Ortadoğu ve Kuzey Afrika bir büyük başkaldırı ile dünya gündemine oturmuş durumda. Her ülkenin kendine has bir sorunu var. Ortak sorun ise işsizlik ve demokrasinin eksikliği. Sınırları yüz yıllık bile olmayan cetvelle kurulmuş devletler domino etkisiyle sarsılmakta.
TUNUS : Protestocular Üniversite öğrencileri. Bin Ali’ye yönelik bir öfke var. Halk fakirlikle boğuşurken tonlarca altını yurt dışına çıkaran bir despot var karşımızda. Sidi Bouzid kasabasında 26 yaşındaki üniversite mezunu işsiz genç, işporta tezgâhında meyve - sebze satarken polis malzemelerine el koydu. Muhammet Bouazizi adındaki bu genç olayı protesto etmek için kendisini ateşe verdi ve ağır yaralındı. Bu, bardağı taşıran son damlaydı. Üniversite mezunu işsiz gençler sokaklara döküldü. İşsizliği, yoksulluğu, yaşam koşulları protesto edildi.
MISIR : Halk 32 yıldır iktidarda olan bir zorba yüzünden isyanda. Hüsnü Mübarek çıkmazda. Yönetime karşı yayın yapan bir web site kurucusu geçen sene Mübarek’in polis kuvvetleri tarafından göz altına alınır. Daha sonra sorguda ölür. Halk bu durumu unutmaz. Protestocuların El Şehit diye andıkları bu kişi, şu an protestocuların Che Guevara’sı olmuş durumda. Batı’ya uşaklık eden Mübarek Filistinlilere uygulamış olduğu ambargo ile Arap ve Müslümanların yüz karası olarak tarihe geçmiştir.
CEZAYİR : Yolsuzluk, temel gıda maddelerine yapılan yüksek zamlar burada da isyana sebep oldu. Ayrıca 2003 depreminden sonra vaat edilen 1 milyon konut sözünün de yerine getirilmemesi halkta büyük bir huzursuzluk yaratmıştı.
SURİYE ve LİBYA: Hemen reform paketleri hazırlamaya başladılar.Özellikle Suriye’nin Kürtlere yönelik gayri insani yaklaşımı, reform paketinin hedef kitlesinin Kürtler olacağını gösteriyor
YEMEN-FAS-ÜRDÜN: İsyan ateşi buralarda da kendini göstermeye başladı.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ ve KUVEYT : Demokrasi ve insan haklarından yoksun bu Arap ülkeleri de domino etkisinden kurtulmanın yollarını arıyor ve sıranın kendilerine ne zaman geleceğini bekliyorlar.
SUUDİ ARABİSTAN : Şu yazıyı kaleme aldığım saatlere kadar bir hareketlilik yok ancak bu olmayacağı anlamına da gelmemeli. Nitekim Tunus’ta olaylardan bir gün önce hayat gayet normaldi. Ancak ertesi gün ülke yangın yerine döndü.
Tüm bu Ülkelerin ortak yönü, yıllardır değişmeyen iktidarlar. Arap devletlerinin 50. yılında bir tane lider bile seçim kaybetmedi.  Bütün iktidar değişimleri ya doğal ölümle, ya askeri darbeyle ya da başka bir ülkenin müdahalesiyle oldu.
Kukla yönetime sahip bu devletlerin bazısı krallık, bazıları cumhuriyet adını taşıyor ama yönetim biçiminde çok fark yok: Otoriter, baskıcı ve toplumu dışlayan modeller
Ancak Ortadoğu Halkları kendi iç dinamiklerini keşfetti. Korkularıyla yüzleştikleri takdirde bir gecede iktidarları koltuklarından edebileceklerini gördüler. Nitekim Fas Kralı Fransa’daki kalesine sığındı. Tunus’ta Bin Ali Suudi Arabistan’a kaçtı. 
