Ülke genelinde bir sorunlar yumağı haline gelen problemlerle mücadele ederken en çok zorluk çekilen konuların başında şüphesiz statükocu mantığın aşılamaması sorunu gelmektedir.
Son zamanlarda ortay çıkan krizler karşısında aklıselimin egemen bir anlayış olarak toplumsal kabul görmesi bizleri en çok sevindiren konu olmaktadır.
Asıl olan krizlerin ortaya çıkmamasıdır ancak kabul etmeliyiz ki ülkemiz gibi herkesin ayrı tellerden ülkenin tek sahibi olarak kendini gördüğü bir zihniyet yapısı içerisinde işleri yürütmeye çabaladığınız zaman böylesi zorluklarla karşılaşma olasılıkları da bulunmaktadır.
Bizim ülke ve bölge olarak temel sorun olarak gördüğümüz sorunların başında demokrasinin oturtulamaması ve Kürt sorunu gelmektedir.
Bu sorunların aşılması yönündeki çalışmaların silahlı çatışma metodu ile sonuçlandırılması çabalarını ülkeyi getirdiği durumu hepimiz bilmekteyiz. 50 bin insanımızı kaybettikten sonra dönemin siyasileri sorunun dağda değil de ovada siyaset yapılarak çözümlenmesi gerektiği konusunda hemfikir olmuşlardı.
Doğrusu bu mantık toplumsal olarak genel bir kabul gören anlayış olmuştu. Ancak o günün koşulları sonucunda parlamentoya giden milletvekillerin iki kelimelik Kürtçe konuşmalarına dahi tahammül gösterilmemiş ve dokunulmazlıkları kaldırılarak cezaevine gönderilmişlerdi.
Aradan geçen bunca zahmetli gelişmelerden sonra sorunu parlamento çatısı altında çözümüne yönelik olarak genel bir kanaat oluşmuş durumdadır. Doğal olarak da bu işi çözüme kavuşturacak kadroların meclis çatısı altında bulunmaları gerekir.
Seçim barajı nedeniyle Kürt sorununu muhatabı olarak kendin gören BDP, parti adına seçime giremiyor. Parlamentodaki çözüme olan inancı nedeniyle de parlamentoda bulunmak istiyor ve bu sorunu bağımsız adayları destekleyerek gerçekleştirmek istiyor. Zaten yeteri oranda bir sıkıntı ile karşı karşıya kalan bu partinin aday gösterdiği şahısların son dakika golüyle devre dışı bırakılmak istenmesi ülkede MHP hariç hiçbir kesim tarafından sağlıklı bir karar olarak değerlendirilmemiştir. Bu durum ülkeni geldiği nokta açısından oldukça önemli bir gelişmedir.
Bu yazının yazıldığı zamanda genel gidişat krizin aşılacağına yönelik umutlar barındırmaktaydı. Adayların gerekli olan belgeleri tamamlamak için azimle işin peşine düşmeleri, partilerin tavırları, ülke aydınlarının ortaya koydukları tavır ve Sayın Cumhurbaşkanının BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a randevu vermesi krizin aşılması çabaları olarak değerlendirilmelidir.
Bütün bu çabalar sorunun demokratik sistem içinde çözümlenmesi için herkesin elinden gelen gayreti göstermeye çabaladığını göstermektedir ki bu çok olumlu bir aşamaya doğru ilerlediğimizi göstermektedir.
Bu nedenle bu musibetin bizi karşı karşı kalacağımız sorunların boyutu konusunda uyandırdığı için yararlı yanlarının da bulunduğunu gösterdiğini bilmek gerekir. “Bir musibetin bin nasihatten daha faydalı olduğunu bu örnek bize çok iyi göstermiştir. 
Bu krizden çıkarmamız gereken sonuçlara gelince;
1- Ülkenin eski ülke olmadığını anlamış olmamız lazım
2- Ortaya konulan tepkilerin demokratik sınırlar içerisinde net olarak ortaya çıktığını ve demokratik reflekslerin geliştiğini görmek gerekir
3- Kürtleri yok sayın onlara haksızlığı dayatan bir statükocu anlayışın ülkede genel kabul görmediğini görmek gerekir
4- Krizlerin boyutu ne olursa olsun diyalogun gelişmesi durumunda sorunların çözümlenebileceği gerçeğini görmek gerekir
5- Bir dinamit gibi elimizde patlamaya hazır bir şekilde bekleyen bu sorunu artık çözmemiz gerektiğini öğrenmiş olmamız lazım
6- Yasalarımızı bir an önce değiştirerek demokratik sistemin rayına girmesi için inattan vazgeçmenin zamanının geldiğini kabul etmemiz lazım
7- Bu ülkeni bu ülkede yaşayan herkesin ülkesi olduğu gerçeğini sindirmemiz lazım
8- Ve her şeyden önemlisi artık insanlarımızın onursuzluğu kabul etmediklerini çok iyi görmemiz lazım.
Sorunların çözümü mantığın devreye alınması ile mümkündür. Duygusal ve ezberci duruşlarla bu ülke sorunlarının çözüme kavuşturulamayacağı gerçeğini ne kadar erken kavrarsak o kadar çabuk sorunlarımızı çözer ve uluslar arası gücümüzü ve konumumuzu ilerletiriz.
Aksini düşünmek bile istemiyorum.