Taş ile çocuk arasında ilginç bir bağ var. Çocuk emeklemesi ile beraber taşla ortaklaşır adeta. Elinin altına gelen ilk düzensiz cisimdir taş. Ardından büyümeye başlar ve bu ilişkisi devam eder. Tıpkı insan ile toprak gibi. Çocuklar ilk oyunlarına birlikte oynarlarken çoğunlukla taşlardan faydalanırlar. Taş sektirtmece oynarken oyun araçlarıdır taşlar.”Gog” oynarken de taşlar üst üste dizilir ve yine bir taş atılarak oyun sürdürülür. Taş atma ya da günümüz modern dünyasının güle atma dediği işler de kırsal kesimlerde hep taşlarla yapılır. Kale kurarken taşları direk yerine kullanırsınız. İşaretleme yaparken taşı kullanırsınız. Kavga ederken taşı kullanırsınız. Kuş avlamaya giderken de çatal lastikler için taş kullanırsınız çocuk iken.
Yaşamımızda taşın önemi büyüktür yani. Taş gibi sağlam olmamız istenirken kast edilen bölünmez bütünlüktür. Öldüğümüzde bile taşla alakalıyız mezar taşımız olmazsa olmazlardandır. Musalla taşında yıkanır, mezar taşı ile adresleniriz. Ama taşla ilişkilimiz yaşamımız boyunca sürerken asıl kaynak çocukluğumuzdan gelir.
Son zamanlara kadar yaşamımızda bulunan bu önemli cisim cezalandırma aracı olarak kullanılmamaktaydı. Ya da taşla olan muhataplık çok ağır cezalarla önümüze gelmediği için ilişki hep yaşam birlikteliği çerçevesinde algılanırdı ama artık öyle değil.
Artık çocuklar oyun oynamak için bile olsa, çatal lastiklerine koymak için bile olsa, kale çizgilerinin çizilmesi için veya gülle oyunu için bile olsa taşla ilişkilerine dikkat etmek zorundadırlar. Aksi halede herhangi bir toplumsal eylemde Allah muhafaza ceplerinde ya da ellerinde bir taşın bulunması durumunda yıllarca cezaevlerinde kalmaları içten bile değil.
 
Çocuğun bir masumiyeti vardır. Çocuk suç teşkil edecek ortamlardan ve davranışlardan uzak tutulmalıdır. Yanlışı yapmasını bir tarafa bırakalım onun yanlışa şahit olmasını bile önlemek gibi bir ebeveyn sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bu nedenle çocukların suç işlemelerine neden olmak, onları yönlendirmek, suç unsuru olarak kullanmak elbette doğru bir tavır olarak algılanamaz ve desteklenemez. Destekleyenlere karşı çıkmak da hepimizin ortak görevi.
Buna rağmen suç işleyen veya suç işlemeye meyilli olan veyahut suç işleme olasılığı bulunan ortamların bulunması durumunda çocuğu hedef olarak görmek ve ona yönelmek de doğru bir davranış değildir.
Hata yapılmıyor mu, yapılıyor. Ama hata yapılıyor diye düşmanlık besleyemeyiz. Çocuk taş atmıştır ve suç işlemiştir. Olabilir tasvip edilebilir olmazsa bile olabilir. Bu durumda yapılması gereken o çocuğun ve ailesinin rehabilite edilmesidir.
Bu görev en başta devletin bu konu ile ilgili kurumlarına düşer. Bu kurumların başında ise Milli Eğitim Müdürlükleri gelir. Milli Eğitim çalışanları ki biz burada öğretmenlerimizi kast etmekteyiz. Çocuklara şefkatle yaklaşarak bir daha suç işlememeleri için uyarı ve nasihatlerde bulunmaları gerekir.
Bulunmuyorlar mı? Bulunuyorlar ama yazılıp çizilenlere bakıldığında enteresan bir olay var ilimizde. Taş attıkları iddiası ile gözaltına alınan çocukların isimleri okullarına bildirildiği halde okul müdürleri bu çocuklara disiplin cezası vermedikleri için müfettişlik olmuşlar!
Yani siz bu çocuklara neden ceza vermediniz diye? Neden versinler diye sorduğunuzda mevzuat hazretleri böyle emir buyurur diyorlar.
Mevzuat hazretleri böyle emir etmiş olabilir ancak aynı mevzuat hazretleri çocukların kullanması ve korunması, suç işlemekten uzaklaştırılması için de bir sürü şey diyor değil mi? Hatta sokakta kalan çocukların rehabilitasyonu için özel programlar bile yapılıyor. Müdür önce öğrencisini okuldan atacak ve sokağa salacak ondan sonra çocuk tinerci olup çıkınca da devlet onu eski haline getirmek için yıllarca uğraşmak zorunda kalacak. Böyle olunca mevzuata uygun oluyor her halde?
Bize göre okul müdürleri doğru yapmışlardır. Okula devam eden öğrencilere disiplin cezası vermek yanlıştır. İdarecilerimiz bu yanlıştan derhal vazgeçmelidirler. Aynı yanlışın okulun ilk haftasında okula gitmeyen veyahut mazeretleri nedeniyle gidemeyen öğrenciler için de söz konusu olduğu duyumlar almaktayız. Dileriz bu duyumlar da asılsızdır.
Çocukların okula gönderilmesi için bu kadar çaba sarf edilirken doğuştan gelen taşlarla aralarındaki samimiyete binaen onları okullardan uzaklaştırmak doğru bir mantık değildir.
Taş atmak yanlış bir davranış ve yapılmaması gerekir, çocuklarımızı uyarmak zorundayız ancak o çocukların kollarını kameralar önünde kıranların ne caza aldıkları da merak konusudur. Birileri bunu da dikkate almalı diye düşünüyoruz.