*Sel felaketinin üzerinden geçen 18 yılı değerlendirmek için İluh Deresi’nin etrafında saha çalışması yaparken, telefonum çaldı. Editörümüz Barış Arslan, son dakikada verdiği ‘Cinnet Faciası’ haberiyle donup kaldım yerimde…

*Batman’ın genç esnaflarından 32 yaşındaki Nesim Adım, düğün sektöründe gelinlik satış ve kiralama hizmeti sunuyordu. Son dönemlerde müteahhitlik hizmeti de sunmaya devam ediyordu. Çevrede çok sevilen bir insandı. Geçirdiği cinnetle, sabırla yarattığı sevgi yumağını kendisini de içine alarak yaktı…

TARİFSİZ ACI

Henüz iskeleden cennetin sonsuzluğuna uçan İdris Us’un acısını yaşarken, şimdi de bizi dehşete düşüren, yüreğimizi dağlayan diğer ölümler karşısında elimiz kalem tutmaz oldu.

Biz yine yüreğimiz yanarken, bir yolunu bulup yazmaya devam edeceğiz ama yiten canların acısını ve onların yokluğunu nasıl telafi edeceğiz.

Gencecik bir adam bir anlık karamsarlık, bunalım veya öfkeyle cinnetin sınırına gelerek, önce eşini sonra da melek oğlunu sonsuzluğa gönderiyor.

Ardından kendini de onlarla aynı yolculuğa çıkarıyor.

Cinnet sınırına gelmesinin nedenlerini  öğreneceğiz mutlaka ama bu bilgi acımız artırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Bunalımlar, duygusal zayıflıklar ve krizler bu tür cinnet halleri yaşatabilir.

Kabul ediyoruz ama can almak, intihar etmek apayrı bir konudur.

Son paylaştığım videolarda, sevgi dolu çok mutlu bir aile görüntüleri vardı.

Yüreğimizin tamamını izlemeyi yetmediği o görüntüleri bakarken, düşünsel sanrılar içine girdik.

Bu ölümler, dehşet uyandıran ve duygusal yıkımlar yaratan ölümlerdir.

Bir anne, bir baba ve bir melek çocuk yok artık.

Geride kalanlar; onların acısını, yaşadıkları her saniyede yaşayacaklardır.

Önce intihar vakaları için yazdığımız  ‘İntihar bencilce bir duygudur’ diye belirtmiştik.

Çünkü kendisini yok ederken ailesine bıraktığı korkunç acıyı hiç düşünmüyorlar, düşünebilseler öyle bir yola asla başvurmayacaklardır.

Cinnet ise apayrı bir konudur!

İntiharla ilgili çok sayıda araştırma, makale, yayın ve kitaplar vardır.

İki vakanın ortak noktasında; kararan bir dünyanın içinde hiçbir çıkış yolu bulamayanların bu eylem tarzına yönelmeleridir.

Ama cinnetin farkı; o karanlıklar içinde olan kişi, içgüdüsel olarak sevdiklerini o karanlıkan kurtarmak gibi bir misyon yükleniyor kendilerine.

Çünkü o anlık zamanda, tamamıyla kendi iradesi dışında kapkara düşsel bir dünyanın içindedir, gerçeğin sesini duymaz ve etrafındaki gerçekleri hiç görmez.

Nasıl ki, bir katilin eylemi gerçekleştirdikten saniyeler sonra pişman olması değişmez bir olgudur; bir katil öldüreceği kişiyi düşünür sürekli, öldürme anına kadar sinirleri hareket halindedir.

Öldürdükten sonra 5-10 saniye içinde beyni harekete geçerek hemen panik dolu bir pişmanlık duyuluyor.

Çünkü katil, o an gerçek dünyaya dönüyor.

Bütün mesele sinirlerimizden önce beynimizi harekete geçirebilmektir.

Cinnet vakasında tamamıyla duygusal saiklerle hareket söz konusudur.

Bir bunalım ve ani bir öfkenin sonucunda cinayet gerçekleşiyor, vuran kişi hem katil hem kendi yarattığı düşsel dünyanın maktulüdür.

