Batman’da uyuşturucuyla mücadelede her zaman yazılarımla ve duruşumla açıkça en ön safta yer almış biri olarak ‘İl Uyuşturucu Koordinasyon Kurulu’nun 15. toplantısının önceki gün yapılmış olmasına hem sevindim, hem de üzüldüm!..
Sevindim, çünkü Sayın Valimizin başkanlığında geniş katılımla toplantı yapılmış ve uyuşturucu ile daha etkin mücadele kararlılığı alınmış…
Üzüldüm, çünkü sorumluluğunu üstlendiğim sivil toplum kuruluşu adına uyuşturucu ile mücadele koordinasyon kurulu üyesi olmama rağmen davet edilmedim, büyük ihtimalle unutulmuşum…
Koordinasyon kurulunu toplantıya çağıranlar geçmişte de bu hatayı yapmışlardı. Bir toplantıda duruma tepki gösterdiğimde(Kuruldaki bazı yöneticiler hatırlayacaktır) bundan böyle tüm toplantılara davet edileceğim hususu belirtilmişti.
Riskli ve tehlikeli bir alan olmasına rağmen neden bu kurula katılım konusunda ısrarcı oluyorum?
Çünkü bu kentin güzel yarınları için hayatın her alanında etkin mücadele veren birisiyim. Madde bağımlılığıyla, uyuşturucuyla mücadele hususunda da duyarlıyım…
Çünkü şer güçler geleceğimiz olan çocukları ve gençleri hedef kitle olarak seçmişlerdir…
Çünkü uyuşturucu ile mücadelede önemli mücadele vermiş biriyim. Sorunu Batman Kent Konseyi’ne taşıyan kişiyim…
Batman Kent Konseyi, Madde Bağımlılığıyla Mücadele konulu konferansın yanı sıra, Çalıştay da düzenlemişti. Batman Emniyet Müdürlüğü ve diğer ilgili kurumların Çalıştay’a sundukları raporları hatırlatmak isterim.
Evet, Valimiz Sayın Ahmet Deniz’in soruna duyarlılığını kurula başkanlık yaparak göstermiş olmasını önemsiyorum. Kurula geniş katılımın olmasını da olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Gazetemizde yer alan konu ile ilgili haberin son spotuna bakalım: “Uyuşturucu kullanımının engellenmesi için başta aileler, eğitimciler, muhtarlar ve kurumlar olmak üzere herkese büyük sorumluluklar düştüğüne de işaret eden Vali Deniz, ilgili kurumların koordineli bir şekilde okul çevrelerine ve parklara denetimlerin yapılması talimatını verdi. Kurumlar arası koordinasyonun önemine değinen Vali Deniz, uyuşturucu ile mücadelede kurumların işbirliği içerisinde çalışarak daha etkin sonuçların elde edileceğini kaydetti.”
Evet, Valimizin de ifade ettiği gibi herkese sorumluluk düşüyor. Aileler, eğitimciler, muhtarlar, kurumlara görev düşüyor. Ayrıca her yerde, her alanda sıkı denetimler önemlidir.
Sunumlar ve rakamlarla yetinilmemelidir diye düşünüyorum. Pratik çok önemli…
Kağıt üzerinde, bilgisayar ortamında pembe tablolar çizilebilir. Örnek vermem gerekirse tüm internetlerin dumansız hava-sigara için denetlendiği ve cezaların kesildiği belirtilir. Bu yapılıyordur ama hala internetlere sigara dumanı nedeniyle giremezsiniz. Denetimlere rağmen okul çevrelerinde, parklarda ve her yerde uyuşturucu kullanımı devam etmektedir…
Batman’ın bir gönüllüsü olarak uyuşturucuyla mücadelede yer almaktan çekinmedim.
Altını çizerek belirteyim; Batman’da köşe yazarı, gazeteci, STK temsilcisi ve bir gönüllü vatandaş olarak her zaman ve zeminde, “Şer güçler” dediğim, ‘kötü niyetliler’ olarak vurguladıklarımla mücadelede geride kalmadım. Kötülerle ve kötülükle mücadeleyi inancımın gereği sayıyorum. Bu konuda yazdığım yazılarımdan kısa bir derleme sunmak istiyorum:
KÖTÜLERLE VE KÖTÜLÜKLE MÜCADELE…
Daha yaşanabilir, daha huzurlu bir kent için hepimize önemli görevler düşüyor. Vatandaşlar olarak hepimize ‘sorumlulukla hareket etme’ görevi düştüğü gibi, kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinin de halkın sıkıntılarıyla mücadele etmeleri gerektiğine inanıyorum.
