Hakkâri bölgesinde bölge genelinden farklı uygulamaların olması herkesin dikkatinden kaçmamıştır. Bu durum hem pratik uygulamada hem de seçim sandıklarında net olarak görünmektedir. Duyarlı her yurttaş, Aydın ve idarecinin gidip bu ilde neler oluyor demesi gerekiyor ancak beklenti nafile, siyasiler oy için sıradan vatandaş sınır ticareti için bu yöreye gitmeyi meziyet saydığından ne sorun sağlıklı teşhis ediliyor ne de ısmarlama gönderilen tedavi yöntemleri derde deva oluyor.
İnsan Hakları Derneği olarak hem bu bölgemiz hakkında sağlıklı bir bilgiye ulaşmak için hem de dayanışma amacı ile Bölge toplantısını Colêmerg’te yanı Hakkâri’de yaptık. Colêmerg diyorum çünkü onlarda çoğunlukla bu ismi kullanıyorlar.
Öncelikle şunu belirtelim ki bütün yumuşatma (!) politikalarına rağmen Van’ı geçtikten sonra devlet karşınızda asker olarak durmaktadır. Devletin tanımı askerdir. Doğal olarak uygulamalar da bu çerçevededir. Yol kontrol noktaları Van- Hakkâri yönünde nispetten azaltılmış olsa da mevcut ve aktiftir. Hele hele Hakkari’yi çukurca yönünde ziyaret etmek isteseniz ya da ayrılmak isteseniz buradaki askeri kontrol noktalarının kapanlı barikat noktalarından durarak geçme mecburiyetiniz daha da olağan bir hal almaya başlar. Teknolojinin yardımı ile kameradan yol kontrolü yapan askerlerin de ayrıca kontrole tabi tutuldukları askerlerin davranışlarından belli oluyor. Kapıların açılması, bagajın gözden geçirilmesi, Ehliyet ve ruhsat kontrolü ve kayıt altına alınması ondan sonra yoldaki kapanın açılması sıradanlaşmış uygulamalar. Yani kısaca belirtmeliyiz ki bu bölgemizde yönetim askeri inisiyatif ile berkemal edilmektedir.
Bakış tarzı böyle olunca doğal olarak tarih boyunca kendi koşullarında özgürce yaşamaya alışık olan yöre halkı da direnmeyi artık tıpkı askeri uygulamalar gibi kanıksamış görünüyor. Durumdan rahatsız olduklarını kendileri de belirtiyor ama ”burada ne zaman ne olacağı belli olmaz hazırlıklı olmalı” demeyi de ihmal etmiyorlar. Halkın siyasal ve sosyal alandaki bilinç düzeyinin normalin çok çok üzerinde olduğunu da belirtmemiz gerekiyor. “Yeni Anayasa” konusunda düzenlenen panele katılan yörenin STK ve diğer katılımcıların ortaya koydukları fikir ve düşüncelere aslında yaptıklarının bilinçli bir tercihten kaynaklandığını da ortaya koymaktadırlar.
Colêmerg insanı kendisine dayatılan sistemden şikâyetçi olduğunu açık açık söylüyor. “ Baskılar ile bize dayatılan ya dağa çıkma ya da cezaevlerine gitmedir. Gençlerimizin yarısından fazlası bu durumla karşı karşıya bırakılmıştır. Cezaevine girmektense birçok insan dağa çıkmıştır” denilerek bu durumun analizi yapılıyor. Normal koşullarda böylesi bir tercihin yanına elbette başka tercihler da konulabilir ancak burası Hakkâri. Sümbül dağının gölgesinde dağlarla çevrili bir alan ve tercihler beklendiği gibi sıraya konulamıyor. Yaşamın gerçekleri ile öneri sunmak gerekiyor.
Hakkâri’nin bir de Üniversitesi var! Adı Colêmerg Üniversitesi olmasa da. Ancak yerinde yeller esiyor. Her bir binası ayrı bir yerde, öğrencilerin bir bölümü ise hala kayıt ve ders işlemlerini Adana da gerçekleştiriyormuş. Sayın Başbakanın Kürtçe konusunda Hakkâri üniversitesini göstermesinin altında yatan mesele böylece daha iyi anlaşılıyor. Kürtçe lisansüstü öğrenimin neden Batman, Diyarbakır, Malatya gibi yerlerde yapılmadığını da bu arada sormak gerekiyor.
Hakkarideki olaylarda insanların neden topyekün direniş sergilediklerinin sosyal bir yönü daha var. Onları bu kadar duyarlı kılan sadece siyasal bilinç düzeyleri değil bir birine olan yakınlıkları. Burada yaşayan insanların tamamı bir birleri ile akrabadırlar. Yani aşiret üyeliğinin yanı sıra bir de akrabalık bağları var. Herkes herkesin en fazla ikinci kuşaktan akrabası. Herkes herkesi ailesi ile birlikte tanıyor ve bir birlerine dayı, amca, teyze, hala gibi tanımlamalarla hitap etmektedirler. Dolayısıyla bir parmağa dokunduğunuz an baş acayip bir şekilde feryat ediyor. Onları bir birine bağlayan hemşerilik ve yurttaşlık duygularından ziyade kan bağı olunca dirençleri ve yaklaşımları da doğal olarak farklılık yaratıyor.
Colêmerg deyip Berçelan, Koçanis, Doğaba’dan söz etmeden geçmek eksik kalır. Berçelan yaylası yıllarca uygulanan yayla yasağına rağmen bu ara ziyarete açık. Biz de deri değiştirmeyi göze alıp yollara düştük. Güneş yanığı nedeniyle deri değiştirmede başarılı olduk ancak gördüğümüz manzara karşısında da değdi demekten başka çare yok. Burası tek cümleyle harika bir manzaraya sahip. Ben çiçekler üzerinde toplama yapan karıncaları görünce “aha burası karıncanın uçtuğu yer” dedim. Esin kaynağı elbette Yaşar Kemal.
Koçanıs, Asurilerin başkenti. Burada yaşayan Asurîler bu merkezden yönetilirlermiş bir nevi dini başkent de denilebilir. Bu ara 200”ün üzerindeki Asuri ismi taşıyan köy adına rağmen tek bir Asuri inancına sahip insan bulamazsınız!
Doğaba ise Colêmergin mahalli yemeği, yoğurttan yapılıyor ve içine etten yapılmış köfte konuluyor. Değişik bir tadı var. Yolunuz düşerce tadına bakın deriz.
Diyeceğimiz odur ki bu bölgeye gitmeden bölgeyi Tv haberlerinden anlamak mümkün değil. Görüp öneri sunulursa sağlıklı bir çözüm mümkün olabilir. Yoksa Hakkari bilinçli bir şekilde ayrılıyor bilinsin.
Next