Önceki gün Karşıyaka Mahallesi’nin Bostan Caddesi’nde yapılmış ve yapılan çalışmaları gözlemek için yaklaşık 2,5 kilometrelik mesafenin büyük bölümünü yürüdüm. Yol düzenleme, kaldırım ve yeşil alanları görünce birden ilçenin 1980’li ve İl’in de 1990’lı yıllarının başına gittim. Geçmişte o dere, derme-çatma köprülerin sel taşkınlıklarında lego gibi etrafa savrulduğu günleri hatırlayınca o eski günler film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Hey gidi günler…

Hep yazıyoruz, şehrin karşı yakası ile İluh çevresi hizmetten yoksun kaldı diye. Habip Başkan Parkı’ndan İrmi Mahallesi’ne doğru yürürken, 2006 sel felaketinde gördüğüm içler acısı manzara karşısında içim sızlamıştı. Dere kenarında şiddetli yağıştan kaçarken İluh Deresi’ne bitişik tek odalı eve kapanan Kanat ailesinden 3 kardeşin cansız bedeninin sabaha karşı çamur içinde çıkarılışını hatırlayınca o acıyı bir kez daha yaşadım…

O DEREDE UNUTAMADIKLARIM

Her yılın Eylül ve Ekim ayları geldi mi nedense hep bu şehri ikiye ayıran şehrin 9 mahallesinin olduğu İluh Deresi gelir aklıma.

2006 yılının Ekim ayının son günü ile 1 Kasım tarihi hep belleğimdeki yerini koruyor.

O iki gün Batman’ın korkulu günüydü.

Yaklaşık 20 yıl öncesiydi.

Şimdiki gibi meteorolojinin hava tahmin raporunun bilgilendirmeye yönelik bir çalışması yoktu ve akşam karanlığında, İluh Deresi’nin çevresinden gelen yağmur sularıyla dolup taştığı bilgisi gelmişti bize.

Gazetenin 1. sayfasını yayına hazır hale getirmek üzereydik.

O bölgeden hiç de iyi haberler gelmiyordu.

Şehrin karşı yakasını etkisi altına alan şiddetli yağış, DDY Garı ile TPAO Batman Bölge Müdürlüğü’nün giriş kapısına kadar gelmişti.

Şehrin karşı yakasından haber almak ve ulaşmak imkânsız gibi bir şeydi.

Ama o yıkıcı manzarayı göstermeye kararlıydım.

O dönemde de muhabir arkadaşımız Reşat Yiğiz ile karşı yakanın o eski köprüsüne gittiğimizde ulaşım yoktu.

Bağlar Mahallesi’nden Beşevler’e, oradan 19 Mayıs Mahallesi’ne ulaştığımızda dereden uğultu dolu sesler geliyordu.

Birçok semt sakini arabasına binip, şehrin karşı yakasındaki 9 mahalleden kaçışın hazırlığını yapıyordu.

FELAKET GECE YARISI GELMİŞTİ

O gece sabaha kadar uyumamıştık.

İluh Deresi çevresindeki evlerin zemin katı tamamen su dolmuştu.

Sel suları cadde ve sokaklara tonlarca çamur akıtmıştı.

Acının ilk adresi şimdilerde Habip Başkan Parkı’nın olduğu bölgeydi.

Gazeteci arkadaşımız Reşat Yiğiz ile saatler 03.00’ü gösterdiğinde üstü açık bir araçta belimize kadar gelen suyun içindeydik.

Yıkılan tek katlı evin ihata duvarının dibinde Kanat ailesinden 3 çocuğun cansız bedenlerini çıkardıklarında adeta kanımız donmuştu.

3 kardeş de el ele tutuşmuş vaziyetteydi.

Yarı çamur içindeki çocuklar için her şey çok geçti artık.

Sel suları Kanat kardeşlerin yanı sıra iki ikiz kardeşi daha ailelerinden koparmıştı.

Toplam 11 canı aramızdan almıştı o sel felaketi.

O dere kenarı sadece 11 can almakla yetinmemişti.

Binlerce kişiyi evinden de etmişti.

Batman’ın kanayan yarası İluh, 2 yıl önce de aynı aileden 4 kişiyi daha aramızdan almıştı.

İlçe döneminde de sel felaketinin çevresine verdiği tahribatı burada bir daha yazmanın anlamı yok.

Dün o bölgeden geçince hep o acı hikâyeleri düşündüm.

Karşıyaka semtinde yıllarca oturan Bahattin Önal, Süleyman Demirel ve Hüseyin Özalp ile sohbetimiz oldu.

Bostan Caddesi’nde ilk kez kaldırım, yeşil alan ve yol düzenleme çalışmasıyla buluşmasından onlar da memnundu.

Düşünün dereye komşu en eski mahallelerden olan Karşıyaka’nın sokaklarına imarsız yapılaşma uygulanmış.

Ancak belediyenin kentsel dönüşüm kapsamına aldığı o mahalleyi biraz olsun kendine getirmiş.

Şehrin karşı yakasının hizmeti hak ettiğini daha önce de söylemiştik.

Yeni köprülerin girişinde kaldırım düzenleme ve yolun daha da genişletilmesini istiyorlardı.

Sohbet ettiğimiz o simalardan, dere kenarında insanların yaşadıkları acı hayat hikâyelerini de dinledik.

Bostan Caddesi’ndeki çalışmalarda görev alan bazı dostlarla da sohbet ettik.

Çocukluklarında Batman Çağdaş’ın dağıtıcılığını yapan gençlerle de o eski günlere yolculuk yaptık.

Kimi kamyon sürücüsü olmuş, kimi kaynakçı…

30-40 yıl önce şehrin karşı yakasındaki bazı simalar, Çağdaş ile olan çocukluk yıllarını da anlatınca bir hayli duygulandık.

Bir okurumuz hemen, telefonunun ekranından ilk okuduğu gazetenin Çağdaş olduğunu bize gösteriyordu.

O güzergahta çalışan işçilere çay ikramı yapan bazı semt sakinleri, o kadar mutluydular ki yüz ifadeleri her şeyi anlatıyordu.

Şehrin karşı yakasında geçmişten günümüze ilginç hikâyeleri de dinledik ama bu şehrin karşı yakasındaki yeni çalışmalar biraz olsun yürek de ısıtmış.

Akşam gün batımıydı.

Tuttuğumuz birkaç not daha vardı.

Yazımın başında da bahsettiğim gibi, o derenin kenarında yıllar önce yaşadığım ilginç ve de unutamadığım acıları bir kez daha bazı semt sakinleriyle paylaştık.

O şehrin karşı yakasında oturanların da hizmeti ne kadar hak ettikleri, hizmetle ne kadar mutlu olduklarına tanıklık yaptık.

Bugün de acı ve sevinci harmanlayarak sizlerle birlikte olduk.