Uzun bir süreden sonra bir akşam gittiğim Hasankeyf’te Eyyubi Mahallesi’nde gördüğüm ilk iş merkezi binasının manzarası korkunçtu. Zemin artı iki katlı binanın camları tuz-buz olmuş, koridorlar yosun tutmuş, merdivenlerdeki ot neredeyse diz boyunu bulmuş. Mükemmel bir bina daha açılmadan viraneye dönüşmüş.

Nerede o eski Hasankeyf… eski Hasankeyf’te karanlık çökünce ‘hayat’ başlardı. Gece yarısına kadar Dicle kıyısı cıvıl cıvıl olurdu. Rubap -kemençe çalan küçük çocuklar, yerel sanatçılar ve eski çarşıdaki dokuma tezgahları hayat verirdi antik kente. 

Iş Merkezi

DAHA AÇILMADAN DÖKÜLDÜ

Hasankeyf’in yeni yerleşim biriminde ilk iş merkezlerinden biri de Eyyubi Mahallesi’ndeki zemin artı iki katlı yapıdır.

İlk konutlarla birlikte yapımı tamamlanan Hasankeyf’in yeni yerleşim biriminin ortasındaki bina, halen Milli Emlak Müdürlüğü’nün sorumluluğunda. 

Resmi prosedür tamamlanmadığı için bina henüz Belediye’ye devredilmemiş.

Midyat taşlarından yapılan ‘iş merkezi’ dışardan bakıldığında mükemmel bir binayı andırıyor ama içi resmen dökülüyor.

İçeriye ayak basar basmaz binanın harabe hali insanın içini sızlatıyor.

Merdivenlerde çıkan ot diz boyunu bulmuş. 

İşyerlerinin camları tuz-buz olmuş.

Yine mükemmel binanın dış cephedeki taşları dökülmüş.

Binanın ikinci katındaki koridorlar yosun tutmuş.

4-5 Yıl önce yapımı tamamlanan o iş merkezi daha teslim edilmeden viraneye dönüşmüş.

Resmi prosedürün tamamlanmadığı  o bina daha açılmadan kaderine terk edilmiş.

Yazık, çok yazık o binaya…

TURİZM GÜZERGAHINDAKİ EKSİKLİK 

Batman Valiliği görevi döneminde eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, Hasankeyf için hep projelerden söz ederdi. 

Bir sohbetimizde Ala, şunları demişti;

“Baraj altında kalsa bile Hasankeyf kalesindeki Helenistik döneme ait her bir mağarayı turizme kazandırabiliriz. Bu mağaraların her birini bacasız fabrikaya dönüştürebiliriz.”

Şimdilerde Vali ve Belediye Başkanvekili Ekrem Canalp da Hasankeyf için farklı projeleri gündeme getiriyor. 

Hasankeyf’in aşağı şehri tamamen sular altında kaldı ama kale, dün olduğu gibi bugün de Dicle’ye komşu.

Uzun bir süredir Hasankeyf kalesinin ‘turizme’ kazandırılacağına dair projelerden söz ediliyor.

Yerli ve yabancı turistlere yönelik ‘gezi güzergahları’ vb gibi projeler, Şap Vadisi ve Yamaç Külliyesi’ne yönelik projeler de henüz hayata geçirilmedi. 

Yeni yerleşim birimindeki arkeopark alanın olduğu ve bazı tarihi eserlerin taşındığı o gezi güzergahındaki eksiklikler de ne yazık ki henüz giderilmiş değil.

Bölgenin en zengin müzesinin yapıldığı Hasankeyf, ne acı ki limanıyla ve tekne turlarıyla turizmden istediği payı da almış değil.

KARANLIK ÇÖKÜNCE ‘HAYAT’ DURUYOR

Çok değil, 5 yıl öncesine kadar Dicle Nehri’nin ortasından geçtiği o eski Hasankeyf bir başka güzeldi.

Hasankeyf, Batman’ın ‘Misafir’ odasıydı.

Dört mevsimde de tarihi ilçe cıvıl cıvıldı.

Hafta sonları, akşamları; yerli yabancı konukların soluğu aldığı Hasankeyf, gündüzleri kadar geceleri de hareketliydi.

Nehir kıyısında çardaklardan küçük rubap-kemençecilerin çalgı sesleri, yerli sanatçıların mini konserleri ve eski çarşıdaki dokuma tezgahlarından yükselen sesler, sessiz ve derin akan Dicle’ye ayrı bir güzellik katardı.

Batman-Hasankeyf karayolu gece yarısına kadar vızır vızır işlerdi.

Eski Hasankeyf, geceleri renkli geçerdi.

Şimdilerin Hasankeyf’te  karanlık çöktü mü adeta ‘hayat’ duruyor.

Baraj havzasındaki derin sularındaki o hareketli şehir ile şimdiki şehir arasında ‘uçurum’ var.

Sağlıkla kalın…