12 Haziran genel seçimler yaklaşırken derin odaklar yine ülkeyi karıştırarak halkı sokağa döktüler ve kan akıttılar. Malumunuz bağımsız(!) YSK, seçimlerden sonra bağımsızlığını(!) yeni anayasa ile kaybedeceğini anlamış olacak ki birilerinin desteğini arkasına alarak son kanat çırpınışını Kürtler üzerinde çırptı; ama bu sefer yere çakıldı. Tabi yere çakılırken de gerisinde kafalarda soru işaretleri, husumet, gözyaşı ve kan bıraktı.
Aslında son birkaç gün içinde gelişen olayları ayrıntılı bir şekilde kaleme almak istiyordum; ama bakıyorum ki son birkaç gün içinde gelişen bu olayları değil sayfamı kitapları dolduracağı için sadece bu kitapların ana başlıklarını yazmak istedim. Ama yine bakıyorum ki bu ana başlıkları bile sayfama sığdıramıyorum hangi başlığı yazıp hangisini yazmayacağımı kestiremiyorum;
YSK’nın siyaset kokan kararını mı?
Karardan sonra halkın sokaklara dökülüşünü mü?
Türkiye’nin birkaç kesiminin dışında belki de ilk kez siyasi kurumların, aydınların, sanatçıların, STK’ların v.b grupların Kürtlere yapılan bu haksızlık karşısında sessiz kalmadıklarını mı?
İstanbul’da YSK’yı protesto eylemine katılanlardan birilerinin sırf belediyeye ait olduğu için fakir halkın bindiği camları kırılıp, molotof atılan İETT araçlarını mı?
Daha gençliğin baharını bile yaşayamadan canice öldürülen Bismilli İbrahim Oruç’u mu?
Doğu, Güneydoğu illerinde ve bazı büyükşehirlerde polisin Kürt halkına her zamanki gibi sert müdahalesini mi?
Batman’da ki olaylar esnasında olay mahalinden uzak olan kenar semtteki bir okulda görev yerinde kurşunlanarak vurulan bir polis memurunun yaralanmasını mı?
Diyarbakır’da polisin saldırı panzerlerine karşı halkın belediyenin kepçeleriyle savunmaya geçmelerini mi?
ÊDÎ BESE TC diyeni mi?
ÊDÎ BESE BDP diyeni mi?
Onu mu?
Bunu mu?
Şunu mu?
Hangisini?
Galiba hiçbirini yazmayacağım ve kimsenin beklemediği hatta bula bula bu boş gereksiz konuyu mu buldun deyip tepki gösteren birilerinin çıkacağı; ama benim sorup öğrenmek istediğim kamera arkasındaki konuyu kısa da olsa soru mahiyetinde ele alacağım:
Kürt halkı édî beseyi de boykotu da BDP’den öğrendi, BDP kepenkler kapansın der kapanır, açılsın der açılır. İsteyen halk için de istemeyen halk için de bu böyledir; ama bu bildiğimiz fakir veya orta halli kenar semtte yaşayan halk için, küçük ve orta halli esnaf için geçerlidir. Ve bir yılın 365 gününün belli günlerinde BDP’nin istemiyle bu halkın ekonomik yaşamları durur, gönüllüler o birkaç günlerini feda ederken, gönüllü olmayanlar istemeyerek de olsa gönüllülerin yolunu takip ederler. Sadece şunu sorup öğrenmek isterim bu aç kapa kararını verenler başta Bengi Yıldız olmak üzere BDP’nin önde gelen yöneticileri yılın kaç günü alışverişlerini kepenkleri kapat deyince kapatan aç deyince açan esnaftan yapıyor. Ve de malumunuz kepenklerin kapalı olduğu günlerde büyük alışverişlerin en fazla çalıştıkları günler olduğunu ve bu yerlerin aç kapa isteklerini yerine getirmediklerini biliyorsunuz isimlerini zikrettiğim kişilerin buna rağmen böyle yerlerden alışverişlerini yapıp yapmadıklarını bir iki okuyucumun merakını da gidermek için öğrenmek istiyorum…