Sağ liberal politikalar yürüten siyasal partilerin iktidarı ve IMF ile yürütülen çalışmalar, çalışanların aleyhine yürütülmeye devam etmektedir. Ülkemizde de bu politikaların sonucu olarak işsizler ordusuna yeni taburlar eklenmiştir.
Tarım orjinli olan ülke ekonomisinin sanayi alanına kaydırılması için yürütülen çalışmalar acımasız bir canavar gibi toplum kesimlerini yutmuştur. Özellikle yıllar süren devlet politikası sayesinde tarım kesimi yok edilmiştir. Bu kesimin yok edilmesinin acıları daha yeni yeni keşf edilmeye başlanıyor.
Ülke genelindeki politikaların yanı sıra bölgemiz özelinde de özellikle silahlı çatışmalar döneminin başlangıç tarihinden bu yana yoğun bir nüfus transferi yaşanmıştır. Tarım ve hayvancılık ile uğraşan milyonlarca insanımız yerinden yurdundan olmuş kent merkezlerinin varoşlarına kaçmak durumunda kalmış ve gittiği yerlere uyum göstermediğinden oraları kendisine benzeterek adeta gettolar oluşturmuştur.
Yurt dışından tarım ürünlerinin ithal edilmesi bir kesimin işine gelmiş ve zenginleşme yöntemi olarak benimsenmiştir. Tarım ülkesi olan Türkiye dışarıdan buğday, nohut, mercimek, inek ithal etmeye başlamıştır.
Uyguladığınız tarım politikaları sayesinde insanlarınızın üretim girdilerini elde edilen ürünün fiyatının üzerine çıkarırsanız elbette ithalat yapmak zorunda kalırsınız. Devlet desteği şeklinde sunulan sübvansiyonların tarım alanına ve tarlaya uğramayan toprak sahiplerini yönelik olması ortakçı, kiracı veya başka yöntemlerle çalışan emekçi kesimlerin kırksal alanı boşaltmalarına sebep olmuştur.
Hayvancılığın bitirilmesi politikaları yayla yasakları ile sürdürülürken Tütün’e kota sisteminin getirilmesi ve ardından tütün üretiminin yetersizliği öne sürülerek ve diğer gerekçelerle Tekel yaprak Tütün işletmelerinin özelleştirilmesi adı altında zenginlere peşkeş çekilmesi, çalışanlarının işlerine son verilmesi politikaları ülkenin bu alanda yürüttüğü bize göre yanlış politikaların sonuçlarıdır.
Bakış açısı “Türkiye son sosyalist devlettir” açısı olunca bunların olması da doğaldır. Tarım alanında uygulanan politikaların sonuçları yüz binlerce insanı ekmeğinden ederken özelleştirme ile de Tekelde çalışan insanlar ekmeklerinden olmuşlardır.
İlimiz genelinde 2 bine yakın insanımız alınan bu kararla kendisini evlerinin ve kahvehanelerin köşesinde bulmuştur. Yirmi yılı aşkın hizmeti bulunan insanların ellerine tazminat adı altında üç beş kuruş verip onarı uzaklaştırmak sosyal devlet gerçekliği ile uyuşmamaktadır. Eğir bu insanları çalıştırıp üretici duruma getirmemişseniz kendinizi sorgulamanız gerekmektedir.
Kaldı ki bu ülkede çalışmadan para kazanmak çok da yadırganmamaktadır. İhalelerde %50 oranında kırımla iş alıp işi taşerona havale edip aldıkları yüzdeliklerle milyarlarca lira kazanan insanları gördüğümüzde Tekel işçileri ve diğer özelleştirme mağdurlarının durumunu daha iyi anlayabilmek mümkün olabilmektedir.
Tekel işçileri 8. Aydır dışarıdadır. Önerilen 4-C uygulaması sağlıklı bir uygulama değildir. Çalışma koşulları süreklileştirilmeli ve istedikleri kurumlarda istihdam edilmelidirler. Emeklilik zamanları geldiğinde de işlerine son verilmelidir.
Bu ay sonu itibari ile işsizlik maaşı da alamayacaklar. Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvuru da henüz sonuçlanmadı ve ortada pek algılanmak istenmese bile bir sıkıntı var. Hükümetin bu sıkıntıyı gidermesini bekliyoruz.