Seçimlere bir ay kaldı. Aday adayları Batman ile Ankara arasında mekik dokumakta. Temayül yoklamaları özellikle Ak Parti açısından ilgiyle izlendi ve en yüksek oyu alan ile en düşük arasındaki onca mesafeye rağmen herkes gayet mutlu ve umutlu yansıdı gazete başlıklarına.
Bir çoğunun hiçbir şansları olmadığını biliyorduk. Hoş kendileri de biliyorlardı ya, bir umut ya tutarsa misali başvuru yapıldı. İş adamı, müteahhit kendine en azından bir etiket yaftalayacak ya, ne önemi var birkaç binciğin.
Kimisi Ankara’da karargah kurdu, kimisi okyanus aşırı seyahate çıktı. Batman’ı yıllardır terk etmiş simalar bile bir anda Batman sevdalısı oluverdi.
Her şeye rağmen son karar mercii tabii ki Başbakan R.Tayyip Erdoğan.
Acaba kimi önceleyecekti? Yoksa tepeden atama bir isim mi olacaktı?
Belki de aslen Gercüşlü olan ve halen Bakanlık yapan Sayın Şimşek?
Çağdaş Gazetesi zaman zaman bu ihtimali de değerlendirdi.
Her kim olacaksa şimdiden hayırlı uğurlu olsun diliyoruz.
Burada bir iki kritikten söz etmekte fayda var; özellikle aday adayı enflasyonu yaşandığı ilimizde kimisi seçilsem de, seçilmesem de bir nefes gibi çalışacağım, partime hizmet edeceğim iddiasında bulundu. Bu külliyen bir yalandır. Kim ne derse desin kırgınlıklar, kızgınlıklar yaşanacaktır. Belki milletvekili ihtimali olmadığını düşünenler ve de düşündüklerimiz o kadar büyük bir şok yaşamayacaktır. Ancak partinin ağır topları olup da bir köşeye itilmişler ve yakın çevreleri kanımca iyi bir seçim trafiği yaşamayacak, kendilerini fazla yormayacaktır. Zira kendisi dışında vekillik verilmiş ismin iyi bir trend gösterememesi sonucu yıpranacağını bilecek ve ilerisi için kendisine zemin hazırlayacaktır. Ne diye günler ve gecelerce o köy senin, bu belde benim diye koştursun ve bir dünya masrafa girsin ki? 2007 seçimlerinde bu dediğimin aynısını görmedik mi? Bırakın kendisine şans verilmemesini, üçüncü ve dördüncü sıradan vekil gösterilmesini bile kabullenmeyip başka partilere geçenleri görmedik mi? Yarın da aynı şeyin olmayacağını kimse garanti edemez. Bu kişilere de bir yerde hak vermek lazım. Çünkü Batman’da DTP gerçeği varken öyle kolay kolay üçüncü veya dördüncü adayın çıkması zaten mümkün değil. O yüzden kimse atıp tutmasın, “yok ben seçilsem de, seçilmesem de elimden geldiğince hizmet edeceğim” nidalarını
Siyaset ne menem bir tutkudur ki bir tutunan bir daha kopamıyor? Zaman zaman görüştüğümüz parlamenterler, liderleri kabul ettikleri sürece kendiliklerinden bu işi bırakmayacaklarını defalarca belirtmişlerdir. Zaten bir dönem vekillik yaptınız mı, ömür boyu ballı maaş alıyorsunuz. Türkiye’nin en saygın hastaneleri ve bilumum yerleri emrinize amade. Allah’tan daha ne bekliyorsunuz? Siirt’te tanıdığım bir nine var. Büyük çocuğu yetmişinde. Demek ki kendisi 90 küsur yaşında. Babası bir tarihte vekillik yapmış ve hakkın rahmetine kavuştuktan sonra maaşı bu nineye kalmış. Nasıl bakıyorlar kendisine göz bebekleri gibi. Niye mi? 3-4 emeklinin aylık gelirinden fazlasını alıyor da ondan. Bir yumdu mu gözlerini, gitti ballı kaymak.
Gazetelere yansıyan haberlere göre bir daha seçilmeyeceklerini hisseden vekiller, Türk Parlamenterler Birliği aracılığıyla maaşlarının yükseltilmesi için kanun teklifi hazırlamışlar. Önceki dönemlerde vekillik yapanların maaşları en yüksek primden, ortalama 5 bin olurken, bu dönemde vekillik yapıp da bir daha yapamayacakların emekli maaşı 2 bin olarak belirlenmiş. E zor geliyor iki bin. DEE MİLLET NE YAPSIN.
Bakınız Memurlar.net ilanlarının tamamına devlete alınacak yeni iş gücü piyasası sürekli geçici olarak istihdam açıyor. Kesinlikle öncekiler gibi kadrolu değil.
Özelleştirme sonucu maaşlarından olan 4/C çalışanları asgari ücretin biraz üstünde para alıyor. Devlet resmen taşeronlaşmaya, müteahhiti de zenginleştirme yoluna gidiyor. Millet fakirleşirken bir daha vekillik yapamayacak zevat maaşını yükseltmenin derdinde. Maaşlarının yükseltilmesi için bu kadar uğraştıkları gibi ülkenin başka sorunlarıyla da uğraşsalardı ya. Nerede?
Tabii tüm vekilleri aynı şekilde itham etme gibi bir lüksümüz de yok. Çalışan, didinen, artı bir değer oluşturmaya gayret edenleri bu halk her zaman saygıyla yad edecektir.
Her şey bir yana, seçim atmosferi hızla gündeme girmiş durumda. Türkiye’nin önü aydınlık, insanları umutlu. Yok mu sorun? Dağ gibi. Ama her ülkenin ve her coğrafyanın benzer sorunları var, bunu biliyoruz. Problemler ve aksilikler insan türünün bulunduğu her kara parçasında mevcudiyetini gösterecektir. Önemli olan hakça, insanca ve demokrat bir yaklaşım tarzı ile bu sorunların üstesine gidilmesidir. Umarım meclise gidecek tüm vekiller bu düstura sahip olur.
Bir dahaki yazım da kısmet olursa hepimizin bildiği ama halen üstüne gidilmediği veya yeterince ilgilenilmediği konuları yazacak ve çözüm yolları önereceğim.
Next