Kırsala çıktığımızda köy ve mezralarda gördüğümüz eski konut mimarisinin de kaybolduğunu görüyoruz. Gayrimüslimlerin yıllar önce bölgenin şartlarına göre yaptıkları taş ve kerpiçten yapılar karşımızda yok artık. Hatta kayalıkların içindeki mağara tipi evler de tarihe karıştı diyebiliriz...

Yıllar önce doğal kayalar haricinde taş, toprak ve ahşabın kullanıldığı Batman'ın kırsalındaki o yapıların çoğu harabeye dönüştü. Azınlık toplumun kaldığı köylerdeki o eski yapılar bir bir tarihe karıştı diyebiliriz. Bir zamanlar Batman'ın Beşiri Ovası’nda birçok köyleri olan Ezidi toplumunun konut mimarisi de kalmadı ne yazık ki...

HAYRANLIK UYANDIRAN YAPILARDI

Her çağ kendi değerlerini, kültürünü, gelenek ve görenekleri yaratır.

Binalar, yollar, köprüler ve bu mimarı yapılar bu faktörlerin ışığında gelişir, yapılır.

Her halkın, her topluluğun kendine has özellikleri vardır.

Mimarisi de kendine özgü olarak hayata geçiyor.

Bizim coğrafyada yukarıdaki faktörlerle paralel olarak evler, konaklar ve kendine has mimari yapı oluştu.

Genelde ülkede, özelde de bizim bölgede yapı ustaları, gayrimüslimlerden oluşuyordu. Öyle ki bu ustalar o kadar incelikli bir sanat icra ediyorlardı ki; hiç kimse onlara müdahale etmiyor ve yaptıkları eserleri olduğu gibi hayranlıkla kabul ediyorlardı.

Özellikle kesme taşlardan yaptıkları evler; konaklar, ibadethaneler büyük bir hayranlık uyandırıyordu.

Durum böyle olunca bu büyük ustalar, kendi yaptıkları eserlerle bölgeye özgü bir mimarı yarattılar.

Tabi bölge insanımız da yukarıda belirttiğimiz kriterlerle kendi mimarı yapısını oluşturdu. Kerpiç binalar, hatta konaklar inşa ettiler. Böylelikle insanlar kendi çağlarının mimari yapıları arasında, kendilerinden izler bırakarak dolaştılar.

ESKİ KONAKLARI KORUYAMADIK

Zaman zaman soluğu kırsalda aldığımızda; ilginç bir manzara karşımıza çıkıyor.

30-40 Yıl öncesi gördüğümüz ev ve yapılar karşımızda yok.

Köylerdeki eski konut mimarisinin yerini yeni villa ve beton tipi evler aldı.

O eski konut mimarisi hızla değişti.

Kültürel değişimler ister istemez konut mimarisine de yansıyor.

Yıllar öncesinde özellikle Beşiri ilçesinin ovasında yaşayan Ezidi toplumunun yaşamını sürdürdüğü evlerde; eski konut mimarisi tarihe karıştı.

Son süreçle birlikte Almanya'dan köylerine dönüş yapan Ezidi toplumu bile yıllarca yaşamlarını sürdürdüğü Avrupa ülkelerindeki villa tarzını tercih ediyor.

Beşiri ilçesinin birçok köyünde artık villa tarzı evler var.

Batman’ın Beşiri ilçesine bağlı Çınera, Hamduna, Faqîrê, Qurûh, Hîcrî, Şimzê ve yine bu köye bağlı Onbaşı mezrasına yolunuz düştüğünde Ezidi toplumunun konut mimarisi dikkat çekerdi.

Batman merkeze bağlı Yolveren (Çınera) köyünde eski konut mimarisi 5 yılda tamamen değişti.

Köyün eski yerleşim birimi mağaradaydı.

O dönemler köy sakinleri besiciliği tercih ederdi.

Genelde konaklar mağara üzerine kuruluydu.

Mağara konutların zemini ise besicilerin hayvan barınağıydı.

O eski mağaralar işlevini yitirdi.

‘Kasır-konak’ dediğimiz o eski yapılar ilgisizlikten yıkıldı.

Yerlerine yapılan yapılar Almanya'daki yapılardan farksız değil.

