Hanefi avcı, çocukluk dönemi dışındaki tüm yaşamını polis teşkilatı içerisinde geçirmiş İl Emniyet Müdürlüğüne getirilmiş bir polis. Eskişehir İl Emniyet Müdürü iken yazdığı ünlü “…Haliçteki simonlar …” kitabı nedeniyle yapılan tartışmalar sürerken ilginç bir şekilde tutuklandı. Tutuklanmadan önce yaptığı basın açıklamasında tutuklanacağını bildiğini söyledi. Bu durumda ya tutuklanacağını öğrenince böyle sansasyonel bir girişimde bulundu ya da kendi idealleri uğruna kendisini feda etmeyi ya da tutuklatmayı göze aldı. Gerçeğin ne olduğunu kısa bir süre sonra öğrenmek mümkün olacak.
İlginç olan olgu ise meslek yaşamı boyunca hep sol örgütlerle mücadele eden Avcı’nın sol bir örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesi ile tutuklanmasıdır. Avcı,”Devrimci Karargâh Örgütü'”ne yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Kararı görmeden yorumda bulunmamak lazım ancak yargı mekanizmasının vicdanlarda yarattığı imajın ne durumda olduğunun öğrenilmesi açısından bir araştırma yapılmasının yerinde olacağı kanaatindeyiz. Gerek tutuklamaların biçimi gerekse süresi ve yöntemleri güven zedeleyici bir duruma dönüşmektedir. Bu konuya hassasiyet gösterilmesi yerinde olacaktır.
DÜŞÜNMEKTEN KORKMAMAK LAZIM
Demokratik, hukuk devleti olma iddiasında bulunuyorsak insanlarımızın düşüncelerinden korkmamamız gerekir. İnsanlar düşüncelerini bir şekilde açıklamaya kalkıştıklarında kendilerini cezaevlerinde buluyorlarsa o zaman ya düşünemeyecekler ya da yer altına girmeye yönelecekler.
Ülke gidişatı ile ilgili olarak kitap yazan Emniyet Müdürünü Terörle mücadele yasaları kapsamında tutuklarsanız,
Siyasi konuşma yaptı diye Belediye Başkanlarını terörle mücadele yasaları kapsamında tutuklarsanız,
Silahlı mücadele yöntemi yerine siyaset yapmaya davet edilenlerin siyaset yapmalarını engelleme yöntemi olarak terörle mücadele yasaları kapsamında tutuklamalar gerçekleştirirseniz,
Kıpırdayan her kesime bir terör yaftası yapıştırıp onları içeri tıkarsanız ve yargılama süresini de makulün üzerinde uzun tutarsanız size olan güvenin azalmasına neden olursunuz.
Şiddet içermediği sürece herkesin düşüncesini açıklama hürriyetinin olmasını istiyorsak eğer mevcut durumu nasıl yorumlamamız gerektiğini birileri açıklarsa seviniriz.
Düşünce ve yazım alanında durum buyken başka alanlarda da faaliyetler sürüyor tabi. Mardin Kızıltepe de 2003 yılında 28 kişinin 12 yaşındaki N.Ç’ye tecavüz etmesi nedeniyle açılan dava 7 yıl aradan sonra sonuçlandı.
Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde 2003 yılında 12 yaşında olan N.Ç. 28 kişinin tecavüzüne uğramıştı. N.Ç.’nin ailesinin şikâyeti üzerine tecavüzle ilgili aralarında yüzbaşı, kaymakamlık yazı işleri müdürü, ilköğretim okulu müdür yardımcısı ve mahalle muhtarının da bulunduğu 32 sanık hakkında dava açılmıştı. Sanık ve N.Ç.’nin avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti kısa bir aranın ardından, 28 erkek sanığı 20 ay ila 6 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırdı.
Bu konuda kıyaslama doğru olarak görünmeye bilir ama 12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edenlere 20 ay ceza verilirken, siyaset mekanizması ile alakadar olanlar bu kadar süreyi yargılanmadan cezaevlerinde geçiriyor.
Bu durum düşünenleri rahatsız etmez mi?