İlkel yaşam barınağını terk etmeyip çağdaş ve modern bir şekilde kararlıca yaşayarak, tarihi bugünümüze taşıyan Mehmet Tilki amcaya çok şey borçluyuz. Hafta sonu tarihin kalbinin attığı antik kent Hasankeyf’teydik. Tarihi ilçenin eski yerleşim yerinde baraj sularından etkilenmeyen tarihi yerler de var. 73 Yaşındaki Mehmet Tilki amcanın mağarası ise su altında kalmamış. 2000’li Yıllardan beri tanıdığımız Mehmet Tilki amcanın bir ayağı Adana’da, bir ayağı da sembol haline getirdiği mağarasında…

Ilısu Baraj Gölü’ne nazır, havadar yerdeki 4 katlı mağarayı terk etme gibi bir düşüncesi olmayan Mehmet Tilki’ye şu günlerde bir dokun bin ah işit misali adeta dert küpü. 5 Yıl öncesine kadar mağarasında elektriği ve suyu vardı ama son yıllarda elektrik kesilince her şeyden mahrum kalmış Mehmet Tilki amca. Aslında kesilen elektrik tarihe vurulmuş bir bıçaktır. Yetkililerin haklı nedenleri olabilme hakkını saklı tutarak; desteklenmesi gereken bu yerin mağdur edilmesi kabul edilemez. Bu konuda yetkililerin açıklamasını sayfalarımızda yayımlayacağımızı belirtmek isteriz.

HASANKEYF’LE ÖZDEŞLEŞEN İSİM

Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’te bu kez mağaraya konuk olduk.

Limanda da sohbet ettiğimiz Tekne Kooperatifi Başkanı Ali Can’ın, sonbahar mevsiminde turizmin nasıl gelişebileceğini yazmıştık; bir de Hasankeyf’te yaşanan eksiklikler…

Tekneyle yola çıktığımızda, eski çarşı sular altındaydı.

O güzergâhın üzerinden kalenin girişi olan Küçük Saray’ın önündeki limana vardık.

6 Ay önce tecrübeli deklanşör İrfan Tapan ile görüntülediğimiz Şap Vadisi’nin o müthiş manzarası ile şimdiki görüntü arasında flu kareler de vardı.

DSİ’nin yaptığı yapay göletteki suyun bir bölümü yosun tutmuştu.

Kültür-Turizm Bakanlığı’nın uzun süre o bölgenin işletmeciliğini Bakanlığa mı yoksa yerel yönetime mi devredeceği muammaya dönüşmüştü.

O yetki şimdilerde Bakanlığa verilmiş ama uzun süreli belirsizlik; Şap Vadisi’nin güzelim görüntüsünü etkilemişti.

Mevsimlik çiçekler solmuştu.

Yerli ve yabancı konukların dinlenebileceği oturma banklarının tahtaları da çürümeye yüz tutmuştu.

Bir de limandaki merdivenlerin korkuluk demirlerinin boyaları atmosfer koşullarına dayanamamış, yer yer kabarmış ve pul pul dökülmüştü.

Aslında Şap Vadisi’nde gördüklerimiz karşısında anlatacak daha çok şey vardı ama sözü, mağarayı terk etmeyen Mehmet Tilki amcaya verdik.

AHŞAP KÖPRÜDEN MAĞARAYA

Ahşap köprüden geçtiğimiz Yamaç Külliyesi; gezi güzergâhında yürüyüş yollarının kenarındaki geceyi gündüze çeviren projektörler, eski yerleşim birimindeki parkura ayrı bir parıltı kazandırmıştı.

Hasankeyf kalesine yakın mesafedeki Ali Ağa’nın konağı yer yer yıkılmıştı.

Su seviyesinin 20 metreye düşmesi, Süleyman Koç Külliyesi’ni de gün yüzüne çıkarmıştı.

Bir yandan Mehmet Tilki amcayla mağaradaki yaşamını konuşuyorduk, bir yandan da gözümüz o bölgedeki tarihi dokulara kilitlenmişti.

