Yine yolum Hasankeyf’e düştü.
Tanık olduğum durumlar nedeniyle yine bu güzelim antik kent adına üzüntüye kapıldım…
Hasankeyf gibi bir değerin sahipsizliğine yandım…
Aşırı sıcaklardan bunalınca Hasankeyf’i ziyaret etmek istedim. 
KARAYOLU AYIBI…
Ülkenin neredeyse tüm karayolları duble yollara kavuşmuşken, Hasankeyf gibi dünyanın sayılı antik kentine giden yoldan geçerken yine utandım…
Bu kentin sahipsizliğinden utandım…
Meymuniye boğazından geçerken duble yol çalışmalarını gözlemledim…
Doğrusunu söylemek gerekirse oradaki çalışmalara sevindim. “Hele şükür nihayet Karayolları harekete geçti” diye kendi kendime konuştum…
Mevcut tek şeritli yolda kullanılan asfalt gerçeğine bir süre önce dikkat çekmiş ve eleştirilerde bulunmuştum. 
Bazı köylerin ücra dağ yolları bile ‘beton asfalt’ ile buluşurken, ülkeye önemli hizmetler vermiş T.C. Karayolları’nın antik kente yönelik üvey evlat politikasını eleştirmiştim…
Maalesef Hasankeyf karayolu hala tek şerit ve berbat asfaltla kaplı. Batman Çağdaş gazetesinde yer alan haberi bir eleştiri olsun diye yine Karayolları yetkililerine sunuyorum: “Yollarda asfalt değil, mıcır taşları var!’ başlıklı habere bakalım: ‘Batman-Kozluk karayolunun ardından Batman-Hasankeyf yol güzergahının da Rotmix asfalt zeminine dönüştürülen Karayolları, sürücülerden tepkisine neden oldu. Ceviz büyüklüğündeki mıcır taşların araç camlarını tuz-buz ettiğini söyleyen sürücüler; ‘Böyle asfalt serimi mi olur? Yollar beton asfaltla kaplanacağına köy yollarından daha beter hale getiriliyor’ diyorlar. Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün, Batman-Hasankeyf yol güzergahının bir bölümünü mıcır taşlarıyla asfaltlaması sürücüleri görünmez kazalarla karşı karşıya getiriyor. Ceviz büyüklüğündeki mıcır taşlarının araçların camlarını tuz-buz ettiğini belirten sürücüler; ‘Daha önce beton asfaltla kaplanan yollara şimdi de Rotmix asfalt seriliyor. Köy yolları bile bu yoldan daha güvenli. Ceviz büyüklüğündeki mıcır taşları kazalara davetiye çıkarıyor. Taşlar yüzünden araçlarda cam kalmıyor. Neden yollara eski asfalt serimi yapılmıyor’ dediler. Karayollarının çevre yolları ile şehirlerarası yollara uyguladığı beton asfalt serimi yerine son dönemlerde daha çok Rotmix denilen mıcır taşıyla asfalt döktüğünü belirten araç sürücüleri, şunları söylediler; ‘Yolların kalite olarak standartlarda olması gerekirken, maalesef son dönemlerde yollara dökülen asfaltın üzerine bir de mıcır taşları bırakılıyor. Taşlar yerine oturmadan trafiğe açılan yol güzergahında yüzlerce aracın camları zarar görüyor. Göz göre göre Karayolları tehlikelere davetiye çıkarıyor.”
Nedendir bilinmez, makul ve yapıcı haber ve yorumlara ilgililer cevap vermez. Susarak yapılan eleştirileri geçiştirmek isteyenlere daha çok tepki gösteriyorum…
Nedeni de şu; kamuoyu adına eleştiriler yapılıyor. İlgililer susarak kamuoyunu hiçe sayıyorlar…
Söz konusu yazımın sonunda bu gerçeğe dikkat çekerek, Karayolları yetkililerini açıklama yapmaya davet etmiştim. 
