Cezaevlerinde otuz beşin üzerinde gazeteci bulunmakta. Bunların çoğu şu veya bu şekilde cezai yaptırım tehdidi ile içeri atılmakta ardından da durumlarına münasip(!) bir ceza ile cezalandırılmaktadırlar.
Seslerini duyurma imkânları ise ancak mektuplarla olabilmektedir tabi bir kısmı buna bile gerek duymuyor. İçerden dışarıya iletilen bir mektup bir gazetecinin feryadını yansıtıyor. Tutuklu gazetecilerle dayanışma platformunu yaymaya çalıştığı mektubu dayanışma adına sizlerle paylaşıyoruz.
Tutuklu gazeteci Suzan Zengin’in kamuoyuyla paylaşmak amacıyla gönderdiği yeni mektubunu bilginize sunuyoruz...
Merhaba;
Bir buçuk yıldır Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunmaktayım. Aynı zamanda şu sıralar hapishanelerde tutulan onlarca tutuklu gazetecilerden de biriyim.
İlk duruşmaya tutuklanmamdan tam bir yıl sonra çıkarıldım ve mahkeme hiçbir somut delil yokken tutukluluğumun devamına karar verdi. Ve ikinci duruşma tam 6 ay sonrasına, 15 Şubat 2011’e ertelenmişti. 15 Şubat’taki duruşmada tahliye olamazsam bir sonraki duruşma yine 6 ay sonrasına ertelenecek ve haksız tutukluluğum devam edecek.  Bu mektubu yaşadığım hak ihlallerini dile getirmek için yazıyorum.
Tutuklu bulunduğum süre içerisinde, zaman zaman kamuoyunu durumumla/ sürecimle ilgili bilgilendirmiştim. Burada yine de davaya ilişkin kısa bir hatırlatma- tekrar yapmak istiyorum.
Alakam olmadığı açıkça görülen, zaten ne dosyada ne de iddianamede hiçbir alaka kurul(a)mayan bir dosyada, “yasa dışı örgüt üyeliği” suçlaması ile yargılanıyorum. Bu suçlamaya “kanıt” yapılmaya çalışılan tek şey ise, çalıştığım gazeteye ait olduğu açık bir şekilde görülen ve de hiçbir yasa dışılık içermeyen materyaller!
Bu, hiçbir dayanağı olmayan keyfi- hukuksuz tutukluluk sürecinin devam edip etmeyeceğini ise 15 Şubat’taki duruşma gösterecek.
İçinden geçilen süreç malum, en küçük bir toplumsal muhalefete dahi tahammül edilemeyen bir süreç. Muhalif basın üzerinde her daim hiç eksik olmayan baskılar-engellemeler bu süreçte daha da artmıştır.
Muhalif basına verilen kapatma cezaları, toplatma- baskın, çalışanlarının tutuklanması gibi uygulamalardaki artış, onlarca muhalif gazetecinin hapiste olması da bunu göstermektedir.
Hapishanelerdeki gazetecilerin büyük çoğunluğunun, benim örneğimde görüldüğü gibi, “yasa dışı faaliyet- örgüt üyeliği” vb. komplocu yöntemler sonucu oluşturulan dosyalarda yargılanıyor olmaları da ayrı bir durumdur. Bunu yaparken güdülen amaçlardan biri de, gerçekte muhalif gazeteci olduğu için, muhalif düşüncelerinden dolayı tutuklanan- yargılanan kişileri, bu tarz komplolarla “terör suçlusu” kapsamına sokarak, toplumun- halkın gözünden düşürme ve itibarsızlaştırma çabalarının  yanı sıra, özellikle de muhalif düşüncelerinden dolayı yargılanan gazeteci sayısını da (AB uyum yasaları vb. nedenlerle) az göstermektir. Birkaç ay önce  bir hükümet yetkilisi ne demişti: “Bunlar gazeteci kılığında teröristler!”
Bu açıklama bile tek başına, önceki satırlarda amaca  dair getirdiğim yorumumu doğrular tarzdadır.
31.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren uzun tutukluluk ile ilgili yasaya istinaden avukatım başvuruda bulundu. Ancak reddedildi. Hiçbir delil olmadan daha ne kadar tutuklu kalacağım belli değil. Bilindiği gibi yasanın siyasi nedenlerle hapiste tutulanlara dönük yorumu biraz “sorunlu”! Yani uzun tutuklu sayılmak için bayağı uzun süreler gerekiyor!
Bunun içindir ki, kendi özgülümde yaşadığım, hiçbir somut delile dayanmadan 1,5 yıl hapiste olmamın tutukluluk için yeterince uzun süre sayılıp sayılmayacağı da 15 Şubat’ta anlaşılacaktır.
Suzan Zengin
Tutuklu Gazeteci- Çevirmen
Bakırköy Kadın Kapalı Hapishane  B/4