MAĞARA YAŞAMININ BİR PARÇASI

Mehmet Tilki amca, 14 yaşında terk ettiği Hasankeyf’e dönüş yapan ender insanlardan biri.

Adana-Ceyhan Belediyesi’nden emekli olduktan sonra yılın yarısını Adana’da, diğer yarısını da Hasankeyf’teki mağarasında geçiren Mehmet Tilki amca, bakın neler diyor:

“Bu 4 katlı mağaranın dili olsa da çocukluğumun geçtiği yılları anlatsa. Bakın 60 yıl önceki sayımda mağaramızın kapı numarası 140’tı. Şimdi ise 38. 5 Yıldır aralıksız uğraşlarıma rağmen mağaram elektriksiz. Hasankeyf’in kale bölgesine önemli yatırımlar yapıldı, Şap Vadisi turizme kazandırıldı. Eski Darphane’nin bulunduğu bölge geceleri aydınlatıldı, kale de geceleri ışıl ışıl ama nedense eski mağara bölgesinin görüleceği yer karanlıkta kalıyor. Mağaram, aydınlatma projektörlerine 100-150 metre mesafede ama ne yapıyorsam enerji verilmiyor buraya. Kaymakam beye gittim, talimat verdi, hâlâ enerji gelecek diye sabırsızlıkla bekliyorum. Oysa ben de burada bir mağara tarihini, kültürünü sembolize ederek yaşatıyorum.”

DÖRT KUŞAĞIN GEÇTİĞİ MAĞARA

Mehmet Tilki amca, tam bir Hasankeyf gönüllüsü.

Ailesi Adana’da ama o, mağaradaki yaşamını hiçbir şeye değişmiyor.

Tarih gönüllüsü olduğu kadar hayvan sevgisiyle de bilinen Mehmet Tilki amca, mağarada beslediği keklik ve güvercinlere de gözü gibi bakıyor.

Mağarasının bulunduğu bahçenin hemen dibindeki organik bir bahçeye hayat veren Mehmet Tilki amca, yerli ve yabancı turistlerin geçiş yaptığı o bölgede yetişen incir ve üzümü misafirlere tattırmadan bırakmıyor.

Hasankeyf’te binlerce yıl insanlara sığınak olan mağara yaşamını bugünlere taşıyor ve bu geleneğini yaşatmaya hayli kararlı görünen Tilki amcanın son isteği vardı bizden:

“4 Kuşak buradan geçti. Ben de o kuşağın son üyesi sayılırım. Yetkililerden bir ricam var; benim mağarama da elektrik versinler. Çünkü ben buranın sevdalısıyım. Şu anda Hasankeyf’te bir çoban dışında mağarada yaşayan tek kişiyim. Ne olursunuz, çamaşırlarımı yıkayacak, cep telefonumu ve ışıldağımı şarj edecek enerjiyi mağarama da ulaştırın.”

ONA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ

Tilki amcanın el birliğiyle desteklenmesi gereken bu isteği yakarır bir biçimde dile getirmesi kabul edilemez; o bir tarih bekçisidir.

Bizim onu orada tutmamız için ricacı olmamız gerekirken, onun çaresiz ricası bizi derinden üzdü. Hem mağaraların olduğu o bölgenin aydınlatılması hem de Mehmet Tilki amcanın evine elektrik verilmesi gerektiğini belirtmek isteriz.

Yukarıda yazdığımız gibi, yetkililerin cevabına sayfalarımızda yer vereceğimizin sözünü veriyoruz. Bu cevapla birlikte Mehmet amcaya müjdeli haberi de vermek isteriz.

Eminiz ki Tilki amcayı ziyaret ettiğinizde basit isteğini anlayıp ona hak vereceksiniz, çünkü tarihin huzurunu yaşayacaksınız orada.

Mehmet Tilki amca, organik incir ve meyvelerle sizi bekliyor…

Sağlıcakla kalın.