Cumartesi gecesi Özevinlerin misafiriydik. Sedat Özevin’in eşi Hülya Özevin’in acısını paylaşmak üzere. Aradan geçen süreye rağmen acının büyüklüğü bütün yönleriyle kendisini her tarafta hissettiriyordu.
Acı büyük, olay büyük ve kayıp büyüktü.
Daha evvel yazdığımız yazılarda da olayın netliğe kavuşması gerektiğini hatırlatmaya çabalamıştık. Kimin tarafından gerçekleştirilmişse mayın düşeme olayı ortaya çıkarılsın talebinde bulunmuştuk.
Beklediğimiz açıklama geldi. HPG söz konusu yere kendi timlerince bir mayın düşeme eyleminin gerçekleştirdiğini kamuoyuyla paylaştı. Ardından da provokatif olabilecek olayın incelendiğini belirtti. Bu aşamadan sonra yapılması gereken sorguya alındığı belirtilen timin sorgusunun sonucunu ve kamuoyuna yapılacağı belirtilen açıklamayı beklemektir.
Olayın başından beri kuşkulandığımız konuların açıklamada da yer bulmuş olması olayı ne kadar objektif ele aldığımızı da göstermektedir. Kara mayınının kullanımı, eylem bölgesi olarak seçilen yerin stratejik olarak konumu ve olay yerine gidenlerin durumu açıklamada yer bulmuştur.
Bütün yönleri ile üzüntü yaratan olayın rahatlatan yönü olayın kim tarafından yapılmış olduğunun muhatabı tarafından kamuoyuyla paylaşılmış olmasıdır. Birincisi kamuoyu bu açıklama ile yapılan bir eylemin sonucunun ne olursa olsun paylaşıldığı konusunda bir netliğe kavuşmuştur. En azından muhatap ortadadır. Olayın sorgulanması işi ise zaten muhatabının işidir.
Yapılan açıklanma şöyle;” 1 Ağustos 2010 günü Batman’ın Hasankeyf-Meymuniye boğazında bulunan Güney Raman petrol sahasında yaşanan patlama sonucu dört değerli yurtseverimizi kaybettik. HPG olarak ilk günden başlayarak bu olayın soruşturulmasını ciddiyetle takip ettik.
1 Ağustos 2010 günü bir timimiz Hasankeyf’te yola bir mayın döşemişlerdir ve bunun sonucunda gece yarısı bir patlama yaşandı, bu patlamada 4 değerli yurtseverimiz şehit düşmüşlerdir.
KARA MAYINI KULLANMAYACAĞIMIZA DAİR PROTOKOL İMZALADIK
Öncelikli olarak şunu belirtelim; HPG yönetimi olarak yaşamını yitiren yurtseverlerimize dönük herhangi bir eylem yapma kararımız yoktur, olmamıştır, olamazda. İkinci bir husus ise biz uluslar arası sahada kara mayını diye bilinen, bir temas yaşandığında patlayan mayınları kullanmayacağımıza dair protokoller imzalamışızdır, bu konu hakkında taahhütlerde bulunmuşuzdur. Bunun için gerilla da bu tür mayınlar kesinlikle yasaklanmıştır, bu durum biz de bir suç durumunu ifade etmektedir. Üçüncü olarak gece yarısı çok işlek olmayan böylesine bir yolda insanlarımızın harekete geçmeleri bizde daha farklı kaygılar ve şüpheleri uyandırmaktadır.
PROVOKATİF EYLEMDE YER ALAN TİMİMİZ SORUŞTURMA ALTINDA
Bu üç veriyi bir araya getirdiğimizde yaşanan bu olayın ya bir provokasyon ya da ciddi bir ihmalkarlıkla birlikte bir kazayı içermiş olabileceğidir. Bu olayın tüm yönleriyle açığa çıkması için elimizden geldiğince daha derinlikli bir soruşturmayı yürütüyoruz, yürüteceğiz. Bu provokatif eylemde yer alan timimiz mevcut durumda soruşturma altındadır. Bu soruşturmayı-ucu nereye ve kime dayanırsa dayansın-sonuna kadar araştıracağız. Olayın yönlendirilmiş olma ihtimalini de dikkate alarak kapsamlıca ele alınacağını ifade ederiz. Bu konuda yaşamını yitiren değerli yurtseverlerimizin ailelerinden de bu soruşturmanın sağlıklı sonuca bağlanması için yardımcı olmalarını bekliyoruz. İnsanlarımızın o gece saatinde bilinçlice evlerinden çıkarılarak patlamanın yaşandığı yere yönlendirilip yönlendirilmediği konusunda bizi bilgilendirmeleri hayati önemdedir.
KAZA MI, PROVOKASYON MU AÇIĞA ÇIKARACAĞIZ
Sonuç itibariyle yaşanan bu talihsiz olay, hayatını kaybeden ve uzun yıllar boyunca özgürlük mücadelesine her türlü desteğini esirgemeyen bu değerli dostlarımızın ailelerine, bize, halkımıza ciddi acı veren ve üzen bu olayın bir provokasyon mu yoksa kaza mı olduğunun açığa çıkarılması için sonuçları ne olursa olsun üzerimize düşeni yapacağız.
Yurtseverlikleri ile tanınan Salih Özdemir, Sadi Özdemir, Sedat Özevi ve Sıtkı Özdemir’in ailelerine en içten duygularımızla başsağlığı diliyoruz. Şehitlerimiz olarak anıyoruz.
Halkımıza ve demokratik kamuoyuna soruşturmanın sonuçlarını-tüm çıplaklığıyla şeffaf bir şekilde-öncelikli olarak yaşamını yitirmiş olan insanlarımızın aileleri başta olmak üzere tüm Kürdistan halkına ve demokratik kamuoyuna duyuracağız.”
Hülya Özevin ile yaptığımız konuşmada aktardığı husus şöyleydi. Artık bu kirli savaşta kimse ölmesin diyordu. Bu ölümler dursun. Akıl devreye girsin, akıl devreyi girsin ki vicdanlar harekete geçsin. İnsanlar ölmesin artık. Herkes üzerine düşen görev yapsın.
Ölenleri geri getiremeyeceğimiz açık ancak acılarını hep beraber paylaşabilme şansına sahibiz. Bunu da aileleri ile dayanışma içerisine girerek gerçekleştirebiliriz. Hayatını kaybedenlerin yollarını izleyerek de gerçekleştirebiliriz. Onları seven dostları olarak herkes birer Salih, Sedat, Sadi, Sıddık olarak yaşama sarılırsa ve tavrını netleştirirse o zaman daha iyi sonuçlara ulaşma şansını yakalayabiliriz. Bunun yolu da kirli savaşa hayır demekten geçiyor.