım…
Hayranlık uyandıran bu köye potansiyel turizm gelirinden büyük bir pay alacağı inancıyla, hak ettiği değere sahip çıkmak hepimizin görevi.
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…
Next