Valimiz Ahmet Turhan evvelki akşam basın mensuplarına vermiş olduğu yemekte son günlerdeki gelişmeler konusunda da görüşlerini açıklama fırsatı da yakalamış bulunmakta. Öncelikle valinin basın mensupları ile bir araya gelmesinin büyük faydalarının bulunduğunu belirtmek gerekmektedir. Olayın bir yemeğe bağlanmaması için de organizasyondaki çelişkiyi daha sonraya bırakıyoruz.
Vali beyin silahların susması ile ilgili olarak söylediği sözlerin olumlu olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Ancak sadece olumlu olarak konuşmak yetmiyor işin kalıcı hale gelmesi için gerekli çabaların da gösterilmesi gerekmektedir. Kamuoyu baskısı olayı belli bir yere kadar sürükleyebiliyor ancak ondan sonrası artık sorunu çözecek olan muhatapların sorunudur.
Doğrusu yapılacak açıklamalarda net delillerin sunulacağını tahmin etmiştik ancak olmamış.Meymuniye deki olayın netleşmesi için kriminal sonuçları beklenecekmiş olsun beklensin.Ancak bu olayın açıklanması gerekmektedir.
Olayın hemen ardından da yazdık ve şimdi de tekrarlamakta fayda görmekteyiz. Bu olay karanlıkta bırakılacak bir olay değildir. Kim yapmışsa, nasıl ve neden yapmışsa, neyi hedeflemişse bunların kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. PKK ise PKK, Devlet ise Devlet, Karınlık güçler ise karanlık güçler ama herkesin görev bu olayın aydınlatılması olmalıdır. Gerçekler bilinirse ona göre yaraların sarılması da bir yönteme bağlanabilir.
Açıklamalar bakılırsa herkes konuyu derin bir şekilde araştırıyor. İyi de 20 güne yakın bir süre geçti bu ne acayip incelemeymiş. Herkes güçlerine sorup durumu netleştirebilir ya yaptım ya yapmadım sorusuna cevap bulunabilir.
Eğer bu olay karanlık ellerin gerçekleştirdikleri bir olay ise toplumun bunu bilmesinde fayda bulunmaktadır. Çünkü olayın çatışmaları körüklemek için tezgâhlandığı fikri yok sayılamayacak kadar büyüklükte tartışılıyor. Olayın üzerindeki sis perdesinin kalkması ile herkes rahata erecektir. Evet, acıları bitirmemiz ve yok etmemiz mümkün değil ama en azından olayın nasıl olup bittiğini öğrenirsek kafalardaki kuşkuları da bertaraf etmiş oluruz.
Herkes gibi bizlerde metanetle yapılacak sağlıklı bir açıklamanın beklentisi içinde olduğumuzu belirtelim.
Beşiri deki olaya gelince. Olay açık. Hayatlarını kaybeden PKK mensupları pusuya düşmek suretiyle yaşamlarını kaybetmişlerdir. Her ne kadar bu tür ölümlerin neden normal algılandığını anlamasam da pusuya düşenlerden kurtulan olmamış. Bu konu ile ilgili olarak tartışılan durum şudur. Bir çatışma yaşanabilir. İnsanlar bu çatışmalarda yaşamlarını yitirebilirler ancak operasyonel faaliyet son bulduğunda öldürülen insanların cesetlerine yönelik yapılan saldırıların nasıl izah edileceği meselesi.
Türkiye’de ölenin de öldürenin de kim olduğu artık sağır sultan tarafından bili bilinmekte. Çatışan güçlerin sorunun çatışmalarla bitirilemeyeceğini en üst makamların açıklamalarından da biliyoruz. İnsanların belli bir öfkeye maruz kalmasını da anlamak mümkün ama bütün bunlar insani özelliklerin bir tarafa itilmesine gerekçe olmamalıdır.
Ölenlerin vücutlarının parçalanmış olması üzerlerindeki fünyelerden kaynaklanmış olabilir. Operasyona 15 kişilik timin dışında kimse da katılmamış olabilir. Operasyon bittikten sonra etrafın neden yakıldığını nasıl izah edeceğiz? Ona da yangın çıktı diyelim peki söndürmek için herhangi bir girişimde bulunuldu mu? Veya vurulanların yaralı olarak ele geçirilmesi için her hangi bir çaba gösterildi mi? İşte bunu bilmiyoruz. Bilme imkânımız da yok sadece cesetleri teşhis için gidenlerin anlattıkları kafamızda soru İşareti olarak duruyor.
Bütün bunlara rağmen diyalog ortamının sağlanması arzusunda olduğumuzu ve herkes ve kesimin birbiriyle konuşması gerektiğini ısrarla vurgulamaktayız. Birbirimizle konuşmalıyız ki bir birimizin derdini anlayalım. Bir birimizi öldürmek için gösterdiğimiz çabayı bir birimizi dinlemek için de göstersek eminim ki hiçbir olay olmayacak.
İnsana diğer varlıklardan ayıran özelliği konuşma yeteneğidir. Akıllı olması iddiası en akıllı canlı olduğu manasına gelmez. Ama konuşup anlaşıyor olması somut bir veridir ve bunun kullanılması gerekmektedir. Konuşmak için illa da yemek yememiz ya da ramazan olması da gerekmiyor bunu alışkanlık haline getirip bir araya gelebilme olasılıklarını ayarlayabilmeliyiz. Bu görev başta yöneticilere düşer.