“30-40 Yıl sonra, kokusunu yüreğimde götürerek gittiğim baba ocağının ve ata toprağının kokusuyla buluşmanın tarif edilemez mutluluğu…

Aile büyüklerimin ayak izlerinin olduğu eski yapıların yıllara meydan okuduğu o daracık sokaklarda, yarı kerpiç yarı beton evlerin önünden yol alırken duygulanmamak elde değil. Sararmış fotoğraflarda yitirdiklerimizi anmak, onların değerlerine sarılmak… Yağış sonrası onların soluduğu toprağın kokusunu hissetmek çok farklı bir duygu…” Bu sözler, toprak hasretine dayanamayıp dönüş yapan Ezidi bir dostumuza ait…

Yeni bir yıl daha yaklaşıyor. Yeni bir yıl, yeni bir umut demek. Anılarda yaşamak yerine bugünün güzelliğini yaşayabilmek çok önemli… Her gün yeni bir günle birlikte yeni bir güneşin doğduğu unutulmamalı… Geçen cuma günü, Beşiri’nin Uğurca-Qorix köyünde üçüncü büyük bayramlarını kutlayan Ezidilerle konuştuk. Bayramlarını kutlamaya gelen yoğun misafirleri vardı ama sağ olsunlar, bize biraz zaman ayırdılar. Şengal’den gelen Celal Sülo, eline aldığı bağlamayla Kürtçe şarkılarla bayrama renk kattı…

ESKİ ANILARI YAŞIYORLAR

Garzan Çayı’na komşu yerleşim yerlerinden biri de tarihi Uğurca-Qorix köyüdür.

Bu köyü yıllardır terk etmeyen ailelerden biri de Tağay’lardır.

1987 Yılında dönemin Bayındırlık ve İskân Bakanı merhum Safa Giray, un fabrikasını açtığı Uğurca-Qorix’ta öyle güzel bir hava estirmişti ki herkesin yüzü gülmüştü.

Çevredeki işsizler, un mamullerinin üretildiği o tesiste iş olanağına kavuşmuştu.

Şehrimizin sınırları içinde entegre olarak un ve süt mamullerine kadar üretim yapan tek yer Uğurca Köyü idi…

Üretimin, şehrimizin ekonomisine can suyu olduğu dönemin üzerinden 40 yıl geçti.

Ne yazık ki o köyün geleceği bazı nedenlerden ötürü karardı.

Fabrikalarına kilit vuruldu; ardından Almanya’ya göçler başladı…

Geçmişte yaşanan olumsuzlukları telafi edebilecek güzel gelişmelere tanık oluyoruz şu günlerde.

Son süreç, bölgede birçok kesimi olduğu gibi Ezidi toplumunu da umutlandırdı.

Gurbetteki hemşerilerimiz artık sadece tatilleri için modern konut yapmaya değil, farklı sektörlerde de yatırım yapmayı düşünüyorlar.

Herkesin arzu ettiği tablo da beklentisi de umudu da bu kuşkusuz…

UĞURCA’DA YENİ BİR HİKAYE YAZMAK

Uğurca-Qorix’ta yeni bir sayfada yeni bir hikâye yazanların başında İbrahim Korkmaz geliyor.

1980 Darbesinden sonra 40 yılı aşkın süredir Almanya’da yaşamlarını sürdüren Qorixluları dönüşe zorlayan isim İbrahim Korkmaz’dır.

Yıllar önce babasının muhtarlık yaptığı o köyü ayağa kaldırmak için tasarladığı projelerin ilki olan konutları tamamlayan İbrahim Korkmaz’ın şimdiki hedefi ise istihdama yönelik bazı yatırım projeleri.

Bir ayağı Almanya’da, bir ayağı da köyünde olan Korkmaz, güzel bir cümle kuruyordu:

“Buradan ayrıldık… Ayrılık kararı bizim için çok zordu. Toprağımızdan ayrı Almanya’da da bir şeyler hep eksik kalıyordu. Şimdi de o eksikliği gidermek için buradayız.”

10 Yıl önce Suriye’deki iç savaş patlak verdiğinde Uğurca-Qorix, Ezidi toplumunun bir araya geldiği bir kampa dönüştürülmüştü.

Şengal ve sonrasında yaşanan ne kadar acı ve dramatik hikâyeler anlatmıştık…

Çadırlarda süren yarım hayatlar… Avrupa’ya gidebilme hayalleri…

Ezidiler, kutsal bölge saydıkları Şengal’den sonra Batman’ın Beşiri ilçesindeki köylerini de geride bırakıp Avrupa’nın yollarına düşmüştü…

Ezidilerin baba ocağından kopuşları acı ve dramatik bir hikâyeydi.

O dönemde Avrupa onlar için bir umut olmuştu ama şimdi tersine dönüş onlar için ayrı bir umut.

BATMAN’I DA UNUTMADILAR

2026’ya Sayılı günler kaldı.

Yeni yıl, kuşkusuz umut demektir.

Ezidi toplumu artık geçmişteki anıları yaşamak yerine baba ocağının sıcak ortamında yaşamak istiyor.

Batman’da Ezidi toplumunun tanınan isimlerinden Pir Ömer Oduncu, son süreçle birlikte Ezidi toplumunun dönüşünü dünden farklı bir şekilde düşündüğünü söylüyordu:

“Biz sadece köylerimizde değil, Batman şehir merkezinde de konut alıyoruz. Bakın, son iki yıl içinde şehir merkezinde Ezidi toplumunun aldığı konut sayısı 500’ü geçti. Biz de olabildiğince bu şehrin ekonomisine katkı sunuyoruz. Burası bizim de toprağımız. Neden buradan uzak kalalım ki?”

Süreç için de bir hayli umutlu konuşan Pir Ömer Oduncu, duayen gazeteci Yavuz Donat’ın olduğu bir sohbette çekincesiz konuşuyordu:

“Büyüklerimizin vasiyeti gereği Almanya’da hayatını kaybeden vatandaşlarımızı burada defnediyoruz. Sadece bununla kalmıyoruz, 30-40 yıl önce Almanya’da toprağa verilenleri de mezarlarından çıkarıp buradaki baba ocağı toprağıyla buluşturuyoruz. Biz toprağımızla varız ve mutluyuz.”

Yıllarca süren toprak anlaşmazlıkları, davalar ve maruz kalınan haksızlıklar yerine bu topluluk kardeşçe, iç içe ve huzurla yaşamak isteğiyle bu coğrafya için o kadar güzel şeyler düşünüyor ki…

Yeni yıl için umutlanmamak elde değil.

Ezidilerin yıllar önce yaşadıkları köylere yolumuz düştüğünde ayrılış öyküleri yerine şimdi dönüşlerin öyküleri yazılıyor.

Bizler de onlar için umut dolu ve gelecek zaman kipleriyle bu öyküleri yazmaya devam edeceğiz.

Qorix’tan ayrılırken, Şengalli Celal Sülo’nun “Delal” şarkısının melodisi gurbetçilerin yüreğinde melankolik bir hüzün yerleştirdi…

Onlar hüzünlü olsalar da yeni yıl ve geleceklerine dair umut hayallerini korumak istiyorlar…

Biz de her zaman olduğu gibi, yüreğimizin tüm açıklığıyla “Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diyerek yazımızı bitirelim.