YOLVEREN’İN ÖZELLİĞİ

Bir zamanlar Yolveren, diğer adıyla ‘Çınêra’ olarak bilinen Batman'a en yakın köyde bir dönemler alt katlar büyükbaş hayvanlar ve erzaklar için kullanılırdı. Üst katlarda ise barınma amaçlı eski konaklar 1 salon ve 2 odadan oluşuyordu.

Kasır-konaklara nereden bakarsanız, 100-150 yıllık geçmişi var.

Yolveren köyünün dört bir yanını dolaşın, eski kasırlar yok artık.

Kerpiçten eski konakların avluları vardı.

Tahtadan merdivenle damlara çıkılır ve yaz mevsiminde vatandaşlar damlardaki tahtlarda uyumayı tercih ederdi.

Tabii dünden bugüne çok şey değişti.

Yolveren-Çınêra'da yemeklerin pişirildiği ocaklara ‘Tifik’ denilirdi.

Ekmekler ise ‘Tenur’ olarak bildiğimiz tandırlarda pişirilirdi.

O eski yapıların kapı ve pencereleri arazinin konumuna göre açılır ve kapanırdı.

Dedik ya… Dünden bugüne çok şey değişti.

Eski yapılar, tipik Ortadoğu’daki yapıların benzeriydi.

Midyat taşından kesme taşlar, kerpiç ve harç malzemesi olarak ‘toprak ve kil’e benzer bir malzeme olan ‘cis’ sıvasıyla sağlam bir hale getirilirdi.

Rivayetlere göre; özellikle Ezidi toplumu daha çok duvarlara altın, gümüş gibi değerli eşyaları koymak için topraktan yaptığı küpler bırakılırdı. Yerini sadece konut sahipleri bilirdi. Tabii bunlar da köylerde birer efsane.

Duvarın içinde küplerin izlerinin olduğunu fark eden defineciler, geçmişteki o kasır ve konaklardaki duvarları da yerle bir etti.

Son 40 yılda hızla değişen mimari, yapı eski konut mimarisini de ortadan kaldırdı...

Eskiden yapılarda ahşap ve demir doğramalar kullanılırdı.

Tavan döşemelerde ahşap yatay taşıyıcılar vardı.

O taşıyıcıların üzerine tahta bırakılırdı.

‘Kaplama’ malzemesi olarak kullanılan tahtaların üzerine naylon, bildiğimiz su geçirmez malzeme kullanılırdı.

Toprak ve saman karışımından olan kaplama malzemesi o ahşap yapılara ayrı bir estetik-görünüm kazandırırdı.

Ve kış mevsimi gelince bina damı akmasın diye ‘gendor’ dediğimiz bir aletle yapıların tavan kısmı sağlamlaştırılırdı.

Taş-topraktan yapılan konak ve eski yapıları bir bir kaybettik.

Bu ev mimarisi sadece Ezidi toplumun değildi.

Çevre köyler de benzer yapıları tercih ederdi ama dedik ya teknoloji çok şeyi değiştirdi.

Köylerin genelinde şimdilerde ‘villa tarzı’ yapılar var.

Günümüzün ihtiyaçlarına göre; artık o eski kerpiç konak ve kasırların yerine betonarme sistemde evler inşa edildi.

Bildiğimiz ve hatta çocukluğumuzun geçtiği o kerpiç evler mazide kaldı artık.

BİNAYI İNSANA UYDURAN TASARIMLAR

Günümüze bakıldığında insan ve mimari arasında hiçbir bağ olmadığı görülmekte.

Çünkü modern bina adı altında ne idüğü belirsiz ve hiçbir şekilde insanla ilgisi olmayan binalar yükselmekte.

Önceleri binaları insana uyduran bir anlayış hakimdi ama bugün tam tersi insanı binaya uyduran bir anlayış hakim.

Eski yapıların hunharca yıkılıp atılması bir bakımdan insanı geçmişinin de yıkılıp atılmasıdır.

Yeni yapılarda yapılan metrekare hesabı, tamamıyla insanı dışarıda tutan bir anlayıştır.

Tüm dünyada eski eserlerin göz nuru gibi korunduğunu ama ülkemizde ve bölgemizde hunharca yıkılıp yerine ‘modern’ diye son derece sevimsiz ve soğuk binaların yapılması çok üzücü.

Mimari doku yüzyıllardan beri süzülüp gelen bir olgudur.

Bu dokunun yok olması havada sallanan köksüz binaların artması demektir.

Binayı insana uyduran tasarımların artması dileğiyle.

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın.