AKP’nin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarması ve üniversite sınavlarını kaldırması beklenirken bu beklentilerin farklı şekilde gerçekleştirilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Bir ülkenin eğitim sistemi aslında nasıl bir ülke kurgulanmak istendiğinin de somut örneği. Bu nedenle ülkelerin eğitim sistemlerinin iktidardan iktidara değişmesi çok büyük riskler taşımaktadır. Ülkenin eğitim sisteminin belirlenen bir program çerçevesinde ve iktidarların olabildiğince az müdahale edecekleri bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor.
AKP’nin 4 artı 4 artı 4 formülünün kendisi dışındaki bütün kesimler tarafından eleştiriliyor olmasına rağmen sayısal çoğunluğa dayanarak gerçekleştirmeye çalışılması insanları derin endişelere yöneltmektedir. Bir çok konuda uzlaşma aramamak iktidarın hakkı olabilir ancak ülkede yaşayan her yurttaşı yakından ilgilendiren eğitim gibi bir konuda ortak konsensüs sağlamadan bildiğim bildik edası ve mecliste kavga ede ede sistem değişikliğine gidilmesini doğru bulmak mümkün değil.
AKP mecliste uzlaşmadan eğitim sistemini değiştirir ve uygulamaya sokarsa önemli bir problem yaratacağa benziyor. Bu sisteme karşı çıkan bir parti olsa hadi diyeceğiz muhalefet olduğu için yapıyor. Ancak meclis içindeki ve dışındaki birçok partinin yeni sisteme karşı çıkması sistemin gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Liselerin 4 yıla çıkarılması bir veli olarak sırtımıza ek yük getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Bu ek bir yıl aynı zamanda çocuklarımızın kaybettikleri bir yıldır. 8 Yıllık kesintisiz eğitimin birçok alanda fayda sağladığını da belirtmek gerekiyor. Özellikle kız çocukların okutulması konusunda başarılı bir sistem olmuştur.
Öyle anlaşılıyor ki yeni gerilen sistem 28 Şubat sistemi olarak görülen 8 yıllık eğitim sistemine karşı geliştirilen ve bu sistemi ortadan kaldıran kontra bir sistemdir. 5 artı 3 yapmıştınız ben de 4 artı 4 yapıyorum demeye getiriyor iktidar. Yani bırakalım eskiyi eskiden de daha eskiye götürüyor sistemi. Peki, 5 artı 3 sistemi geldiğinde bu sistemin ortaya çıkması ile hangi alanda sıkıntı çıkmış olabilir diye baktığımızda karşımıza çıkan cevap çok yabancı değil.
8 Yıllık zorunlu eğitimden etkilenen İmam Hatiplerin orta bölümleri. Yani öğrenciler 12 yaşında değil 15 yaşından sonra İmam Hatip Liselerine kaydolup eğitimlerini bu alanda sürdürmekteydiler. Lise ve ardından da İlahiyat fakülteleri. Ancak dindar nesil yetiştireceğiz açıklamaları yapan iktidarın muhafazakâr olduğunu bu sayede de üç dönem üst üste seçim kazandığına bakılırsa bir taban sıkıntısının bulunmadığı ve bu başarısını 8 yıllık eğitim sisteminin uygulamada bulunduğu bir dönemde kazandığını da görmemiz gerekiyor. Yani sistem kendilerinin aleyhine değil lehine işlemiş görünüyor. Ancak buna rağmen iktidar bunu yeterli bulmuyor ve bir rövanş denemesine girişiyor. Bütün gücü ile yasayı uzlaşı sağlamadan çıkarmaya çalışıyor.
Uzlaşı sağlamadan ülkenin eğitim sistemi ile uğraşmak ve değiştirmek politik olarak yanlış bir yaklaşım tarzıdır. Çoğunluğa sahip olan iktidarların sayısal çoğunluklarını bu şekilde kullanmaları onları yanlış mecraya götürür.
İktidarın açıklamalarına bakılırsa veya yasa tasarısının açıklamalarına bakılırsa mesleki yönlendirmeden bahsedildiğine tanık olmaktayız. Oysa mesleki eğitimin ortaokuldan sonra başlaması gerektiğini hepimiz çok daha iyi bilmekteyiz.
Kamuoyunda oluşan algıya baktığımızda sistem doğru ve önyargısız hazırlanan bir sistem olmuş olsa bile uzlaşı ile kabul edilmediğinden dolayı tepki ile karşılanmaktadır. İktidar dışındaki herkesin karşı olduğu bir düzenlemeyi zoraki kabul ettirtmeye çalışmanın yarar getirmediği düşüncesindeyiz.
Eğitimcilerin bile grev yaparak karşı çıktıkları bir sistemde diretmede bu kadar ısrarcı olunması 28 Şubat rövanşı iddialarını güçlendiriyor izlenimi yaratıyor. Yani amaç imam hatiplerin orta bölümlerinin açılması olarak görünüyor. Sistemin rövanş olup olmadığı zaten yakında oraya çıkmayacak mı?
Next