Bir bahar sabahında insanın bozuk olmayan bir moralle işe başlaması kadar güzel bir duyguyu yaşayamaz bir duruma geldik.
Yaşamın tadı tuzu kaçtı desek yeridir.
Günün yorgunluğunu atmak için akşam koltuğunuza kurulup Tv den ülkemde olup bitenleri izleyeyim deseniz çok üzülürsünüz.
74 milyonluk ülkeyi idare etmek için iktidarda olan ve iktidara talip olanların konuşmaları insanı çileden çıkarmaya yetiyor. Günün yorgunluğu bir buket sinir ile bütünleşip kafanızın zonklamasına neden olmaya yetiyor çünkü.
Bir ülkenin başbakanı külhanbeyliğine soyunacak, ana muhalefetin de, ana muhalefetin muhalefetinin de hakkında ağza alınıp konuşulması aile koruması şifresi ile şifrelenmesi gerek konuları meydanlarda başı kapalı bayanlar karşısında ve de tüm ülke karşısında birkaç oy toplama adına konuşacak ve ‘Edep yahu’ deyip işin içinden çıkmaya başlayacak.
İktidar ülke yönetiminde insanlar aç ve açıkta barınmakta iken, çılgın projelerle halkın karşısına çıkacak ama edepmedep hak getire.
İktidara yüklendiğimiz zan edilmesin daha o sayfayı açmadık ancak kendilerinden beklenmeyen açılımlar karşısında bazen de insanı dayanma sınırlarını zorladıklarını belirtmek gerek.
Muhalefete gelince onlara söylenecek laf bulmakta zorlandığımızı söylesek apaçık yalan olur ülkedeki bu duruma rağmen akıllarıyla vatandaştan çok koltuk kapma olgusu ile hareket ettiklerinden gözleri bir şey görmez oluyor. Hadi MH’ nin durumu bir nebze dahi olsa anlaşılabilir ancak her taraftan iktidar olmak için bin bir neden varken ana muhalefetin ürkekliğine ne demeli.
Türkiye’nin sokakları, dağları ,ovaları sürekli hareket halinde tutan sorunlarından tutun da insanların karın tokluğuna bile sayılmayacak bedel karşılığında çalıştırılmalarına, çalışanların örgütsüzleştirilmelerine ve yüksek işsizlik oranı nedeniyle örgütsüz çalışanların işlerinin ellerinden alınması tehditlerine rağmen etkili bir siyaseti ortaya koyamamalarına ne demeli..
Türkiye’de sermayenin el değiştirmesi politikasının kalkınma açısından bir nebze yararının bulunduğunu bu sayede sermayenin Anadolu’ya da yayıldığını belirtmek mümkündür. Ancak bu tabana yayılmanın belli bir kesimin ötesine geçemediğini belirtmek gerekmektedir. AKP iktidarı döneminde iktidarın yanında yer almayan ya da yandaşlık yapmayan insanların zenginleşmesi söz konusu olmamıştır.
Bütün bunlar ve bunların çareleri iş hayatı kapsamında değerlendirilebilinirken yapılamamaktadır.
Siyasetçilerimizin siyaset yaptıkları zeminin de antidemokratik olduğunu belirtelim. İktidar dahil herkes Anayasanın ülkeye dar geldiği konusunda hem fikirken tartışmaların bu eksinli yürümediğini de görmekteyiz. Ana muhalefet seçim barajı konusunda son dakika çıkışları ile seçimi atlatma manevraları denemişse de ciddiyet boyutu tartışmalı olduğu için bu girişim iktidar tarafından dikkate alınmamıştır.
Cezaevlerini durumu içler acısıyken yerlerde bile yatacak yer kalmamışken insanlar artık patlama noktasına gelmişken yüze yakın hasta tutuklu veya hükümlü ölümü beklemekteyken ortalıktaki duyarsızlık insanı hayretlere düşürmektedir.
Kısacası siyaset mekanizması bu aralar seçim gerçeğine rağmen ABD politikaları ve icraatları ile kaset skandallarının meydanlarda tartışılmasına indirgenmiş bulunmaktadır. Oysa bu ülkenin bu kadar rahat ve sorunsuz olmadığını görmeleri gerekmektedir. Birileri bizi kendi gerçekliklerimizle yüz yüze bırakmadan kendimize gelir ve sorunlarımıza konu olan olguları tartışıp çözüm bulmaya çalışırsak eminiz ki daha yararlı ve standardı olan sonuçlara ulaşmak mümkün olacaktır.
Siyaset son gelişmeler ve meydanlardaki konuşmalardan sonra seviyesiz bir şekilde yürütülmeye çalışılmaktadır. Siyasetçilerden beklenen bel altı vurmalarla meydanlarda boy göstermeleri değil halkın sorunlarını, ülkenin sorunlarını konuşup nasıl çözümler bulacaklarını açıklamalarıdır.
Dileriz bu konuya çabuk dönerler…
Next