İnsan mensubu olmadığı ve ilkelerini benimsemediği bir dinin mensuplarının kendilerine ait ibadet yerinde kendi ibadetlerini yapmalarına karşı çıkabilir mi?
Veya bir dine mensup olan insanların kendi dini vecibelerini ibadethanelerinde gerçekleştirmelerinde bir mahsur var mıdır?
Yaşadığımız ülkede böyle şeyler oluyor işte.
İlk etapta böyle sorular sorduğumuz için yadırganabiliriz ama birazcık sabırla işin iç yüzünü de izah edebileceğiz.
Bilindiği gün bu hafta içerisinde nihayet yüksek devlet erkânı tarafından uygun bulunması ile
Hıristiyanlar Trabzon’da bulunan Sümela manastırında bir ayin yaptılar. 88 yıllık aradan sonra yapılan ayine binlerce insan katılarak dini vecibesini yerine getirdi.
Olay her taraftan olumlu görüldü. Zaten olumsuz görmenin de mantıken ve hukuken bir anlamı da bulunmamaktadır.
Buna rağmen gelin görün ki olayı başka yönlere çekmeye çalışanların azımsanmadığını da öğrenmiş bulunmaktayız.
Getirilen eleştirilerden bir Pontus Rum devletinin ruhunun hortlatıldığı mantığına dayanmaktadır. Trabzon imparatorluğu veya Pontus Rum devleti 1204–1461 yılları arasında yaşamış bir devlettir. 1461 tarihi Fatih Sultan Mehmet Tarafından kentin veya devletin Osmanlı topraklarına dâhil edilmesi tarihidir. Yani 549 yıl önce ortadan kaldırılmış bulunulan bir devletin tekrar diriltilmeye çalışıldığı paranoyası yaşayan insanlar bulunmaktadır halen.
Trabzon Rum devletin ortadan kaldıranlar Hıristiyanlığı ortadan kaldıramadıklarından din yaşamaya devam ediyor. Üstelik dünyadaki bağlılarına bakıldığında sayıca biz Müslümanlardan geri kalır sayılarının bulunmadığını ve hatta daha fazla olduklarını da belirtmek gerekir.
Amerika Birleşik Devletlerinin Newyork şehrinde saldırı sonucu yerle bir olan ikiz kulelerin yanına Müslümanlar ibadetlerini yapsınlar diye camii inşa edilirken, Trabzon’da var olan fakat ibadete kapalı tutulan manastırın ibadete açılması bazı çevrelerce “AKP Hıristiyanlığa hizmet ediyor” mantığı ile değerlendirilebilmektedir.
Bu mantık yıllardır insanlarımızın beynine yerleştirilen korku sendromunun bir sonucudur. İnsanlara doğru bilgileri vermez ve hep dostun yok psikolojisi ile yetiştirirseniz sonunda ortaya çıkan sonuç böylesi algılamalar olur.
Bakın yeniçağ gazetesinde Aslan Bulut imzası ile yayınlanan bir köşe yazısında nelere yer verilmiş;” Akdamar Kilisesi’ni ve Sümela Manastırını Hıristiyan ibadetine açan AKP iktidarından Hasan Salih Gündüz’ün bir talebi var.
“Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerlerinde ibadet etmek yasaktır. Yani iktidar hukuku çiğnemektedir. Madem öyle...
Biz de Mayıs aylarının son Cumasında İstanbul Ayasofya’da ve Ekim aylarının son Cumasında Trabzon Ayasofya’da namaz kılmak, mevlit okutmak istiyoruz.
Dindar Başbakan’dan sonra dindar Cumhurbaşkanı da seçtik; bize de Cuma namazı izni yahut en azından Kadir Gecesi’nde mevlit okutma izni verirler herhalde.”
Böyle bir anlayışa izin verilemeyeceği ortadadır ancak konunu böyle yorumlanması ancak milliyetçi bir zihniyetle izah edilebilir. Bu satırları yazan adımın durumuna bakıldığında sanki insanlar manastırda değil de Sultan Ahmet camiinde ibadet yapmışlar gibi bir algılama ile karşı karşıya.
Yüzyıla yakındır kendi vatandaşının kendi ibadethanesinde ibadet etmesini yasaklayan bir zihniyetin eleştirilip yapılanın doğru olduğunu söylemek yerine gidip Ayasofya’da namaz kılıp mevlit okutma misillemesi talebinde bulunmak hangi zihniyetin bugüne kadar canlı tutulmaya çalışıldığını da göstermektedir.
Bunları neden yazdığımızı gelince; anlatmaya çalıştığımız kendimizden olmayanlara karşı bugüne kadar nasıl bir zihniyet geliştirdiğini hatırlatmaya çalışmaktır. İğneyi başkasına batırmadan önce çuvaldızı görürsek belki aklımız başımıza gelir.
Milliyetçi zihniyetle yetiştirilen nesiller 549 yıl önce ortadan kaldırılan devletten korkan, ibadethanesinde ibadetini yapan insanlardan çekinen nesillerdir. Bu nesillerin yeniden eğitilmesi gerekmiyor mu?
Next