İnsanlar mantıkları ile diğer canlılardan ayrılmaktaysa da bu duygusal yönlerinin ağır basmayacağı anlamına gelmez. Yani kestirmeden söylersek insanoğlu mantıklı olduğu kadar duygusaldır da.
Beşeri ilişkilerde karşılıklı saygı ve sevgi temel unsuru oluşturur. Eğer ilişkilerde karşılıklı saygı ve sevgi olmazsa işler artık resmidir ve zorunlu olmadıkça geliştirilmez. Bu nedenle belirlenmiş kurallara dayalı eylemsellikler resmiyet olarak nitelendirilir.
Toplumsal ilişkilerde zaman zaman kırılmalar olursa da bunların sıcağı sıcağına hal edilmesi gerekir ve durum düzeltilmelidir. Bu her zaman mümkün olabilir mi?
Hayır.
İlişkilerde duygusal kırılmalar yaşandığında öncelikle bireyler veya toplumlar birbirlerinden uzaklaşırlar. İlişkileri en az seviyeye geriler ve bir birleri ile diyalog kurmazlar. Ardından önyargılar devreye girer ve insanlar gittikçe artık mantıkları ile değil daha çok duyguları ile birbirleri hakkında karar vermeye başlarlar. Durum öyle bir seviyeye gelir ki artık bir damla suda kıyametler koparmak olasıdır.
Bu kopuşların en tehlikeli olanı ise sevgiye dayalı olan ilişkilerde ihanetin ortaya çıkmasıdır. Güvendiğiniz, sevdiğiniz ya da toplumsal deyişle sırtınızı dayadığınız insanlardan, toplumlardan ihanet gördüğünüzde yaşayacağınız sarsıntı elbette en tehlikeli olanıdır.
Bu durum çok kötü bir kopuş meydana getirir ki bu toplumsal ilişkilerin kan bağına dayandığı toplumlarda uzun süreli bir diyalogsuzluk ve düşmanlık duygularını ortaya çıkarır.
Bundan yıllarca önce bu topraklar üzerinde yaşayan değişik ırk ve inanca tabi insanlarımız vardı. O zamanlar el altından ve üstünden uygulanan politikalar sayesinde bu insanları topraklarından, toplumlarından, beslenme kaynaklarından koparmış olduk. Ve sonuçta onlarda bizi terk etmek zorunda kaldı. Şehmus Diken “Gittiler işte” diyerek sitemini dile getiren yazarlarımızdandır. Ardından onları gördüğümüzde çok sevinerek “Buradaydılar” dedik. Yanlış hatırlamıyorsam bir Kızılderili atasözüydü;”dedelerin yaptıklarının cezasını torunlar çeker” diyordu. Söz tama olarak böyle değilse de aynı manaya geliyordu. Bizler şimdi dedelerimiz zamanında yapılan/ yaptırılan hataların cezasını çekmiyorsak bile acısını çekiyoruz. İttihat ve Terakki mantığının Alman modeli ile bu topraklarda çeteleşmeler ve inanç devreye sokularak farklılıklar yok edildi. Farklılıkların yok edilmesi için cezaevlerinde bulunan katiller serbest bırakılarak çeteleştirildi ve insanların üzerine salındı. Kimse kusura bakmasın bunlar bizim gerçeklerimiz ve toplumsal vicdanımızı sorgulamamız gerekir. Kimse bizden daha fazla bu topraklara, değerlere ve insanlara sadık değildir. Kimsenin sevgisi de bizim sevgimiz kadar büyük değildir. Ama bizler eğer hataları görmez ve pişkinliğe devam edersek gerçeklerle torunlarımız yüzleşmek zorunda kalır.
Bu ihanetler zinciri sadece farklılıklar arasında olmamıştır. Aynı ırktan ve inançtan olanlar arasında da yaşanmıştır. Zamanın birinde Hakkâri beyi ile Cizira Bota miri arasında çok sıkı ilişkiler yaşanmaktaymış. Her iki lider de birbirlerini sever sayar ve itimat ederlermiş. Ancak geleneksel hastalık olan Beko’luk hiç boş durmamış. Ne yapıp edip onları birbirlerine düşürmeye karar vermişler. Botan Mirini kandırıp veya ikna edip Hakkari Beyine saldırtmaya yöneltmişler. Ancak durum vahim olduğu kadar tehlikelidir de Hakkari beyini güçleri ile baş etmek mümkün değildir, yanlış bir saldırı Botan Miri’nin sonunu getirecektir. Danışmanları hiç boş durmamış araştırmaya başlamışlar. Sonunda yöntem ve saldırı zamanı belirlenmiş. Hakkari Beyliğinde “Çarşema sor” kutlamaları yapılmaktaymış. Bu bayramda askerlerin tamamı eğlenir ve nöbet yerlerini terk ederler ya da bayram kutlamaları nedeniyle işlerini gevşetirlermiş. Bu günün gecesinde yapılacak saldırı etkili olur demişler. Karar alınmış ve Çarşema sor zamanında saldırı gerçekleştirilmiş. Hakkâri Beyi hiç beklemediği hele hele dostu olarak bildiği Cizira Botan Mirinden hiç beklemediği bu saldırı karşısında oldukça büyük kayıplar vererek geri çekilir. Bu günden sonra da yemin eder. Yemin “Bu günden sonra Botan Mirlerinin yaptıkları her şeyin tersini yapacağız” şeklindedir. Ogün bu gündür Hakkâri yöresindeki hareketler Botan bölgesinin tersinedir. Etraflarına yansımaları da bu şekildedir. Bunun en belirgin hali ise düğün ve halay çekmelerde görülür. Bizim bölgemiz da dahil diğer yörelerde halay başı ve ekibi sağa doğru ilerlerken Hakkari yöresinde ve etki alanında halay başı ve ekibi sola doğru hareket eder. Bütün hareketler aynıdır ancak gidiş yönü tersinedir.
Siz siz olun bu yöredeki insanların duyguları ile oynayıp onları küstürmeyin küsünce çok fena tersine giderler ve buna da alışıktırlar!