Tüm bu Ülkeler arasında Mısır tek başına tüm Ortadoğu ve Dünya’nın eksenini değiştireceğe benziyor. Zira bilindiği üzere Hüsnü Mübarek izlediği politikalarla İsrail yanlısı bir devlet adamı. Uluslar arası Atom Kurumu Başkanı El-Baradey ve Müslüman Kardeşler birlikte bir değişime imza atacaklarsa bu en çok İsrail’in canını sıkacaktır. Çünkü yeni yönetim bir şekilde Filistin’e eskiye oranla daha bir yakın olacaktır. En azından Mısır tarafından sıkı güvenlik uygulamalarıyla eleştiri çeken Gazze’ye insani yardım ablukası kaldırılacaktır. Bu demektir ki Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılacaktır.
                                   ***
Yaşanan bu olaylar Fransız 1789 devriminden sonra bir ilk. Internet aracılığıyla yaşanan bir devrimden söz ediyoruz. Eğer Internet olmasaydı Tunus’ta başlayan ve domino etkisiyle tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bir İsyan bu denli yayılamazdı. Dün gece bile Mısır’da polis tarafından infaz edilen bir kişinin görüntüleri bir kız tarafından cep telefonu aracılığıyla tüm gezegene yayılmadı mı? Birleşik Devletler Başkanı Obama ve Başbakanımız Erdoğan bile bu görüntülerden etkilenmiş olacak ki hemen olayların yatışması ve değişimin bir an önce başlatılması konusunda beyanatlar verdiler.
                        ***
Tüm isyanlarda başı Üniversiteli gençler çekiyor.
Örgütlenmek için Facebook, Google, Gmail, Twitter, Hotmail, Yahoo gibi Internet sitelerini kullanıyorlar. Mısır’da Tahrir (Kurtuluş) meydanının seçilmesi yine İnternette yapılan görüşmeler sonucu seçildi. Bugün Tahrir Meydanı tıpkı 1989 yılının Çin Tiananmen meydanını temsil etmekte.
Üniversiteliler Wikileaksçilerin son kurduğu Anonymous grubuna başvurdular. Hacker (Bilgisayar korsanı) olmanın püf noktalarını öğrenip devletin endüstri, dış işleri bakanlıkları, başbakanlık ve devlet başkanlığı ile borsayı bu sayede çökerttiler.
Gençlerin sanal saldırılarına cevap vermeye çalışan devletlerde yine Internet aracılığıyla karşı saldırıya geçmiş durumdalar.
Sanal alemde karşı karşıya gelen Üniversiteli gençlik ile Arap Hükümetleri dijital ortamda bombardımana tutuşmuş durumda.
                        ***
Türkiye Cumhuriyeti tüm Arap Yarımadası için bir model olabilir. Kürt sorununda her ne kadar bekleneni tam olarak veremezse de önceki Hükümetlere nazaran iyi bir ivme göze çarpmakta. Demokrasi bir şekilde varlığını sürdürüyor. Seçimler yapılıyor ve babadan oğula iktidar tarih oldu. Ayrıca Dış ilişkiler konusunda da başarılı bir profilimiz var. Davutoğlu bir taraftan Washington öte yandan Hizbullah'la görüşebilen ender kişilerden. Türkiye'nin bölgeye getirdiği bu açılım özellikle Arap Yarımadası için bir örnek oluşturabilir. Yani hem Müslüman ve hem de demokrat olunabilir.
                        ***
Türkiye’de değişim yaşanıyor. Ortadoğu’da çok sert bir şekilde aynı değişim yaşanıyor. Batılı Ülkeler de bu durumun farkındalar. Filistin, Afganistan, Pakistan, Sudan, Somali nereye dönecek olursanız ABD ve Batı Politikalarının değişmesi gerektiğini göreceksiniz.
Belki de sırf bu yüzden Başkan Obama ABD’nin başkanı seçilmiştir. Çünkü böylesi devasa devletlerin geleceği iyi okuyan, analiz eden danışmanları vardır.
Kimisi de yaşananların Büyük Orta Doğu Projesinin birinci aşaması olduğunu söylemekteler. Bu doğrudur veya değildir. Bunu zaman gösterecektir. Ancak şu bir gerçek ki Ortadoğu’da hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır.
Türkiye’nin bundan etkilenmesi meselesine gelince, aslında bu başlı başına yazılması gereken bir konu. Ancak önceden de belirttiğim gibi Türkiye Cumhuriyeti ile Arap Devletleri arasında bin ton fark var. Ancak bu yine de Türkiye’nin bundan “sıfır etkileneceği” anlamına gelmez.