İdris Us, ve Adım ailesi yüreğimizi yangın yerine çevirdi.

Geride kalanların acısını hissedebilmek mümkün değil.

Artık bu ölümleri önleyecektir birileri ciddiyetle ele almanın zamanının geldiğine inanıyoruz.

Ölüm yerine, yaşamı kutsayacak etkinliklerin bir an önce başlatılması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu konuda yapabileceğimiz destek ve katkılara hazır olduğumuzu belirtelim.

2006 Yılındaki sel felaketinin ardından, çevresinde olumlu anlamda fiziki bir değişiklik olmadığını not ettiğim anda telefonum acı acı çaldı.

Editörümüz Barış Arslan, acı haberi verdi;

“Tilmerç Mahallesi’nde cinnet geçiren bir baba eşini ve çocuğunu silahla vurduktan sonra canına kıydı.”

Acı ve Yıkım Müzesi'ne dönüşen İluh Deresi’nin etrafındaki bazı semt sakinlerinin görüşünü almadan apar topar gazeteye hareket ettik.

Bize 18 yıl öncesinin acısını hatırlatan o deredeki hüzün, acı ve kedere bir de Tilmerç Mahallesi’ndeki ‘Bir babanın cinnet’ olayı da eklenmişti.

Batman’da son yılların belki de en acı ve dramatik bir olayı ile sarsıldık.

Nesim Adım, hayat dolu genç bir esnaftı.

Sempatik ve de sevilen bir simaydı.

O’nu yakından tanıyanlar, bu korkunç olayın şokunda.

BİR AİLENİN ACI SONU

Nesim Adım, 33 yaşında.

Eşi Neslihan (Tuba) 32 yaşında.

Tek çocuğu  ilkokul 4. Sınıf öğrencisi Ali Ensar ise 11 yaşında.

Önceki gece yarısı Nesim, videoda çok sevdiği ailesinin videosunu paylaşıyor.

03.47’de ise ailesinin fotoğraflarını kolaj yapıyor.

Onları çok sevdiğini de resimlerinin üzerlerine de kalp işaretini bırakıyor.

Çarşamba günü iddialara göre erken saatlerde uykudayken eşi ve çocuğunu silahıyla vuran Nesim, en son kendini vuruyor.

SEVİLEN BİR ESNAFTI

Batman’ın Tilmerç Mahallesi’nde uzun bir süre gelinlik hizmet, veriyordu Adım.

Son dönemlerde inşaat sektöründe müteahhitlik de yapmaya başlamıştı.

Çok sevilen ve sempatik güzel bir simaydı.

Kim bilir ne sorunu vardı?

Borçlandı mı?

Başka sorunları mı vardı, bilinmiyor bunlar.

Sosyal medyada yaptığı paylaşımlardan dolayı ailesini çok sevdiğini O’nun son kez çektiği video ve diğer kolaj görüntülerinden anlamak mümkün.

18 Yıl önce yaşanan sel felaketinin yıldönümünde İluh Deresi için özel bir dosya hazırlarken, cinnet geçirip kendisiyle birlikte ailesini yok eden o genç esnafın olayı; 18 yıl önce üç kardeş olan 8 ila 11 yaşındaki el ele tutuşan Kanat kardeşlerin o acı anısını yaşattı bana.

Aşırı yağmurdan Balpınar-Segirkan’dan kaçıp iluh deresinin dibindeki yakınlarının evlerine sığındıkları sırada ev boyu yükselen sular o masum üç meleği aramızdan almıştı.

Onların 18 yıl öncesinin hikayesini bir kez daha dinlerken, o yıldönümünde üç can daha ayrıldı aramızdan…

Bugünden sonra yetkililerden ve tüm halkımıza yaşamı kutsayan etkinliklerini düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Basın olarak biz de yapabileceğimiz katkıyı sunmaktan mutlu olacağız.

İçimizdeki acıyla kulakları sahir edecek bir şekilde ‘Yaşam, her türlü zorluk ve kötülüklere rağmen yaşanmaya değer, zevkle yaşayın olabildiğince, kıymayın kendinizi ve hiç kimseye!’

Her yerde yaşama çağıran etkinliklerin olması dileğiyle.