Sağlıklı kalmanın formülü;
Yeterli ve dengeli beslenme, hareket ve yeterli uyku üçlüsü öneriliyor.
Sağlıklı bir kahvaltı, öğle ve akşam yemeği planlamak kolaydır, ancak sadece beslenme düzenine odaklanmak yeterli değil.
Sağlıklı kalmayı daha kolaylaştıran bir şey, belki de öğünlerin kendisine değil, öğün aralarında verilen kararlar dikkate alınmalı.
Çoğu insan, aralardaki fark edilmeyen davranışları görmezlikten gelir.
Modern hayatın getirdiği hareketsizlik illeti, saatlerce yerinden kalkmadan oturmak meselesi.
Masa başında otururken veya koltukta uzanırken susadığımızda şekerli bir içeceği tercih etmek.
TV ekranı başında zaplayarak fazladan bir saat uykusuz kalmak ya da yine bu sırada can sıkıntısından bir şeyler atıştırmak sağlığı etkileyen davranışlardan bazıları.
Öncelikle bu anları düzeltmenin sağlıklı bir hayat için daha etkili bir yöntem olduğu anlaşılır.
Otururken, dinlenirken insan yanında bir su şişesi bulundurmalı, hiç olmazsa her saat başı ayağa kalkıp birkaç dakika yürümeli, hareket etmeli.
Yemek meselesinde tıka basa yemek yerine rahatça doyulan noktada yemeyi bırakma iradesi gösterilmeli.
En önemlisi de uykuyu isteğe bağlı bir şey olarak görmek yerine bir öncelik olarak zamanında yatıp zamanında kalkmalı.
Bu alışkanlıkların hiçbiri, anlaşılacağı üzere, tek başına hayatımızda bir değişikliğe neden olmayabilir belki; ancak bir araya geldiklerinde kişiye daha fazla enerjik bir hayat ve ayrıca sağlık istikrarını korumayı daha kolaylaştırır.
Unutulmamalı, iyi bir sağlık durumu genellikle tek bir büyük adımla değil, her gün farkına bile varmadığınız onlarca küçük kararla inşa edilir.
TÜRKİYE’DE SAĞLIKLI HAYAT
Türkiye, bir Akdeniz ülkesi ve sağlıklı Akdeniz diyetiyle bilinir.
Ancak Avrupa bölgesinde yüksek obezite oranına sahiptir.
Çünkü Türkiye’de insanların çoğunun asıl beslenme düzeni zeytinyağına ve yağlılara değil – Akdeniz usulü beslenme – ekmek tüketimine dayanır.
Bu ikilemin temelinde bölgesel coğrafya, kırsaldan kente göç ve şekerli gıda tüketimine yatmaktadır.
Zeytinyağı, taze sebze ve deniz ürünleri açısından zengin olan malum “Akdeniz diyeti” Türkiye’de bölgesel bir nitelik taşır.
Ege ve Akdeniz kıyı bölge ve şehirlerinde yaygın, İç ve Doğu Anadolu gibi bölgelerde yaşayan insanların mutfak gelenekleri ve görenekleri, beslenme düzeni büyük ölçüde kırmızı et, tereyağı, kuyruk yağı ve süt ürünlerine dayanır.
Türkiye’de bir kesim için zeytinyağı geçmişte ve şimdi pahalı bir ürün olmuş; günlük yemeklerde yerini genellikle daha ucuz olan ayçiçeği yağı veya margarin benzeri yağlar almıştır.
Hele ekmek, ana yemek ne olursa olsun neredeyse her öğüne eşlik eden temel bir gıda maddesi olarak görülür.
Kahvaltılarda genellikle tereyağı ve bal-reçel sürülmüş beyaz ekmek tercih edilirken; öğle ve akşam yemeklerinde ekmek, sulu yemeklerin suyuna bandır bandır yenilir.
Her kentin sokakları sabah veya akşam her daim simit ya da gevrek satan fırın veya satıcılarla dolu.
Ucuz, yüksek kalorili hamur işleri yapan gevrekçi ve fırınlarla dolu.
Türkiye, dünyada kişi başına en yüksek çay içilen ülke.
Siyah çay doğal haliyle kalorisiz olsa da geleneksel olarak çayı şekersiz içeni görmedim.
Küçük çay bardaklarının yanına bile bir ya da iki küp şeker atılarak servis edilir.
Sıradan bir ofis çalışanı veya esnaf günde on ila on beş bardak çay içebilir.
Türkiye baklavası ile ünlü, evet ama bu gibi zengin tatlılar hesaba katılmasa bile büyük miktarda rafine şeker tüketmiş olur.
KÖYDEN İNDİM ŞEHİR
Başka bir konu ise elli yılda milyonlarca insan tarım işleri ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köylerinden büyük şehirlere göç etti.
Bu insanların, aslen uzun süreli ve ağır fiziksel güç gerektiren tarım ve hayvancılık işlerini desteklemek üzere yüksek kalorili kırsal beslenme alışkanlıklarını modern ve hareketsiz şehir hayatına taşıdıkları biliniyor.
Geleneksel ve alışılmış bir yüksek karbonhidratlı ve yüksek şekerli beslenme türünün günlük fiziksel aktivitedeki azalışla birleşmesi, obezite oranlarının istikrarlı bir şekilde artmasına neden olduğu düşünülebilir.
Şişmanlığın panzehiri ve sağlıklı hayatın bir ilacı gibi idealize edilen Akdeniz usulü beslenme, hiçbir zaman millî bir norm olmamış, sadece kıyı bölgelerine mahsus bir istisna haline gelmiştir.
Bu beslenme tarzı; büyük ölçüde sebze, meyve ve tam tahılları, başlıca yağ kaynağı olarak zeytinyağını, diğer et türlerine kıyasla daha fazla deniz ürününü içermektedir.
Geleneksel Akdeniz diyetlerinin gerçekten de sağlıklı olduğu malum.
Ancak dikkate alınması gereken pek çok bağlamsal faktör de rol oynar.
Mesela, bu geleneksel Akdeniz diyetleriyle beslenen insanlar aynı zamanda bağ bahçe işleriyle uğraşır ve fiziksel çaba gerektiren işler yapar.
Uzun yürüyüşler yapar.
Dolayısıyla, eğer Akdeniz mutfağını seviyorsanız, devam!
Ancak sağlıklı bir beslenme düzeninin ve sağlıklı bir hayat tarzının bundan çok daha karmaşık olduğunu da unutmayın.
Next