YSK’nın bağımsız adaylara yönelik acil veto kararı beklendiği gibi bölgemizde sokakların tansiyonunun yükselmesine neden oldu. YSK, bu aceleci kararını bugün düzelterek adayların çoğuna seçime katılma hakkı tanıdı.
Ülke gerçeklerini hiçe sayarak veto kararını beklenmedik bir şekilde açıklayan YSK, bir insanın ölmesine, onlarca kişinin yaralanmasına, gözaltılarınyaşanmasına , esnafın kepenk kapatmasına, öğrencilerin okullarına gidememesine neden oldu. Ve bütün bunların hepsi değil bölgede tüm ülkede bir infiale neden oldu.
Benim asıl üzerinde durmak istediği konu tüm hukuki yollar denemeden son sözün neden sokaklarda aranmasına gerek duyulduğudur. Verilen süre içinde adaylar eksikliklerini tamamlayabilecekken ve bu yollar denenmeden şiddet ortamı ile karşı karşıya gelmek hayatın doğal akışıyla örtüşmemektedir. Demokratik tepkiler ve protestolar tabiiki yapılsın, meşru bir hak arama yöntemi olarak bunlar yapanlara çoğu kez puan da kazandırır. Ama karşılaşılan sorunların çözümünü illaki sokakta, taş ve molotoflarda aramak tasvip edilen bir yöntem olmasa gerektir.
Barış ve demokrasiyi katletmek isteyenlere yine barış ve demokrasiyi heba ederek karşılık vermek sadece barış ortamının daha da gecikmesini beraberinde getirir. Ülkeyi demokratikleştirmek bu ülkede yaşayan herkesin görevi olmalıdır.
Ülkemiz ve bölgemiz şüphesiz ki, geçmiş yıllarda sonu kanlı komplo ve senaryoları çok yaşadı. Bu senaryolarda binlerce insanımız hayatını kaybetti. Tarih istesek de istemesek de bizi değişime zorluyor. Dünyadaki küresel değişimleri doğru okuyan toplum ve ülkeler insanlarını daha mutlu yaşatabilirler. Geldiğimiz noktada toplum aklının devlet aklından ilerde olduğu kesin. Bireylerin özgürleşmesi ve statükoyu kırmaları daha kolay iken, bir kurum olan devletin bunu gerçekleştirmesi zaman almaktadır.
Sorunların çözümü için birlikte çalışmak ve bunu kafa kol kırmadan, yıkıp yakmadan yapmak daha anlamlı değil mi? Şiddeti dayatanlar kim olursa, hangi kesimden olursa olsun iyi niyetli olamazlar. Çünkü yitirilen canlar bir daha geri gelmeyecektir. Kırılan kalpler, yaşanan travmalar kolay onarılamayacaktır.
Toplumların ve ülkelerin geleceğinde söz sahibi olanlar, liderler ve önden gidenler karar verirlerken bin düşünüp bir yaptıkları zaman kurtuluşa ereceğiz. Allah tüm insanımıza akl-ı selim ile hareket etmeyi nasip eylesin.
Next