Türkiye’deki cezaevlerinin kapasitesi 120 bin düzeyinde. Buna mukabil toplamda tutuklu ve hükümlü sayısı 130 binin üzerinde. Yani Türkiye genelinde tutuklu ve hükümlü sayısının cezaevleri kapasitenin on bin kişi üzerinde bulunduğu net olarak görülmektedir. Bu durum da doğal olarak hem cezaevlerinin yönetimleri açısından, hem de cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler açısından sıkıntı yaratmaktadır.
Ancak sorun sadece bu kadarla bitmiyor. Tutuklu ve hükümlüler Türkiye genelindeki cezaevlerine dağılımı aynı oranda değil. Yani bazı ceza ve tutukevleri kapasitelerinin iki katı kadar doluluk oranına sahip iken bazı cezaevlerinde ise boşluklar bulunmaktadır.
İlk etapta boş yerlere fazla olan yerlere aktarma yapılırsa sorun çözülür diye bir fikir akla gelebilir ancak kazın ayağı öyle kolay değil. Çünkü tutuklu ve hükümlülerin gerek yargılanma durumları, gerek işlemlerinin takibi veya ailelerine yakın yerlerde cezalarını çekmek istemeleri gibi nedenlerle başka yerlere nakil yapmak istemiyorlar.
Bu durum da doğal olarak sıkışmalara, yer darlıklarına ve istenmeyen münferid olaylara neden olabilmektedir. Cezaevleri yönetimleri de böylesi durumlar karşısında ne yapacaklarına karar vermekte büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Konuya sadece siyasi tutuklu ve hükümlüler açısından değil cezaevlerinde bulunan bütün tutuklu ve hükümlüler açısından bakmamız gerekmektedir. Cezaevlerinde bulunun siyasi tutuklu ve hükümlü sayısı yaklaşık on bin dolayında. Geriye kalan 120 bin civarındaki insan ise adli vakalar nedeniyle cezalarını çekmekte veya hükmün kesinleşmesini beklemektedirler.
Dolayısıyla bu durum da sıkıntı yaratmaktadır. Bu tutuklu ve hükümlülerin büyük çoğunluğu ekonomik imkanlar açısından sıkıntıda bulunun insanlar. Suç işlenen yerde veya ailelerinin bulunduğu yerlerdeki cezaevlerinde bulunmaktadırlar. Başka bir cezaevine sevk edilmeleri durumunda bu onların çektikleri sıkıntı ile bitmiyor ailelerinin de yeni bir ceza ile karşı karşıya bırakılmalarına neden oluyor. Bu aileler diğer kentlere gittiklerinde sıkıntılar çekmektedirler. Büyük çoğunluğu ise tutuklularını ziyaret edecek imkanı bulamamakta ve sıkıntı yaşamaktadırlar.
Adalet bakanlığının yapmak istediği son düzenlemeden yaklaşık olarak 15 bin civarında hükümlünün yararlanabileceği konuşulmaktadır. Bu gerçekleşse bile yine de içerde bulunanların cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde kalacağını tahmin etmek zor değildir.
Bütün bu belirlemelerden sonra gelelim ilimizde bulunan cezaevinin durumuna. Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi son günlerde cezaevinde bulunan bazı hükümlülerin başka cezaevlerine nakledileceği konuşulmaktadır. Kimine göre bu sayı 300 kişi, kimine göre 130 kişi, kimine göre 90 kişi. Yani anlayacağız her kafadan bir ses. Batman cezaevinin kapasitesi bilindiği üzere 362 kişilik. Şu an itibariyle cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı ise 700 kişinin üzerinde. Yani Batman cezaevi kapasitesinin tamı tamına iki katı doluluk oranına sahip.
Bu koşullar içerisinde tutuklu ve hükümlülerin insani koşullarda kaldıklarını iddia etmek mümkün değil. Yakınlardaki yani ilçelerde veya komşu illerdeki cezaevlerinin durumu da bizdeki cezaevinden farkının bulunmadığını söylememize gerek yok her halde. Durum böyle olunca cezaevi yönetimi çareyi bazı hükümlülerin başka cezaevlerine naklini düşünmüş. Bu sayının ilk etapta 50 civarında olduğunu belirtelim. Bu sayının artmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak bu sevkin çözüm olmayacağı da açık. Cezaevinde insani koşulları yaratabilmek için en az 400 kişinin sevk edilmesi gerekir ki bu da mümkün değil. Sevk hem hükümlüler için hem de aileleri için ayrı bir çile. Çözüm ise sistematik. Tıpkı sorun gibi. Bu durumda yapılması gereken dışarda kim varsa cezaevine koyup cezaevini bu hale getirmek değil, tutuklamaları istisnai hale getirmek ve içerde bulunmaması gereken tutukluları tahliye etmek ve davalarını tutuksuz sürdürmelerini sağlamaktır.
Bizden sayın yöneticilere hatırlatmak. Gerisi onların işi.
Next