Batman’da özellikle hedef kitlesi gençler ve küçükler olan kirli odaklar gerçeğini bilirsiniz. Bugüne kadar toplumu tehdit eden malum şer odaklarıyla mücadelede üzerime düşeni yapmaktan asla çekinmediğim gibi, inşallah bundan sonra da çekinmeyeceğim. Çocuklarımızı, gençlerimizi ifsat eden, toplumu helak etmeye çalışanlarla mücadelede kararlı ve cesur idarecilere ihtiyacımız olduğu gibi, cesur kalemlere de ihtiyacımız vardır…
Bu kalem çeşitli tehditlere rağmen daima toplumun genel çıkarlarını savunmuştur. Fuhuşla mücadele konusunda yıllar önce kaleme aldığım yazılar nedeniyle bazı şer odaklarından tehditler aldığımda bu köşede tepkimi nasıl ortaya koyduğumu eski okurlarım hatırlayacaktır. Çok yıllar önce “Fuhuş sektörleşiyor mu?” başlıklı yazımda kentimize dışarıdan kötü yola düşürülmüş kadınları getiren ahlaksız yapıların üzerine gittiğimde tehdit edilmiştim. O zaman kaleme aldığım yazımda, namuslu insanların sesinin namussuzlardan daha gür çıkması gerektiğini belirtmiş ve ‘esas kötü niyetliler korksun’ diyerek pis işlere bulaşanlara meydan okumuştum…
Batman’da gençleri, çocukları zehirleyenler gerçeği ile ilgili olarak yapacağım bu değerlendirmede Allah’tan başka kimseden korkmadığımı, korkmayacağımı ifade etmek için geçmişe atıflarda bulundum.
Cesaret verici, cesur her ifade toplumumuzda karşılığını bulur. Yöneticilerin kararlı duruşları kirli amaçlar peşinde koşanların ruh sağlığını bile olumsuz etkiler diye düşünüyorum.
Evet, daha önce de ifade ettiğim gibi bu kentte yaşam süren ve kişisel çıkar ile dünyevi menfaatleri için çocuklarımızı, gençlerimizi zehirleyenlerin olduğunu bilirsiniz. Birileri sırf para kazanmak için nice ocaklar söndürüyor ve ne yazık ki toplum olarak seyrediyoruz…
Oysa müdahil olmamız gerekiyor. Çünkü tehdit altında olan bizim çocuklarımız, gençlerimiz ve yarınlarımızdır…
Herkes evinde oturur, ‘bana ne’ der ve ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ zihniyetiyle hareket ederse, yarınlarda bu toplum korkuya teslim olacak ve çocuklarımızın geleceğiyle oynanacaktır. O nedenle hepimiz içimizdeki şer güçlere karşı kendi çapımızda duyarlı olacağız, olmalıyız ve aslında olmak zorundayız…
Toplum yararına her hayırlı çalışmaya destek vermeyi görev bilen biriyim. Bu çalışmaları kimler yaparsa, kendilerine yardımcı olmamız gerektiğine inanıyorum.
Özellikle okul çevrelerinde gerekli tedbirlerin alınması, eğitim yuvalarının mobese sistemiyle izlenmesinin önemine inanıyorum. Ancak mobese ile izlenen bazı yerlerde madde bağımlılığına müptela olan gençlerin nasıl serbest hareket ettikleri gerçeğini de gözardı etmiyorum. Daha etkin mücadelenin yapılması bir zorunluluktur diye düşünüyorum.
Geçmişte de duruşumu ortaya koyarken, ‘Batman’da bir Pazar kurulmuş ve o Pazar sayesinde ocaklar sönerken, seyirci kalamayız’ demiştim. Bugün aynı görüşümü koruyorum.
Uyuşturucu ile çocukları, gençleri zehirleyen ve bunun karşılığında dünyalık kazanmaya çalışanlara yönelik ifadelerimi hatırlatmak istiyorum: Aslında uyuşturucu tacirleri acınacak insanlardır. Çünkü onların hem dünyaları, hem de ahretleri karanlıktır. Dünyanın bütün serveti onların olsa, burada bırakıp gideceklerini unutuyorlar. Binlerce çocuğu uyuşturucu bataklığına sokup, aileleri parçalamaları karşısında elde edecekleri haram servetin yansımaları da çok kötü olmaktadır. Böylelerinin mutlaka aile fertlerinin başlarına büyük bela ve musibetler gelmektedir. Keşke dünya malı ve hırsı onların gözlerini karartmasaydı ve bu gerçeğin bilincine varsaydılar.
Gerçekten de koordinasyon halinde mücadele verirsek bu sorunu inşallah çözeriz. Güç birliği yapacağız, elbirliğiyle mücadele vereceğiz. Kötü kişiler ya kendilerine gelir, içine düştükleri yanlıştan vazgeçer, çocukları ve çocuklarımızın geleceğiyle oynamayı terk eder, ya da bu kentten defolup giderler…
Next