Batman’ın neden karayolları hizmetleri açısından üvey evlat muamelesi gördüğünü sorgulayan yazımın son cümlelerini bir kere daha hatırlatmak istiyorum: 
‘Evet, bu eleştirilerin arkasındayım. Linkini verdiğim iki günlük yazıma ilgililer cevap verme gereği duymadılar. Batman Çağdaş’taki habere de cevap verilmedi. Susmak çare değildir. Hasankeyf karayolu yol ayıbı ve karayollarımızın diğer kentlere göre sahipsizliği konusunda bir açıklama yapmak zorundasınız. Bu kente karşı sorumluluk sahibi olan seçilmişler ve atanmışları duyarlı olmaya davet ediyorum.’
http://www.batmancagdas.com/hasankeyf-karayolu-ayibi-makale…
Umarım bir açıklama yaparlar. Cevap hakkına saygılı olduğum malumunuzdur. Söz konusu yazımdaki eleştirilere isterlerse hizmetlerini de anlatacak uzun bir cevap yazsınlar, inşallah köşemde virgülüne kadar yer vereceğim.
Hasankeyf’e giderken Meymuniye boğazı çıkışından yeni Hasankeyf yerleşkesine kadarki alandan beyaz dumanların yükseldiğini gözlemledim. Ilısu Barajı su tutmaya başladığında, sular altında kalmayacak yeni yol yapılmış, ancak asfaltlanmamış olduğundan beyaz toz ve dumanlar yükselmekteydi.
HASANKEYF KÖPRÜSÜ AYIBI!..
Antik kentimiz Hasankeyf’te minibüsten indiğimde hiçbir canlılığa tanık olmadım. 
Adeta hiçbir yerli ve yabancı turist/ziyaretçi yoktu diyebilirim…
Çardaklardaki esnaflar adeta sinek avlıyordu. Geçmişte çardaklarda oturulacak yer bulamadığımız dönemleri hatırlıyorum. 
Şimdilerde ise Hasankeyf’in keyfi gerçekten kaçmış durumda…
Sahipsizlik en önemli nedendir diye düşünüyorum.
Eğer Hasankeyf’e gelen konukların özellikle ziyaret edip, üzerinden geçtiği ve Dicle’nin şırıltısını dinlemeye çalıştığı köprü sahipsiz ise, antik kente kim gelecek ki?..
Köprüden yaya olarak karşıya geçerken tanık olduğum bir durum karşısında gerçekten son derece üzüldüm…
Artukluların yaptığı köprüden söz etmiyorum. Zira tarihi köprünün sadece sütunları kalmış. Taş yapıtlı köprü sütunları restore ediliyordu.
Bahsettiğim yeni köprü…
Midyat, Mardin, Gercüş araçlarının üzerinden geçtiği İpek Yolu/Uluslararası yol üzerindeki köprünün hazin durumuna üzüldüm. 
Köprünün dar olması, yayalar için tehlike unsuru. İki araç yan yana geçtiğinde yayalar çok dar olan küçük kaldırıma çıkmak zorunda kalıyorlar ki o da risklidir. Bir seyir terası gibi yaya yürüyüş bandı eklenemez mi?
Asıl tepki gösterdiğim ve kahredici bulduğum, üzüntü kaynağım ise köprünün paslanmış korkuluklarıydı…
O köprünün korkuluklarının içler acısı halini Hasankeyf’ime yakıştırmıyorum…
Paslanmış korkuluklara güzel bir boya çekilemez mi? 
Hasankeyf Belediyesi köprüden sorumlu değilmiş son günlere kadar. Öyle olsa bile bu korkulukları boyatmalıydılar. 
Hasankeyf Kaymakamlığı ve Hasankeyf Belediyesi bu yazımdan sonra hemen harekete geçmeli ve korkulukları boyatmalıdır. Köprüyü ışıklandırmalarını da bekliyorum…
Şayet bir hafta içerisinde Hasankeyf Köprüsünün korkulukları boyatılmaz ve o pis pas ayıbına son verilmezse, Batman Çevre Gönüllüleri Derneği yönetimini göreve çağırıyorum. Ücret mukabilinde o korkulukları inşallah boyatacaklardır…
Duyarlılığım inşallah sürecektir. Keyfi kaçmamış Hasankeyf dileğimle.