Kovid aşıları hayatımızın dönüm noktası.
Kovid aşı ile korunabilir bir hastalık.
Toplumda korku salan kovid,
farkındalıkta güç kaybetti.
Kovidi neredeyse bilmezden,
görmezden gelmeye başladık.
Oysa Koronovirüs kılıktan kılığa girdi.
Delta, omikron…
Kovid dalga dalga yayıldı.
Hastaneye başvurular arttı,
vaka sayıları inişli çıkışlı yüksek,
her gün ölümler çok
yurt sathında.
VİCDAN METRUK…
Aşı sonrası toplumsal tedbirler gevşetildi.
Kişisel tedbirler ön plana alındı.
Ancak gözlemde çoğu kişi
kovid tedbirlerini boş vermiş gibi.
Mesala: maske takılmadı,
Mesafeye uyulmadı.
Aşılanma istenilen hızda olmadı.
Ve kovid;
Nasıl olsa aşı oldum diyenlerle,
Koronovirüs’ten korkmam,
aşı da olmam diyenler arasında
hep oyunda kaldı.
Şimdi sorumluluk kişilerde.
Bu dönüm noktasında;
Kovid bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıktı,
bir vicdan/ahlak sorunu haline dönüştü.
“Vicdan metruk” ise akıl ne işe yarar.
“Gönüller hep mahzun” olur hissi uyandırdı
oyunun farkında olanlarda.
Kovid pozitifsem izole miyim,
Temaslı isem karantinada mıyım?
Ya hassas kişilere hastalık bulaşırsa,
hayatlarını kaybederlerse!
Vicdanımın ve gönlümün sesi ne der?
İşte bütün mesele bu.
NE GÜVENLİ?
Koronavirüsün yayılmasını yavaşlatmak elimizde.
Peki ne yapmalı?
Öncelikle; Neyin güvenli olduğuna değil,
neye izin verildiğine odaklanmalı.
Özellikle yaşlıları bunaltan,
hayatımızı altüst eden,
sosyal ve ekonomik hayatı kilitleyen
karantina günlerinden sonra
şimdi daha özgürüz.
Evimize bir temizlikçi gelmesi,
Misafir günleri düzenleme,
Arkadaşlarla buluşma hem ruhumuza iyi,
hem de sosyal ekonomik hayata katkı.
Bu durum tamamen güvende olduğumuz
anlamı taşımaz.
En büyük sorun
bir ortamda karşılaştığımız dostlarla,
başka bir ortamda buluştuğumuz dostlar arasındaki
bağlantı noktalarını birleştirmemek.
Virüsün insandan insana hava yolu ile
bulaştığını boş vermişlikle.
Gençler akranları ile buluşabiliyorlar.
Her biri kendini yüksek risk altında görmeden.
Sonra eve dönüp,
belki de dedeleri ve
nineleri ile karşılaşacaklar.
Özlem giderecekler,
ruhsal iyilik hali oluşacak.
Hadi diyelim nine ve dedeler ziyaret edilmedi.
Gençler anne ve babaları ile buluştu.
Ebeveynler anne ve babası ile görüşmesin mi?
İşte kısır döngü burada başlıyor.
Sonuçta; neyin güvenli olduğuna değil,
Neye izin verildiğine odaklanmalıyız.
“BEN DİKKATLİYİM” DİYENLER…
Tüm tedbirlere uyarım,
Öksürüğüm “gıcık” deyip,
Size güvence veren arkadaşlar ve
başkalarına dikkat!
Pek çok insan hastalık belirtilerini ifşa etmiyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde
yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırma:
İnsanların dörtte birinin
sosyal mesafe uygulamaları
hakkında yalan söylediği,
Kovid olanların da üçte birinin ise
başkaları tarafından sorulduğunda
hastalık belirtileri olduğunu reddettikleri bildirildi.
VİRÜSLÜ HAVAYI SOLUMAK
Hepimiz biliriz ve duyarız;
sarımsak yiyen bir kişinin nefes kokusunu,
alkol alan birinin ağız kokusunu,
ya da sigara tiryakisinin nikotin kokusunu.
Bu durumda ya uzaklaşırız,
Aynı ortamda isek havalandırırız mesela.
Ya kişi koronavirüs taşıyorsa
kokusunu duyabilir miyiz?
Asla!
Uzun süre sosyal mesafeyi korumadan,
tedbirleri uymadan
nefes alıp veririz.
Hiç farkında olmadan virüsü soluduk gitti.
Bu durumda mümkünse kapalı ortamlar
Daha sık havalandırılmalı,
Havalandırma konusunda daha dikkatli olmalı.
Varsa Virüs yoğunluğu düşürülmeli.
Başka çare yok.
Yoksa ortamda bulunan insanlar üzerinde
bağışıklık durumuna göre
Koronovirüs’ün etkileri kaçınılmaz olur.
Next